Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Evli bireylerde güvensiz bağlanma, ruminatif düşünme biçimi ve evlilik uyumunun ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler ile ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2023-01-25) Güler, Burçak; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerde ruminatif düşünme biçimi ve evlilik uyumunun kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki aracı rolünü araştırmaktır. Yöntem: Örneklem, yaşları 23-70 arasında değişen ve ortalaması 38,9±9,77 olan 351 evli bireyden oluşmaktadır. Örneklemin çoğunu kadın (%65,2), üniversite mezunu (%77,2), çalışan (%76,4) ve ilk evliliğini sürdüren (%96,3) bireyler oluşturmuştur. Çalışmada Sosyodemografik Form, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II Kısa Formu, Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde, bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre evli bireylerde romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma ve ruminatif düşünme biçimi tarafından anlamlı düzeyde pozitif yönde, evlilik uyumu tarafından anlamlı düzeyde negatif yönde yordanmaktadır. Ek olarak, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolü bulunmuştur. Sonuç: Evli bireylerde, romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeylerinin yordayıcıları olarak kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, evlilik uyumu ve ruminatif düşünme biçimi bulunmuştur. İncelenen aracı modellerinde, güvensiz bağlanma stillerinin romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri ile doğrudan ilişkisinin olumsuz olduğu, bu ilişkinin artan ruminatif düşünme eğilimi ve azalan evlilik uyumu ile açıklandığı bulunmuştur.
  • Yayın
    Profesyonel dansçı olan ve olmayan bireylerde bağlanma stilleri, sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-02-22) Çelik, İlayda; Deveci, Ezgi; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın amacı bağlanma stilleri, sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları arasındaki ilişkilerin yeme bozuklukları açısından risk grubu olarak görülen profesyonel dansçı grubu ve dansçı olmayan karşılaştırma grubunda incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 18-79 yaş arası toplam 383 katılımcıdan oluşmaktadır (159 profesyonel dansçı grubu katılımcısı ve 224 profesyonel dansçı olmayan karşılaştırma grubu katılımcısı). Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, YTT-26 ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği katılımcılara online olarak iletilmiştir. Hipotezleri test edebilmek adına bağımsız örneklem t-test analizi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve aracı etki analizi (Process Macro Model 4) kullanılmıştır. Yürütülen analizlerin sonuçlarına göre, profesyonel dansçıların yeme tutumları dansçı olmayan karşılaştırma grubunun yeme tutumlarına kıyasla daha fazla bozulma göstermektedir ve profesyonel dansçıların Beden Kitle İndeksi (BKİ) dansçı olmayan grubun BKİ değerinden anlamlı derecede düşüktür. Hem profesyonel dansçı grubu için hem de dansçı olmayan karşılaştırma grubu için güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ve sosyal görünüş kaygısı değişkenleri, yeme tutumları ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Kaygılı bağlanma stili ve sosyal görünüş kaygısı değişkenlerinin yeme tutumlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Her iki grup için de kaygılı bağlanma stili ile yeme tutumları arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısı değişkeni aracı rolü oynamaktadır ancak kaçıngan bağlanma stili ile yeme tutumları arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısı profesyonel dansçı grubunda aracı etkiye sahipken dansçı olmayan karşılaştırma grubunda aracı etkiye sahip değildir. Sonuçlar göstermiştir ki, profesyonel dansçı grubu yeme tutumlarındaki bozulmalar açısından daha fazla risk altındadır ve güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ile sosyal görünüş kaygısı bozulmuş yeme tutumlarına katkı sağlamaktadır.
  • Yayın
    Erişkin bağlanma biçimlerinin doğum sonrası depresyon anksiyete üzerindeki etkisi ve sosyal desteğin bu ilişkideki moderatör rolü
    (Işık Üniversitesi, 2017-08-07) Vatansever, Zülal; Özkol, Hivren; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin Tanımı: Bu araştırmanın amacı, erişkin bağlanma biçimlerinin doğum sonrası görülen depresyon ve anksiyete ile ilişkisinde sosyal desteğin moderatör rolünün incelenmesidir. Yöntem: Araştırma, aile sağlığı merkezlerine başvuran ve gönüllü olarak araştırmaya katılmak isteyen post-partum dönemdeki 76 kadın ile yürütülmüştür. Katılımcılara; bilgilendirilmiş gönüllü olur formu, sosyo-demografik ve tıbbi bilgilerin yer aldığı veri formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği, Erişkin Bağlanma Biçimleri Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Science) for Windows 22.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel istatistik analizi, Pearson korelasyon analizi, ANOVA ve post-hoc analizi, bağımsız t testi, çoklu regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır ve p değerinin 0,05’den küçük olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma verilerinin korelasyon analizleri sonucunda, erişkin bağlanma biçimlerinden kaygılı/kararsız bağlanma biçimi ve güvenli bağlanma biçimi ile doğum sonrası depresyon ve anksiyete belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kaygılı/kararsız bağlanma biçimi ile doğum sonrası depresyon ve anksiyete belirtileri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, güvenli bağlanma biçimi ile doğum sonrası depresyon ve anksiyete belirtileri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal destek ile kaygılı/kararsız bağlanma biçimi, güvenli bağlanma biçimi, depresyon belirtileri ve anksiyete belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal destek ile anksiyete, depresyon, kaygılı/kararsız bağlanma biçimi arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken, sosyal destek ile güvenli bağlanma biçimi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, erişkin bağlanma biçimlerinden güvenli bağlanma ve kaygılı kararsız bağlanmanın depresyonu yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Güvenli bağlanma düşük depresyon puanlarını yordarken, kaygılı/kararsız bağlanma yüksek depresyon puanlarını yordamaktadır. Depresyonun güvenli bağlanma ve kaygılı/kararsız bağlanmayla ilişkisinde sosyal desteğin moderatör rol oynadığı bulunmuştur. Sonuç: Erişkin bağlanma biçimlerinin, depresyon şiddeti ile ilişkili olabileceği ve sosyal desteğin bu ilişkide moderatör rol oynayabileceği bulunmuştur.