2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Attentional bias and training in social anxiety disorder(Turkish Neuropsychiatric Society, 2015-03) Fıstıkçı, Nurhan; Saatçioğlu, İbrahim Ömer; Keyvan, Ali; Topçuoǧlu, VolkanCognitive behavioral therapy (CBT) is one of the most effective treatment modalities for social anxiety disorder (SAD), showing a high level of clinical evidence supporting its effectiveness. On the other hand, lack of the desired benefit from this treatment in some patients causes continuation of the search for new techniques. Recent research studies have focused on attentional bias and attention training in SAD. Attention processes in SAD have been a major target of interest and investigation since the introduction of the first cognitive models explaining SAD. In the first model, it was highlighted that attention was self-focused. The relationship between threatening stimuli and attention was considered in the subsequent models. Attentional bias towards threat may take place in several ways, such as facilitated processing of threat, difficulty in disengaging attention from the threat and avoidance of attention from the threat. After these descriptions regarding the phenomenology of the disorder, treatments to modify attention, processes were developed. In spite of conflicting results, investigations on attentional training are promising. Attention processes, attentional bias and attentional training in SAD are discussed in this review.Yayın Alzheimer hastalığında olağan durum ağı bağlantısallığı(Türkiye Sinir Ve Ruh Sağlığı Derneği, 2019-12) Yıldırım, Elif; Soncu Büyükişcan, EzgiAmaç: Alzheimer hastalığı (AH) beyinde yapısal ve işlevsel değişimler meydana getiren nörodejeneratif bir hastalıktır. Gelişen beyin görüntüleme yöntemleri sayesinde AH patolojisine eşlik eden yapısal ve işlevsel bağlantılardaki bozulmalar gitgide daha görünür hale gelmiştir. AH’de dinlenim durumu bağlantısallığında, özellikle de olağan durum ağı (default mode network - DMN) olarak adlandırılan içsel bağlantısallık ağında farklılaşmalar görülmektedir. Bu çalışmada DMN bağlantısallık bulgularının incelenmesi ve tartışılması amaçlanmıştır. Yöntem: İşlevsel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında en yaygın kullanılan 2 temel metodoloji (tohum temelli ve bağımsız bileşen analizi) temel alınarak alanda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Bulgular: Çalışmalar genel olarak, DMN bağlantısallığının AH süreci boyunca ilerleyici bir şekilde bozulduğunu göstermektedir. DMN alt sistemlerinin AH’nin preklinik ve prodromal evrelerinde farklı bağlantısallık örüntüleri gösterdiği de belirtilmektedir. DMN’deki bozulmanın diğer bağlantısallık ağlarındaki farklılaşma ile ilişkili olabileceğini öne süren kanıtlar da mevcuttur. Buna ek olarak, bulgular DMN’nin AH ile ilişkili nöropatoloji ve genetik risk faktörleri ile olan ilişkisine de işaret etmektedir. Sonuç: AH’nin beyinde başta DMN olmak üzere diğer dinlenim durumu ağlarında işlevsel bozulmalara yol açan yaygın bir diskonneksiyon sendromu olduğu öne sürülebilir. Buna ek olarak, preklinik vakalarda ve risk taşıyan kişilerde de saptanabilen AH ile ilişkili işlevsel bağlantısallık değişimleri AH için muhtemel bir biyo-belirteç olabilir.












