2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinde reddedilme duyarlılığının bağlanma stilleriyle ilişkisinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2016-11-25) Kotan, Tuğçe Şebnem; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu araştırmanın amacı boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılığı düzeylerinin, onların yetişkin bağlanma stilleri ile ilişkilendirerek incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise; konu ile ilişkili olduğu düşünülen cinsiyet, ebeveynlerinin evlilik durumu, yaş, anne ve babalarının eğitim durumu ve sosyoekonomik düzey gibi değişkenlerin reddedilme duyarlılığı düzeyi ve üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma, 2015 - 2016 eğitim öğretim yılında üniversitelerin çeşitli bölümlerde lisans öğrenimi gören öğrencilerden 118 kişilik örneklemde rastgele seçki yöntemi ile seçilerek yapılmıştır. Araştırma kapsamında; sosyo - demografik bilgilerin yer aldığı araştırmacı tarafından oluşturulan “Sosyo - Demografik Bilgi Formu”, ''Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği'' ve “İlişki Ölçekleri Anketi” kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde; İki Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığının boşanmış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı düzeyinden daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı yüksek olanların reddedilme duyarlılığı düşük olanlara göre korkulu bağlanma stilinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile güvenli, saplantılı ve kayıtsız bağlanma ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki elde edilememiştir. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile korkulu bağlanma ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı arttıkça korkulu bağlanma ölçeği puanı artmaktadır. Bulgular, konu ile ilgili araştırma sonuçları doğrultusunda yorumlanmış ve tartışılmıştır.Yayın Yetişkinlerde bağlanma biçimleri kişilik özellikleri ve bu özelliklerin ruhsal sorunlarla ilişkisinin araştırılması(Işık Üniversitesi, 2016-11-30) Türk, Bahar Buse; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıKişilik özellikleri, bağlanma biçimleri ve ruhsal sorunların birbiriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Psikopatolojinin kişilik özellikleri ve bağlanma biçimlerinden etkilendiğini gösteren pek çok çalışma vardır. Ancak, hem bağlanma hem kişiliğin farklı boyutlarının farklı psikopatoloji semptomları üzerinde ne tür etkiler gösterdiğini bir arada ele alan çalışmalar kısıtlıdır. Öte yandan eğitim ve cinsiyetin de psikopatolojiyi etkilediği bilinmektedir. Bu çalışma kapsamında, yetişkinlerin bağlanma biçimleri, kişilik özellikleri ve psikopatoloji düzeylerinin ilişkilerini bir arada incelemek amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul'da yaşayan, 18 yaş üstü, 100 gönüllü yetişkinle gerçekleşmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna değişkenlerin ölçümü için Sosyo-demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu ve Kısa Semptom Envanteri uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Demografik değişkenlerle kullanılan ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için t-testi ve tek yönlü (One-Way) ANOVA kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, yalnızca kaygılı bağlanmanın psikopatolojiyi yordadığı belirlenmiştir. Kaygılı bağlanma kontrol edildiğinde ise anksiyetenin; nevrotizmin %2'sini, depresyonun; dışadönüklük, nevrotizm ve sorumluluğun %11'ini, hostilitenin; nevrotizm ve uyumluluğun %8'ini yordadığı, olumsuz benliğin; nevrotizmi yordamasına rağmen yüzdelik olarak katkı sağlamadığı ve somatizasyonun ise sadece kaygılı bağlanmayı yordadığı başka hiçbir kişilik özelliğini yordamadığı saptanmıştır. Ayrıca, eğitim ve cinsiyetin de psikopatoloji düzeyleri üzerinde hiçbir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Araştırmanın daha heterojen örneklemde tekrarlanması önemli olmakla birlikte bu değişkenlerin bir arada ele alınmasının da ileriki çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.












