Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    BMGK daimi üyelerinin Suriye krizine yaklaşımı: uyuşmayan talepler ve çatışan çözümler
    (Salim Durukoğlu, 2020-12-22) Turan, Mehmet Çağlar
    Mart 2011’de ülke içerisinde gösterilerle başlayan Suriye krizi, BMGK’nın daimi üyelerinin krize yaklaşımından etkilenmiştir. BM’de veto yetkisine sahip bu devletler, krize kısa zaman içerisinde müdahil olmuş fakat bu aktörlerin farklı hedefleri, krizin çözümünü engellerken hayata geçirdikleri önlemler, birbirlerini etkisizleştirmiştir. Ayrıca tarafların yaklaşımları doğrultusunda devreye soktuğu önlemler, BMGK’nın etkinliğini sınırlandırmıştır. ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye krizinin kaynağını Suriye yönetiminin yöntemleri olarak görmüş ve krizin çözümünü Suriye’de yönetimin değişmesi olarak belirlemiştir. Diğer taraftan Rusya ve Çin, krizin kaynağını Suriye yönetiminin yanında ülke içinde şiddet uygulayan diğer aktörler olarak görmüş ve dışarıdan herhangi bir müdahaleye karşı çıkmıştır. Daimi üyelerin krize yaklaşımları taraflar arası bir denge oluştursa da zaman içerisinde ABD, İngiltere ve Fransa'nın kriz bağlamında önceliklerinin değişmesi, Rusya’nın Suriye iç savaşına katılması ve BMGK’nın Rusya ve Çin’in siyasal çözüm önerilerini desteklemesiyle birlikte Suriye krizinin tarafları arasındaki denge bozulmuş ve Çin ve Rusya’nın krize yaklaşımları ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda bu çalışmayla BMGK’nın daimi üyelerinin Suriye krizine etkilerinin neler olduğu gösterilecektir. Ayrıca çalışmada bu aktörlerin hangi stratejileri devreye soktuğu ve bu stratejilerin küresel örgüt üzerindeki etkileri analiz edilecektir. Bu analiz için daimi üyelerin açıklamaları ve hayata geçirdiği siyasalar gösterilip BMGK’da Suriye kriziyle ilgili alınan kararlar ve bu kararların krize etkileri incelenecektir.
  • Yayın
    ABD’nin Irak müdahalesinde güvenliğin özelleşmesi: Sözleşmeli personel ve özel askeri ve güvenlik şirketlerinin rolü ve etkileri
    (Istanbul Univ, 2020-03-30) Çağlar, Mehmet Turan
    ABD’nin 2003 yılında Irak’a müdahalesi ile birlikte özel askeri ve güvenlik şirketleri, ABD’nin en önemli ortaklarından biri olmuş ve hatta sözleşmeli personel, Irak’ta koalisyon güçleri içerisinde ABD’den sonraki en büyük grup haline gelmiştir. 2003 yılı sonrası ABD yönetimleri, Irak Savaşı’nın artan ekonomik, insani ve siyasi maliyetlerini sözleşmeli personel üzerinden dışsallaştırmaya çalışmıştır. 2011 yılı öncesi Irak’ta ABD askerlerinin yanında yer alan sözleşmeli personel, 2011 yılı sonrası ABD askerlerinin yerine görev almaya başlamıştır. ABD yönetimleri, özel şirketler aracılığıyla bazı maliyetleri dışsallaştırabilse de sözleşmeli personelin insan hakları ihlalleri, ABD’nin Irak ve bölgedeki ününe zarar vermiştir. Sözleşmeli personel ayrıca Irak’ta şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalan aktörlerin başında gelmiş ve ülke içerisindeki şiddetin yükselmesinde rol oynamıştır. Irak’ta ABD aracılığıyla güvenliğin özelleşmesi ise Irak’taki güvenlik kavramını dönüştürmüştür. Özel askeri ve güvenlik şirketleri ve çalışanlarının hukuki statüleri ve denetimleri, güvenlik kavramının dışlayıcı bir hale gelmesi ve güvenliğin piyasalaşması, Irak gibi kırılgan bir ülkede yeni güvenlik sorunlarına yol açmıştır. Özel askeri ve güvenlik şirketlerinin Irak Savaşı boyunca oynadığı roller ise geleneksel güvenlik anlayışı ve şiddet kullanma tekelinin devriyle ilgili Uluslararası İlişkilerde yeni tartışmalara sebep olmuştur.
  • Yayın
    Andijon'da Nima Bo'ldi? Özbekistan'da terör, güvenlik ve demokrasi
    (2008) Bıçakcı, Ahmet Salih
    1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle birlikte Soğuk Savaş sona ermiş ve tüm Sovyet coğrafyasında olduğu gibi Orta Asya’da da yeni bağımsız devletler ortaya çıkmıştır. Yeni dönemde uluslararası sistemde güvenlik yaklaşımlarına artan terör eylemleri ve demokratikleşme süreçleri damgasını vurmuş, Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan 11 Eylül saldırıları da terör ve güvenlik kavramlarının farklı yorumlarını getirmiştir. Özbekistan da bu anlamda bir istisna teşkil etmeyen ülkeler arasında sayılabilir. Eski Sovyet kültürüne sahip liderler için çoğulculuk uygulamaları tahmin edilenden çok daha zor oldu. Andican’da 13 Mayıs 2005’te gerçekleşen olayların da gösterdiği üzere ülkeden ülkeye değişen güvenlik anlayışı Özbekistan için çoğu zaman iktidarı korumak olarak kurgulanmıştır. ABD’nin stratejik ortaklığını da meşruiyet unsuru olarak kullanan Özbekistan, muhalif güçleri ‘terörist’ diye tanımlamaktan çekinmemiş ve alınan güvenlik tedbirleri yeni düşmanlar yaratmıştır. Bu araştırmada Özbekistan’ın geçmişi de dikkate alınarak, ABD-Özbekistan ilişkileri bağlamında Andican olayları irdelenmektedir.
  • Yayın
    Kentkırım ve Sadr Şehri’nin mekânsal dönüşümü
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2020-12-10) Çağlar, Mehmet Turan
    Kent alanlarında yaşanan çatışmalar, Soğuk Savaş sonrası dönemin önemli özelliklerinden biri olurken, bu alanlar üzerinden ortaya çıkan farklı iktidar mücadeleleri, kent alanlarını şiddetin hedefi haline getirmiştir. Kent alanlarında artan çatışmaların da doğrudan sonucu olarak bu alanların güvenliği, önem kazanmış ve kentler, dönüşen güvenlik anlayışının sonucuyla da ilişkili olarak güvenliğin nesnesi haline gelmiştir. Kent alanlarının şiddetin hedefi olduğunu en açık bir şekilde gösteren örnekler ise kentkırım kavramı üzerinden incelenebilmektedir. İlk defa Yugoslav iç savaşı sırasında kullanılan kentkırım kavramı, "urban" (kente ait olan) ve "cide" (öldürme) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Kabaca şehre ait değerleri yıkma amacıyla yapılan niyetlenmiş saldırı olarak tanımlanan kentkırımla ilgili ilerleyen dönemlerde çok sayıda farklı tanım ortaya çıkmıştır. Kentkırımla ilgili en kapsayıcı tanımlama ise kent alanının niyetlenmiş ve sistematik bir şekilde yıkılması, kentsel mekân üzerinden eski toplumsal yapının imhasının veya dönüştürülmesinin hedeflenmesi ve bu hedef için askeri yöntemlerin kullanması şeklinde özetlenebilir. Bu tanım doğrultusunda ABD’nin 2008 yılında Bağdat’ın Sadr Şehri’nde gerçekleştirdiği askeri operasyon, Soğuk Savaş sonrası artan kentkırım pratiğine örnek olarak gösterilmektedir. Diğer kentkırım örneklerinde olduğu gibi ABD’nin operasyonu, ötekine/düşmana ait kültürel, tarihi, ekonomik ve toplumsal yapıyı mekân üzerinden yok etmeyi amaçlamıştır. Fakat ABD’nin Sadr Şehri’ne düzenlediği askeri operasyon sadece yok etme amacıyla gerçekleşmemiş, operasyon sonrası şehrin yeniden inşası da önemli bir konu olmuştur. Şehrin yeniden inşasındaysa şehrin tekrar ‘sorun’ çıkarmaması amaçlanmıştır. Bütün bu süreç zarfında ABD’nin Irak ve Sadr Şehri üzerinden hayata geçirdiği siyasaların ilk defa çevrede test edilip daha sonra merkezde de uygulanması, bumerang etkisi yaratmış ve merkez ile çevrenin şehirleri doğrudan birbirlerine bağlanmıştır.