3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Ritmik beden, belleğin ritmi: Bir 29 Ekim anısı(2010) Tuğrul, SaimeUlus, meşruiyetini, ideoloji, sosyal kurumları ve taşıyıcıları ile sağlasa da bu, toplumun tümünü, ulus bilincine eklemlemek için yeterli değildir. Bu toplumsal uzlaşma, toplum üyelerinin, hafızalarına, bedenlerine girmek, bireyi, ulusu ile eriyik (füzyonel) bir ilişki içine sokmakla mümkündür. Sınırlarını, coğrafyanın ötesine taşımak, bedensel, akustik, dilsel sınır işaretleri ile, bizi diğerlerinden ayırmak gerekir: Bu ayrışımda, mümkün olduğunca, şiddet dışarıya atılmaya çalışılırken, içsel uzlaşmış cemaatin, bedensel bütünlüğü korunmaya çalışılır. Biz olabilmenin temel koşulu olan içte barışın, -gerektiğinde, dışarıda savaş olma pahasına- sağlanmasını, birlikteliğin kenetlenmiş bir bütünlüğe dönüşebilmesini, içsel stresin yönetimi belirler. Bütünleşmenin harcı ise, ortak değerler etrafında oluşmuş tertibatlar sayesinde gerçekleşir; her türlü eğitim ve talim kurumlarının yanı sıra, kurucu dönemin toplumsal bellekte canlı tutulması, ilk inşanın anısının bir kuşaktan ötekine taşınması gerekir. Kültürel bellek sayesinde, kurucu geçmiş, toplumsal hatırlama sürecinde yeniden oluşturulup, doxa'ya dönüştürülürken, hafıza mekânları yeniden oluşturulmuş somut geçmişin sembolik alana taşınmasına yardım ederler. Toplum üyelerinin geçmişi canlı tutmalarının bir başka yolu da tekrarlar yoluyla sağlanan eşzamanlılık deneyimleridir; bayramlar ve törenler, resmi geçitler, döngüsel karakterleri ve düzenleriyle, simdi ile geçmişin kopmamasını sağlayan en önemli tertibatlardandırlar. Bayramların ritüelini oluşturan düzen, söylemler, müzik ve ritmle beslenen toplum üyeleri, hafıza mekânının bir uzantısı olarak, ortak dilin ve sesin etrafında cemaatsel bir beden oluştururlar.Yayın Çağdaş sanatta müellif sorunsalı(Işık Üniversitesi, 2013-05-30) Güner, Barış; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBu çalışma, çağdaş sanat pratiğinde önemli ve ayrıcalıklı bir tartışma alanı yaratan müellifin/sanatçının rolünü post-yapısalcı kuramlar ekseninde tartışmayı ve postmodern süreçte bu yönde şekillenen sanatsal stratejilerden ve işlerden hareketle müellif ve yapıt ilişkisini hangi açılardan irdeleyebileceğimizi ortaya koymaya çalışacaktır. Böylece; günümüz sanatına ilişkin yorumlama süreçlerini, sanatçının eserin ardındaki varlığını, modernitenin sanatçı, yaratıcı ya da deha olarak konumlandırdığı figürün post-yapısalcı argümanlarla nasıl sorgulanabileceğine odaklanmaktadır. Bu bağlamda da çağdaş sanat alanında sanatçının yapıtının ardındaki otoritesinin, iktidarının ya da yapıtın aidiyet meselesinin hangi açılardan tartışılabilir hale geldiğini, bilhassa sanatçının söylem olarak bize sunulan, dayatılan, biricik özgün anlamlandırma sürecini belirleyen bir figür olarak nasıl ele alınabileceğini günümüzün önemli kuramcıları ve onların argümanları üzerinden tartışmayı deneyecektir. Böylece bu tezde, bilhassa 1980'lerden beri gündeme oturan Temellük Sanatı gibi güncel sanat stratejilerini irdelemek için de son derece elverişli bir hareket noktası oluşmaktadır. Bu doğrultuda postmodernitenin sorgulama tahtasında ortaya çıkan yeni kavram ve okumalar irdelenirken, bir yandan da özgünlük, biriciklik gibi dehaya bağlı olarak geliştirilen prosedürlerin tartışılabilirliğini açımlama amacı güdelecektir.Yayın Sanatta mahremiyet alanı olarak "oda" kavramı(Işık Üniversitesi, 2014-06-14) Konçe, Gülçağ; Bozdoğan, Seyyit; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu tezin temel amacı, mahrem alan ve oda kavramı ilişkisini, farklı sanatsal disiplinlere ait başlıklar altında ve sanat eserleri üzerinden çözümlemelerle sunmaktır. İlk olarak geniş anlamda mahremiyet kavramı tanımlanmıştır. Mahremiyet kavramının yaşanılan dönemin özelliğine göre farklılıklar gösterdiği ve sanata yansımaları anlatılmıştır. Mahremiyetin ifşasına psikolojik ve sosyolojik açıdan örnekler verilmiştir. Daha sonra, oda kavramına genel anlamı yanında, “öznel alan, beden, bilinçaltı, iç uzam” tanımları eklenerek genişletilmiştir. Bu çalışmada daha çok, sanatın mahrem alan konusunu nasıl ele aldığı, sanatçıların bu durumdan nasıl etkilendiği, mahremiyet kavramının mekân kavramıyla birlikte nasıl anlamlandığı ve mahremiyetin ihlali durumları, sanat eserleri üzerinden ele alınmıştır. Genel anlamda, mahremiyet ve öznel alan olarak oda kavramından hareketle, farklı sanatsal disiplinlerden sanatçılara ve onların eserlerine karşılıklı bir bakış sunulmuştur.












