2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Sanatta ve siyasette sensorium kavramı ve katılımcıya dönüşen izleyici(Işık Üniversitesi, 2014-09-15) Kuman, Cansu; Şarlak, Evangelia; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıSanat ve siyaset, öznelerin, nesnelerin bağlı oldukları tecrübe alanının şekillendirilmesidir. Siyaset kadar sanat da var olabilmek için gören, duyan, algılayan ‘izleyicilere’ ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı, sanat ve siyaset kavramlarının ortaklığı bazında yaşanan olayları analiz etmektir. Böylece bu ilişkinin yaşamın içindeki farklı formlarını, katılımcıların da katkısıyla yeniden şekillenişini göstermek ister. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Jacques Ranciére’in kuramları, özellikle de “sensorium” kavramını şekillendirişi ve estetik düşünce biçimi olarak ele alışı işlenmektedir. Estetik düşünce, sanat ve siyaset ilişkisinin katılımcı izleyici kapsamında algılanışı ve özgül mekan konfigürasyonunda birey ile kolektivitenin yeri tartışılacaktır.Yayın Michel Foucault'nun panoptikon kuramı bağlamında sanat ve iktidar(Işık Üniversitesi, 2018-09-03) Canalp, Asude; Hızal, Meriç; Haşlakoğlu, Oğuz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programıİnsanlık tarihinin başlangıcından beri, iktidar meselesi, bireylerin ve toplumun en büyük tartışma meselelerinden biri olmuştur. Bireysel bazda başkalarını etkileme, davranışlarını yönetme anlamına gelirken toplumsal olarak da devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma anlamına gelmektedir. İktidar devletin gücünü göstermekle birlikte toplumun ortak iyiliği için düzen ve hukuk kurmak suretiyle, kararları, topluma gerekirse zorla kabul ettiren kuvvet olarak da anılır; hatta bireylere verilecek özgürlüklerin sınırını belirleyen ve bu özgürlüğü güvence altına alan da iktidar kurumudur. XVIII.yüzyıldaki Sanayi Devriminin yarattığı yeni koşullarla birlikte iktidar, askeri ve siyasi gücü aşarak, ekonomik bir anlam kazanmıştır. Artık iktidar, ekonomik gücü elinde bulunduranındır. Ekonomik gücü sağlayan üretim ve tüketim ağının devamlılığı için yeni model iktidar, tepeden inme yerine, tabana yayılarak hayatın her alanını sarmaktadır. Bu yayılma sürecinde, Fransız düşünür Michel Foucault, tarihsel esinlerle ürettiği Panoptikon kuramıyla, iktidarın dolaşımda bulunarak, mikro düzeyde her alana etkilerini dile getirmektedir. Farklı olan, normale uymayan, disiplinci iktidar yöntemiyle toplumun dışına itilirken, her birey ve her topluluk, belli kurumlar aracılığıyla tektipleştirilir ve ekonomik düzenin sürekliliği için yönetilmeye devam eder. Mağara devrinden bu yana insanın kendini dile getirmesinin en etkili yollarından biri olan sanat da var olduğu günden bu yana belirli kurallar içinde, akademik gelişimini sağlamış ve ekonomik gücü elinde bulunduranların hakimiyetinde hareket alanı bulmaya çalışmıştır. Sanayi Devrimi, insana büyük prangalar yarattığı kadar, iletişim ve hareket kolaylığı sağladığı için, sanatın yön değiştirmesinde de etkili olmuştur. Teknolojinin gelişimiyle hem malzeme çeşitliliği artmış hem de siyasi hareketlilikten etkilenen sanatçı, bağımsız düşünme olanağına kavuşmuştur. Sanatın sahip olduğu alan artık sanatçının yaratıcılığına yetmemektedir, üstelik ekonomik zorunlulukların ve sanatı meta haline getiren piyasa koşullarının içinde… Sanatçı ancak, sanatı ticarileştiren galeri, müze, koleksiyon, müzayede gibi kurumlardan sıyrılarak özgür yaratma gücüne kavuşabilmektedir. Sanat eseri de biçim olarak değil, içeriği sayesinde değerli olmalıdır. XIX. yüzyıl itibariyle ivme kazanan toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişim, sanat üretiminin de farklılaşmasını, yeni düşünce akımlarıyla, yeni üretim alanları oluşturmasını sağlamıştır. Devrimsel bir başlangıç yaratan Kübizmin ardından, Kavramsal Sanat, Arazi Sanatı, Arte Povera, Fluxus, İlişkisel Estetik, Opart, Performans sanatı ve dahası, sanat iktidarını kıran en önemli akımlar olarak modern sanatın gelişiminde önemli rol oynamıştır. Panoptikon kuramı bağlamında ele alınan sanat ve iktidar çözümlemesi, çalışmanın temasını oluşturmaktadır.












