Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 20
  • Yayın
    Sürdürülebilirlik ve entegre raporlama metodolojisinin sektörel bazda karşılaştırmalı değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-12) Berksoy, Burcu; Eyüpgiller, Sait Saygın; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Sürdürülebilirlik, başta iş dünyası olmak üzere akademisyenler tarafından da ilgi gören bir konudur. Sürdürülebilirlik kavram olarak büyüme yerine kalkınmayı öngörmektedir. Bu nedenle sürdürülebilirlik olmadan kalkınma olmayacağı gibi, kalkınma olmadan da sürdürülebilirlik olamaz. Sürdürülebilir kalkınma; bugünün ve geleceğin yaşamının planlanması, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının bugünden karşılanabilmesi için gerekli imkânların sunulması şeklinde tanımlanır. Ekonomiyle birlikte toplumun da parçası olan işletmeler de süreç kâr odaklı iken küreselleşmenin getirdiği etkiyle yerini çevresel ve sosyal göstergelerle dengeleyerek gerçekleşmektedir. Bu üçlü dengeleme; çevresel, sosyal ve ekonomik göstergeler aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın boyutlarını oluşturmaktadır. İşletmeler sürdürülebilirlik raporları ile iç ve dış paydaşlarına kurumlarının gerçek performanslarını yansıtmakla birlikte faaliyette bulundukları çevreye karşı sorumluluklarını da gözler önüne sermektedirler. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmak adına kurumsal şekilde devam etmeleri Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İşletmeler bu kavram gereğince, yalnızca kurumun çıkarını değil, sistemin çıkarını göz önünde bulundurarak hareket etmelidir. İşletmelerin hem finansal raporlama yapması hem de sürdürülebilirlik raporlama yapmaları halinde pek çok sayıda doküman oluşması, kreditörler tarafından yorumlanmakta güçlük çekilmesi neticesinde geleceğin raporlaması olarak adlandırılan entegre raporlamaya geçiş süreci başlamıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sürdürülebilirlik kavramına değinilmiş; sürdürülebilirlik raporlamasının içeriği ve önemi incelenmiştir. İkinci bölümde kurumsal sürdürülebilirlik hakkında genel bilgiler verildikten sonra kurumsal sürdürülebilirlik modelleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, sürdürülebilirlik ile ilgili kuruluşlar hakkında bilgi verilmiş; sürdürülebilirlik ölçüm uygulamaları olan Sürdürülebilirlik Endekslerine değinilmiştir. Son bölümde ise finansal raporlamadan entegre raporlamaya geçiş sürecinden bahsedilmiş; entegre raporun tarihsel gelişimi, kapsamı, amacı, işletmelere sağladığı fayda, içeriği ve kılavuz ilkeleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Türkiye’de az sayıda yayınlanan entegre raporlardan farklı iki sektör seçilerek içerik karşılaştırılması yapılmıştır. Bu kuruluşlar; T.Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Çimsa Çimento T.A.Ş. ‘dir.
  • Yayın
    Landscape ecological evaluation of cultural patterns for the Istanbul urban landscape
    (MDPI, 2022-12) Aksu, Gül Aslı; Tağıl, Şermin; Musaoğlu, Nebiye; Seyek Canatanoğlu, Emel; Uzun, Adnan
    With the widespread population growth in cities, anthropogenic influences inevitably lead to natural disturbances. The metropolitan area of Istanbul, with its rapid urbanization rate, has faced intense pressure regarding the sustainability of urban habitats. In this context, landscapes comprising patches affected by various disturbances and undergoing temporal changes must be analyzed, in order to assess city-related disturbances. In this study, the main objective was to understand how urbanization changed the function of the spatial distribution of the urban mosaic and, more specifically, its relationship with the size, shape, and connection among land-use classes. For this purpose, we took Besiktas, a district of Istanbul, as the study area. We evaluated the landscape pattern of the urban environment in two stages. First, we used medium-resolution satellite imagery to reveal the general interactions in the urbanization process. Landscape- and class-level landscape metrics were selected to quantify the landscape connectivity, and the distances between classes (green areas and artificial surfaces), patterns, and processes, using five satellite images representing a time span of 51 years (1963, 1984, 1997, 2005, and 2014). The general landscape structure was examined by looking at the temporal–spatial processes of artificial surface and green areas obtained from these medium-resolution satellite images. The trends in selected landscape-level metrics were specified and discussed through the use of a moving window analysis. We then used Pleiades high-resolution satellite imagery (2015) to analyze the landscape structure in more detail. This high-resolution base image allows us to recognize the possibility of classifying basic cultural landscape classes. The findings regarding the spatial arrangement of each class in the areas allocated to 14 cultural landscape classes were interpreted by associating them with the landscape functions. Finally, particulate matter (PM10) concentration data were collected and evaluated as an ecological indicator, in order to reveal the relationships between landscape structure and landscape function. In short, we first evaluated the whole landscape structure using medium-resolution data, followed by the classification of cultural landscapes using high-resolution satellite imagery, providing a time-effective—and, therefore, essential—auxiliary method for landscape evaluation. This two-stage evaluation method enables inferences to be made that can shed light on the landscape functions in an urban environment based on the landscape structure.
  • Yayın
    Analysing gender equality and empowerment in Turkish companies: an exploratory case to achieve United Nation’s sustainability goal
    (PressAcademia, 2023-06-30) Dönmez, Sena; Tuncay Çelikel, Aslı
    Purpose- United Nations' Sustainability Goal 5, "Achieving Gender Equality and Empower All Women and Girls," is a critically important topic in today's sustainability agenda. This exploratory case study aims to delve into the current status of gender equality and women's empowerment in Turkish businesses. Furthermore, it seeks to propose a roadmap with thematic areas that can guide companies in fulfilling Goal 5. Methodology- For this qualitative research, the study engaged professionals in Türkiye, specifically in the manufacturing and logistics industries in Istanbul. The research employed both preliminary and face-to-face interviews to gather insights from experts in the field of sustainability and those working on SDG 5. The preliminary phase involved two managers, while the subsequent face-to-face interviews involved five key experts. A total of ten open-ended questions were posed to representatives from five companies, comprising sustainability managers and specialists from the manufacturing and logistics sectors. Findings- Sustainable Development Goal 5 (SDG 5) literature revealed various themes related to gender equality and empowerment, encompassing gender-neutral decision making, a person’s well-being, creating safe spaces, gender equality role in value chain, environmental impact, ethical considerations, awareness, and empowerment linked to leadership. The qualitative research findings were significant to shape a future plan. Based on the research results, ten thematic areas for companies was developed by the authors. Roadmap Thematic Areas for Companies: Breaking gender stereotypes for gender-neutral career, promoting social sustainability through training opportunities, implementing gender-neutral recruitment practices, adopting gender-neutral policies in all decision making processes, establishing an egalitarian environment within the value chain and permissions, addressing global deficiencies in training to eliminate gender prejudices and promoting access to health and medicines, maintaining work-life balance, supporting advancement of employees with trainings, considering benefits of society on environmental impacts and raising public awareness by ensuring ethics. Conclusion- The development of Sustainable Development Goal 5 (SDG 5) relies heavily on social, economic, and environmental factors, particularly concerning leadership. This case study underscores the need for Turkish companies to prioritize gender equality and women's empowerment initiatives, as their efforts will contribute to broader sustainability endeavors within the country. By actively embracing the proposed roadmap's strategies, businesses can pave the way for a more inclusive and sustainable future for all individuals in Türkiye.
  • Yayın
    Güvenli ve sürdürülebilir nanoteknoloji uygulamaları
    (Rüştü Uçan, 2018-04-01) Gül, Ayşenur
    Son zamanlarda, nanoteknolojinin gündelik hayatımızda yer alması ile tekstil, kaplama, katalizör, tıp, elektronik, gıda, enerji gibi çeşitli sanayi ve teknoloji sektörlerinde önemli değişiklikler ve gelişmeler kaydedilmiştir. Nanoteknoloji, pek çok malzemenin yapısında son derece küçük ölçekte değişiklikler yapabilmeyi sağlayan bir bilim dalıdır. Ayrıca, mevcut malzemelerin belirli bir amaca yönelik olarak geliştirilebilmesi ve daha hafif, reaktif olmayan ve daha güçlü ve dayanıklı alternatifler üretmek de mümkündür. Araştırma laboratuvarlarının yanı sıra endüstriyel ve ticari alanlarda da nanoteknoloji uygulamaları artmaktadır. Nanomalzemeler ile çalışan işçiler ve işverenler bu maddelere solunum, cilt ile temas veya yutulma yoluyla maruz kalabilirler. Fakat, nanomalzemelerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki riskleri ile ilgili henüz yeterli veri oluşmamıştır. Bunun yanında, bu malzemelerin bazıları, yüksek yüzey alanlarına, çok düşük ateşleme enerjilerine ve sıcaklıklara bağlı olarak iş yerinde patlama ve yangın çıkartabilir. Bu raporun amacı, nanomalzemelerin potansiyel sağlık etkisini ve iş yeri tehlikelerini tanımlamak ve bu materyallerin güvenlik kültürü ve kontrol yöntemlerini geliştirmektir.
  • Yayın
    İç mekân tasarımında sürdürülebilirlik: sürdürülebilir yapı analizi örneği
    (Işık Üniversitesi, 2020-08-27) Ertem, Mahmut Emre; Uzun, Adnan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    İnsanlar tarih boyunca kendilerine ait bir yaşam alanı belirlemek amacı ile çevrelerine sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar ile ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda mekânları oluşturmuşlardır. İnsanlar her türlü ihtiyaçlarını doğal çevrenin sunduğu kaynaklardan sağlamaktadır. Zaman içerisinde bu kaynakların bilinçsiz bir şekilde tüketilmesi beraberinde birçok sorunu getirmiştir ve doğanın dengesini bozmuştur. Doğadaki kaynaklar ve enerjiler, etkileşim ve dönüşüm ilişkisi içerisindedir. Bu etkileşim bozulduğu zaman doğanın insanlara sunabileceği kaynaklar yok olmaya doğru gitmektedir. Sürdürülebilirlik, doğadaki kaynak ve enerjilerin doğal döngülerine zarar vermeden bu kaynakların ihtiyaçlara göre kullanılması anlamına gelmektedir. Sürdürülebilirliğin sözlük anlamı var olanı koruma durumu olarak tanımlanmıştır. Bugün birçok kurum ve kuruluş sürdürülebilirlik için çalışmakta ve kendini geliştirmektedir. Yeşil bina kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte yeşil bina sertifikasyon sistemleri uygulanmaya başlanmıştır. Bu tür sistemler ilk önce gelişmiş ülkelerde geliştirilmiş ve daha sonra birçok ülkede kullanılmıştır. Birçok ülke kendi yeşil alan sertifikasyon sistemlerini geliştirmiştir veya diğer ülkelerin uluslararası sertifikasyonlarını kullanmaktadır. Bu çalışma, 6 temel bölümden meydana gelmektedir. Girişte iç mekân analizinde sürdürülebilirlik kavramı genel olarak ele alınmıştır. 1. Bölümde; sürdürülebilirlik kavramının tanımı yapılarak, sürdürülebilir kalkınmanın boyutları açıklanmıştır. 2. Bölümde sürdürülebilir kalkınmanın iç mekân tasarımına etkisi incelenerek, mimarlık ve iç mimarlık ilke ve yöntemleri açıklanmıştır. 3. Bölümde sürdürülebilir tasarım esasları anlatılmıştır. İç mekân çevre koşulları, enerji tüketimi ve kullanımı, kaynak kullanımı açıklanarak, sürdürülebilir tasarım faktörlerinin iç mekânsal olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. 4. Bölümde; sürdürülebilir iç mekân tasarım kriterleri bağlamında bir model olarak Temmuz 2014’te LEED Gold Sertifikası alan Torun Tower incelenmiştir. Proje hakkında genel bilgiler verildikten sonra projenin LEED sertifikası kapsamında analizi yapılmıştır. Proje analizi kısmında LEED Sertifikasının temel kategorileri olan; sürdürülebilir araziler, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekân çevre kalitesi, yenilik ve bölgesel öncelik irdelenmiştir. Burada her kategori için amaç, gereksinim ve modelin değerlendirilmesi ile puanı açıklanmıştır. Daha sonra projenin analizleri değerlendirilmiştir ve özet olarak sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmadan elde edilen bulgular özetlenmiştir.
  • Yayın
    Yeşil binaların sürdürülebilirlik açısından önemi ve Türkiye Müteahhitler Birliği yapısı analizi
    (Işık Üniversitesi, 2019-08-07) Şen Coşgun, Esma Didem; Koca, Gülru; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Günümüzde sürdürülebilirlik kavramının önemi giderek artmaktadır. Bu kavram birçok alanda olduğu gibi mimarlık alanında da önemli bir noktadadır. Sürdürülebilir mimari Türkiye'de gündemde olan ve bu alanda çalışmaların yoğunlaştığı bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde çevre koruması açısından mimari alanda yaşanan olumsuzlukların önüne geçmek ve daha ekolojik binalar inşa etmek için sürdürülebilir mimarlık yaklaşımına duyulan ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu araştırma sürdürülebilir mimaride doğal kaynakların kullanımını ifade etmek amacıyla hazırlanmıştır. Hazırlanan çalışmada ilgili literatür taraması neticesinde sürdürülebilirlik ve yeşil bina kavramları ifade edilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise sürdürülebilir yapı sertifikalandırma sistemlerinden LEED incelenerek Türkiye Müteahhitler Birliği binası LEED sertifikası açısından analiz edilmiştir.
  • Yayın
    Earthquakes, sustainable settlements and traditional construction techniques
    (Mehmet Topçu, 2023-12-31) Koca, Gülru
    Urbanization is increasing all around the world due to population growth and big cities receive a high volume of migrants due to economic and social reasons. However, rapid population growth should be prevented in big cities in order to provide comfortable living conditions to the population. When urban planning practices do not catch the speed of urbanization; the tendency towards vertical architecture increases, the amount of green space decreases and problems related to unplanned urbanization come to the fore. These important problems, which have considerably increased recently in Türkiye, may lead greater problems in many respects. The parallel and self-sufficient development of urban and rural areas, which is defined as urban sustainability, is considered as the best-case scenario in urban planning practices. This aim is adopted nowadays by most of the countries in the world as it prevents rapid population growth in cities and depopulation in rural areas. Decisions which are taken to ensure urban sustainability are important for all countries. However, these decisions become even more important in regions with disaster risk. As the majority of Türkiye’s land area is under seismic risk, the problems which may arise due to rapid urbanization during an earthquake should be prevented. The damage and losses which could occur during an earthquake and the security, health, education problems which will arise after the earthquake can be solved by preventing dense housing and uncontrolled migration in urban areas. The connection between urban and rural areas should be strengthened. Besides, the social and economic sustainability of the rural area should be ensured. Settlements should be designed away from fault lines with a holistic approach as “living spaces” which consist components such as; transportation, infrastructure, green spaces and educational spaces. Additionally; the use of appropriate construction techniques and materials should be accepted as a priority. In this context, it can be mentioned that traditional building techniques, which have been developed over centuries and whose deficiencies have been improved during this period, should be preferred especially in rural areas. In this study, the criteria that gain importance in the construction of earthquake resistant and sustainable settlements are evaluated on Türkiye case. The precautions which should be taken to ensure rural sustainability and to prevent the depopulation of rural areas are emphasized. Within this scope, the importance of protecting the architectural texture and regenerating traditional building culture was discussed in constructing earthquake resistant settlements.
  • Yayın
    Evaluation of traditional Sirince houses according to sustainable construction principles
    (Selcuk Univ, 2019-06) Koca, Gülru
    Sirince is a village which has unique traditional building samples and which is heavily influenced by the influx of tourists in the summer season for the last decade. Many buildings in Sirince have changed function due to tourism activities and a significant amount of them have been renovated. Besides, some new buildings has been constructed from modern building materials such as reinforced concrete in the settlement. Since the management plan has not yet put into force in the region, excessive interventions can be seen in renovations and restorations. However, the settlement is still facing a decrease in population for some reasons. In order to preserve the population of Sirince the sustainability of the region has to be ensured and the existing historical and architectural texture has to be preserved. This study mainly focuses on the evaluation of Sirince according to sustainable construction principles and suggests some interventions in order to increase the sustainability. As a first statement it can be mentioned that, tourism has to be viewed as a means rather than an end to improve the sustainability of the settlement. The constructions has to be carried out according to ecology based principles, a healthy built environment has to be created and non-renewable natural sources has to be used efficiently to increase the sustainability in constructions. Excessive restoration interventions has to be prevented, traditional materials and techniques has to be preserved. Reusing and recycling of materials has to be evaluated in order to make environment-friendly applications.
  • Yayın
    Analyzing the impact of brand sustainability practices on brand loyalty
    (Işık Üniversitesi, 2024-02-12) Audi, Umar Goni; Develi, Evrim İldem; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yöneticiler için İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Executive Master of Business Administration
    This study delves into the impact of sustainability practices on brand loyalty, particularly within the fast-fashion industry. It addresses the growing consumer awareness of how fast-fashion brands manage their environmental and ethical responsibilities and how such practices influence consumer loyalty. The research posits that effective communication of sustainability initiatives via social media can significantly enhance consumer trust, satisfaction, and engagement, thereby fostering greater brand loyalty. However, the challenge lies in managing these digital platforms to prevent the dissemination of content that could damage the brand's reputation. Utilizing a quantitative research method, a cross-sectional survey was distributed across multiple social media channels to analyze the interconnections between sustainability practices and their effect on brand loyalty, alongside variables such as satisfaction, trust, and engagement. The analysis, conducted using SPSS, employed various statistical tools and demonstrated a positive link between transparent sustainability practices and brand loyalty. The findings reinforce the importance of sustainability in strengthening brand loyalty in the fast-fashion industry. This study, while providing valuable insights, acknowledges limitations due to its specific demographic focus and the concentration on a single industry sector.
  • Yayın
    Sürdürülebilirlik performansının borsa performansına etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2024-02-26) Onat Çakmak, Aslı; Çalış, Yıldırım Ercan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Türkiye’de sürdürülebilirlik raporu ve entegre rapor yayınlayan işletmeler hızla artmaktadır. Bu artış ile birlikte sermaye piyasalarında da değişimler meydana gelmektedir. Bu doğrultuda Borsa İstanbul 2014 tarihinden itibaren sürdürülebilirlik endeksi yayınlamaya başlamıştır. Endekse işletmelerin dahil olabilmesi için ESG Genel Skorlarının 50 ve üzeri olması gerekmektedir. Borsa İstanbul 2022 yılı itibari ile sürdürülebilirlik endekslerine bir yenisini daha ekleyerek BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksini yayınlamaya başlamıştır. Bu endekse firmaların dahil olabilmesi için ESG Genel Skorlarının 70 ve üzerinde olması gerekmektedir. ESG Skoru firmaların çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarından elde edilen genel skoru ifade etmektedir. Son yıllarda ESG Kavramı yatırımcılar için borsa performans değerlendirmesinde belirleyici kavramlardan biri olmuştur. Bu çalışmanın ilk bölümünde sürdürülebilirlik kavramı, boyutları, tarihsel gelişimi ve işletmeler için sağladığı faydalara değinilmiştir. İkinci bölümünde ise entegre raporlama hakkında detaylı bilgi verilip tarihsel gelişimi, kılavuz ilkeleri, içerik ve sermaye öğeleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise endeks kavramı, sürdürülebilirlik endeksi, ESG Skorlarına değinilmiştir. Son bölüm olan dördüncü bölümde ESG Genel Skorlarının Borsa performansına etkileri ve 70 genel skor üzeri ve altı olarak iki ayrı gruba ayrılarak, bu iki grubun borsa performansına etkileri incelenmiştir. ESG Genel Skorlarının borsa performans etkileri incelenirken parametrik olmayan korelasyon testi olan Spearman korelasyon (Rho), ESG Genel Skoru 70 altı ve üzeri olan firmaların borsa performans etkisi incelenirken iki bağımsız grup t-testi uygulanmıştır. ESG Genel skoru borsa performansına etkileri incelenirken kar marjı oranında doğrusal bir bağıntı bulunmuştur. Diğer taraftan 70 altı genel skor ile 70 üzeri genel skorun borsa performans oranlarına etkisinde istatistiksel analizde anlamlı bir etkinin bulunmadığı görülmüştür. Yapılmış olan analizler sonucunda işletmelerin borsa performanslarını artırmak için finansal olmayan raporlamalara daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.