Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Türkiye'de kamusal alan estetiği ve heykel
    (Işık Üniversitesi, 2012-09-13) Kuzu, Fahrettin; Biçer, Yarkın; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışma, Türkiye'de kamusal alanda yapılan plastik sanat uygulamaları özelinde heykel sanatının kent mekanıyle ilişkisini irdelemektedir. Araştırmanın zeminini Kamusal alan kavramı ve Heykel sanatının açık kent mekanıyla kurduğu ilişki, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve sanatsal olguları, fiziksel estetik toplumsal ve ekonomik koşulların içinde bulunduğu kamusal alanda yapılan heykel sanatının kent mekanıyla ilişkisi oluşturur. Kamusal alan kavramı, Türkiye'de XX. Yüzyılın son çeyreğinde siyasi alanda ortaya çıksa da daha önceki dönemlere baktığımızda heykel sanatının kamusal açık mekanlarda üç boyutlu bir formla siyasi göstergeye dönüşmüş ve kamusallığı egemen ideolojinin aracı olarak kullandığını söyleyebiliriz. Heykel sanatı, siyasal erkin himayesinde, kamusal açık mekanlarda kendine yer bulmuştur. Genellikle, egemen ideolojinin aracı ve simgesi olarak kamusal alandaki heykel topluma egemen ideolojiyi yaymıştır. Türkiye'de kamuya açık mekanlarda XX. Yüzyılın son çeyreğine kadar sergilenen üç boyutlu çalışmalar, daha çok anıt-heykel mantığı çerçevesinde çıkarken modern özgün heykele rastlamak oldukça güçtür. Kamusal alan, toplumsal yaşam ve öznenin varoluş temelinde önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda, kamusal kavramının toplumların sosyal, siyasal ve günlük hayatlarını fiziksel ve düşünsel bir platformda meydana getirmesinde ve estetik düzeyini oluşturarak entelektüel bir bilinç ve yaşam kalitesinde belirleyici rol üstlenmektedir. Bu bağlamda kamusal alan ve öznenin ortak bir konsülde birbirine bağlı olarak gelişerek, olgunlaşarak yaşamsal ve özgün bir platform üretebilir.
  • Yayın
    Postmodern dönemde mimari ve heykel ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2011-06-08) Kıran, Senem; Çınar, Bülent; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    "Postmodem Dönemde Mimari ve Heykel İlişkisi" adı altında hazırlanan bu çalışma, özellikle batı sanat anlayışı üzerinden ilerleyerek geçmişten günümüze kadar uzanan heykel ve mimari ilişkisini inceleyerek, aralarında ki farkların, kaybolduğu postmodem dönemi incelemek üzere yapılmıştır. Mimari heykel ilişkisini incelerken en önemli çıkış noktası olarak, tarih öncesi ve sonrasında yazılı tarihin başlangıcı, yunan sütunlarında ki figürler ve yapı arasındaki ilişki irdelenerek çözümlemelere gidilmiştir. Özellikle batı sanatı üzerinden ilerlenmesinin sebebi, postmodem dönem ile ilişkilerin daha sağlam kurulabilmesi açısından yakın coğrafyalara sahip olmasıdır. Yunan heykel ve mimari ilişkisinin en doruk noktadaki örneklerinden olan Akropolis Tapınağındaki heykel kolonlarından yola çıkarak, tanrı heykelleri ve tapınaklarının yani mimarinin ve heykelin insan üzerinde bıraktığı etkileri gözeterek, mimari ve heykelin genel bir incelemesi yapılmıştır. İlerleyen dönemlerde gotik mimarinin ve heykelin arasındaki bağı irdeleyerek heykel sanatımn kendisini mimari içerisinde nasıl var ettiğini görmekteyiz. Rönesans ile beraber heykelin kiliseden kurtuluşunu ve bağımsız olarak bir sanat objesi haline dönüşümünü görerek ilerlemekteyiz. Barok heykel ve mimari ilişkisinin ve yeni kompozisyon anlayışlarıyla beraber modem döneme kadar mimari ve heykel ilişkisindeki değişiklikleri göz önüne konulmaktadır. Modemizm ve sanayi devriminin sanat çevrelerine getirdiği değişiklikler eşliğinde yaşanan gelişmeler bu gelişmeler eşliğinde ortaya konan yeni akımlar incelenerek 2.dünya savaşı sonrası ve postmodem döneme kadar olan bir inceleme yapılmıştır. {u2022}Postmodem Dönemde Mimari ve Heykel İlişkisi', günümüz anlayışlarının değişkenliği içerisinde kavramların birbirine girdiği, her şeyin çok hızlı üretilip tüketildiği bir dönemde, mimarinin ve heykelin arasındaki ilişkiyi irdelemektedir. Sınırların kaybolduğu bir ortamda heykelin heykel olabilmesi için olan sınırların yok olduğu ve aynılarının mimari içinde geçerli olduğu bir dünyada bu iki farklı kavramın nasıl tek bir çatı altında birleşerek her biri diğerinin varlığını devam ettirecek biçimde oluşum sergilediklerinin incelenmesidir. İlk bölümde tarih öncesi dönemden, modem dönemin sonuna kadar olan süreç incelenerek mimari heykel arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. İkinci bölümde postmodem süreç incelenerek tarihsel bağlamlarıyla ele alınmıştır. Bu bağlamların mimari ve heykel sanatı açısından nasıl yorumlandığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde görsel ağırlıklı olarak son söze destek verecek ağırlıkta örnekler ile mimari heykel ilişkisi incelenmiştir. Dördüncü bölümde günümüz mimarisinin heykelleşme yolunda ilerlediğini ve bu durumla ilgili ortaya konan örnekler ile bir analiz yapılmıştır.