Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Geç ergenlikteki bireylerde ebeveynleşme ve depresyon arasındaki ilişkide utancın aracı rolünün incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-07-11) Mumcu, Hacer Sena; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Ebeveynleşme, çocukların kendi yaşlarına uygun olmayan, ebeveynlere ait olan rolleri üstlendiği, ebeveyn ve çocuk arasındaki rol değişimi olarak tanımlanmaktadır. Bu rol değişimi sonucunda, ebeveynleşme kavramının depresyon ve utanç kavramlarıyla arasında anlamlı ilişkiler olabileceği düşünülmüştür. Bu çalışma, geç ergenlik dönemindeki bireylerin ebeveynleşme ve depresyon arasındaki ilişkide utancın aracı rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Çalışmanın yan amacı ise ebeveynleşme, depresyon ve utanç değişkenlerinin sosyodemografik değişkenler aracılığıyla farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmanın örneklemini 18-21 yaş aralığında 212 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği’nin (SUSÖ) utanç alt boyutu ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği’nin (DASS-21) depresyon alt boyutu ile toplanmıştır. Veriler, yüz yüze ve çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon, hiyerarşik regresyon ve PROCESS Model ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, ilk çocukların ebeveynleşme düzeylerinin, ortanca ve son çocuklara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Düşük sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinin, orta ve yüksek sosyoekonomik düzeye sahip katılımcıların utanç düzeylerinden fazla olduğu sonucu bulunmuştur. Utanç değişkeninin depresyonu pozitif ve anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, ebeveynleşmenin utanç aracılığıyla depresyonu etkilediği bulunmuştur. Ebeveynleşme, utanç düzeyinin artmasında etkili olmakta ve artan utanç düzeyi ile depresyon arasında ilişki oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, klinik bağlamda ebeveynleşme kavramı çalışılırken depresyon ve utanç kavramlarının da ele alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ebeveynleşmenin depresyon ve utanç ile ilişkisinde kullanılması gereken birbirinden farklı terapi tekniklerine değinilmiştir. Aynı zamanda, ebeveynleşme kavramının ülkemizde daha çok çalışılması ve daha görünür olması önerilmiştir.
  • Yayın
    Kişilerarası döngüsel modelin ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide aracı etkisinin değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-04-04) Yola Çetin, İrem; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı
    Ebeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Baskın, kinci, soğuk, sosyal olarak çekinik, kendine güvenmeyen, sömürülebilir, aşırı bakım verici ve intrusifmüdahaleci şeklinde sekiz kişilerarası problem alanı tanımlanmış ve kişilerarası döngüsel bir model geliştirilmiştir. Evlilik uyumu, evlilik ilişkisinde sıkıntılı farklılıkların, eşler arasındaki gerilim ve kişisel kaygının, evlilik doyumunun, çift uyumunun ve evlilik işlevselliği için önemli konularda fikir birliğinin derecesi olarak tanımlanmıştır. Ebeveynleşmenin kişilerarası problemler ve evlilik uyumu ile ilişkisi gösterilmiştir. Araştırmanın amacı ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide kişilerarası döngüsel modelin aracı etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Nicel çalışmaya 368 evli katılımcı ve nitel çalışmaya 7 evli katılımcı katılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında kullanılan ölçekler Filial Sorumluluk Envanteri-Yetişkin Formu, Çift Uyum Ölçeği ve Kişilerarası Problemler Envanteri’dir. Nicel çalışmanın sonuçlarına göre ebeveynleşme ve evlilik uyumu ile çift fikir birliği arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü ve aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisinin olduğu gösterilmiştir. Ebeveynleşme ve duyguların ifadesi arasındaki ilişkide ise aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağında ebeveynleri boşanan kişilerin ebeveynleri boşanmayan kişilere göre ebeveynleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Çocukluk çağında ailesinin gelir düzeyini düşük algılayan katılımcıların yüksek algılayan katılımcılara göre ebeveynleşme düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Nitel çalışmadan elde edilen bulguların nicel çalışma sonuçlarını desteklediği, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağladığı, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkardığı düşünülmüştür. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.
  • Yayın
    Ebeveynleşme ve kırılgan narsisizm arasındaki ilişkide kendiliknesnesi ihtiyaçlarının aracı etkisi ve savunma mekanizmalarının düzenleyici etkisi
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-01-30) Kahveci, Ceyhun; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School Of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmada ebeveynleşme ile kırılgan narsisizm arasındaki ilişkide kendiliknesnesi ihtiyaçlarına yönelimin aracı etkisi ve savunma mekanizmalarının düzenleyici etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi, 18-65 yaş aralığındaki 308 gönüllü katılımcıdan (228 Kadın, 80 Erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveynleştirilmiş Çocuk Ölçeği – Yetişkin Formu, Patolojik Narsisizm Envanteri, Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri, Savunma Biçimleri Testi sunulmuştur. Araştırma verilerini analiz etmek amacıyla Pearson Korelasyon, Bağımsız İki Örneklem T-test, ANOVA analizleri ve Process Makro Model 5 analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kırılgan narsisizm düzeyinin cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların erkeklere göre daha yüksek düzeyde kırılgan narsisizme sahip olduğu bulunmuştur. Kırılgan narsisizm ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmış, yaş arttıkça kırılgan narsisizm düzeyinin azaldığı bulunmuştur. Ebeveynleşme düzeyinin cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların erkeklere göre daha yüksek genel ve kardeş odaklı ebeveynleşme düzeylerine sahip oldukları bulunmuştur. Process Model 5 analizlerine göre hem genel ebeveynleşme hem de kardeş odaklı ebeveynleşme ile kırılgan narsisizm arasındaki ilişkide aynalanma - idealizasyon - ikizlik ihtiyacına yaklaşma ve idealizasyon - ikizlik ihtiyacından kaçınmanın anlamlı aracılık etki gösterdiği ancak aynalanma ihtiyacından kaçınmanın anlamlı aracılık etki göstermediği saptanmıştır; tüm modellerde savunma mekanizmalarının (matür, nevrotik, immatür) anlamlı düzenleyici etki etmediği görülmüştür. Son bölümde analizler sonucu elde edilen bilgiler literatür ışığında tartışılmıştır, çalışmanın kısıtlılıklarına değinilmiş ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.