2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Turkey’s emerging dichotomy between Erbil and Sulaimaniyah, Iraqi Development Road project and the fight against the PKK(Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Kayhan Pusane, ÖzlemThe vast literature on Turkish foreign policy has long discussed Turkish policymakers’ policy preferences and initiatives vis-à-vis the Iraqi Kurds without making much of a distinction among various Iraqi Kurdish actors. Although Turkish political leaders built closer relations with certain Iraqi Kurdish actors than others from time to time, there has not been a major policy variation toward different political actors of Iraqi Kurdish politics until recently. However, especially from the 2017 Iraqi Kurdish independence referendum onwards, it has been possible to observe an increasing level of divergence between Turkey’s attitude and discourse vis-à-vis the Kurdistan Democratic Party (KDP) and the Patriotic Union of Kurdistan (PUK), two major political parties of the Iraqi Kurdish politics. While Turkey’s cooperation with the KDP in the struggle against the PKK has significantly increased in the past few years, Turkish officials’ uneasiness regarding the PUK ties with the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK) and the People’s Protection Units (YPG) has been more and more apparent. This paper provides an account of Turkey’s changing attitude and discourse about the KDP and the PUK since 2017 within the context of the ongoing discussions about the Iraqi Dry Canal/Development Road project as well as Turkey’s fight against the PKK.Yayın Kentkırım ve Sadr Şehri’nin mekânsal dönüşümü(Işık Üniversitesi Yayınları, 2020-12-10) Çağlar, Mehmet TuranKent alanlarında yaşanan çatışmalar, Soğuk Savaş sonrası dönemin önemli özelliklerinden biri olurken, bu alanlar üzerinden ortaya çıkan farklı iktidar mücadeleleri, kent alanlarını şiddetin hedefi haline getirmiştir. Kent alanlarında artan çatışmaların da doğrudan sonucu olarak bu alanların güvenliği, önem kazanmış ve kentler, dönüşen güvenlik anlayışının sonucuyla da ilişkili olarak güvenliğin nesnesi haline gelmiştir. Kent alanlarının şiddetin hedefi olduğunu en açık bir şekilde gösteren örnekler ise kentkırım kavramı üzerinden incelenebilmektedir. İlk defa Yugoslav iç savaşı sırasında kullanılan kentkırım kavramı, "urban" (kente ait olan) ve "cide" (öldürme) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Kabaca şehre ait değerleri yıkma amacıyla yapılan niyetlenmiş saldırı olarak tanımlanan kentkırımla ilgili ilerleyen dönemlerde çok sayıda farklı tanım ortaya çıkmıştır. Kentkırımla ilgili en kapsayıcı tanımlama ise kent alanının niyetlenmiş ve sistematik bir şekilde yıkılması, kentsel mekân üzerinden eski toplumsal yapının imhasının veya dönüştürülmesinin hedeflenmesi ve bu hedef için askeri yöntemlerin kullanması şeklinde özetlenebilir. Bu tanım doğrultusunda ABD’nin 2008 yılında Bağdat’ın Sadr Şehri’nde gerçekleştirdiği askeri operasyon, Soğuk Savaş sonrası artan kentkırım pratiğine örnek olarak gösterilmektedir. Diğer kentkırım örneklerinde olduğu gibi ABD’nin operasyonu, ötekine/düşmana ait kültürel, tarihi, ekonomik ve toplumsal yapıyı mekân üzerinden yok etmeyi amaçlamıştır. Fakat ABD’nin Sadr Şehri’ne düzenlediği askeri operasyon sadece yok etme amacıyla gerçekleşmemiş, operasyon sonrası şehrin yeniden inşası da önemli bir konu olmuştur. Şehrin yeniden inşasındaysa şehrin tekrar ‘sorun’ çıkarmaması amaçlanmıştır. Bütün bu süreç zarfında ABD’nin Irak ve Sadr Şehri üzerinden hayata geçirdiği siyasaların ilk defa çevrede test edilip daha sonra merkezde de uygulanması, bumerang etkisi yaratmış ve merkez ile çevrenin şehirleri doğrudan birbirlerine bağlanmıştır.












