Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Son ergenlik dönemindeki bireylerde cinsel yönelim ve yaşam tatmini arasındaki ilişkide depresyonun aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2019-06-19) Yardımcı, Eda; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı son ergenlik dönemindeki bireylerde cinsel yönelim ve yaşam tatmini arasındaki ilişkide depresyonun medyatör (aracı) etkisinin saptanmasıdır. Bunun yanı sıra katılımcıların yaşam tatmini ve depresyon düzeylerinin sosyo-demografik verilerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Yöntem: Çalışmaya 18-24 yaş aralığında olan 606 kişi katılmıştır. Katılımcıların 281’i cinsel yönelimini LGB, 325’i ise heteroseksüel olarak belirtmiştir. Veriler sosyo-demografik özellikler ve veri formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Yaşam Tatmini Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen verilere göre LGB bireylerin heteroseksüel bireylere göre yaşam tatmini düzeylerinin düşük, depresyon şiddetlerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyo-demografik verilere göre yapılan analizlerde ise katılımcıların yaşam tatmini ve depresyon düzeylerinin yaş, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsel yönelimden ailenin haberdar olması ve babanın çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Cinsel yönelim ile yaşam tatmini arasındaki ilişkide depresyonun medyatör etkisinin tam etkin olduğu saptanmıştır. Bulgularımız Türkiyede yaşayan LGB bireylerin psikolojik iyi olma hallerinin saptanması ve depresyon düzeylerinin kontrol edilmesi halinde yaşam tatmini düzeylerinin yükseldiğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlamaktadır.
  • Yayın
    Farklı cinsel yönelimlerden bireylerin romantik aşka dair söylemleri
    (Fuat Aydoğdu, 2020-10-20) Yavuz, Pınar; Şah, Umut
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yaşayan farklı cinsel yönelimlerden bireylerin “romantik aşka” dair açıklamalarını hangi söylemsel kaynaklara dayandırdıklarını incelemektir. Çalışmanın katılımcılarını 21-43 yaş arası, farklı cinsel yönelimlerden 15 kişi oluşturmaktadır. Her bir katılımcıyla bireysel olarak gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kaydedilmiş ve ardından birebir şekilde yazıya geçirilmiştir. Görüşme metinleri, Wetherell ve Potter (1988) tarafından geliştirilen “açıklayıcı repertuarlar” yaklaşımı çerçevesinde analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, katılımcıların romantik aşka dair açıklamalarına kaynaklık eden yedi farklı açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır: Sevgiden farklı olarak aşk, ilk aşk, stratejiye dayanan aşk, bilinmezlikten beslenen aşk, işlevselliği etkileyen aşk, ihtiyaç olarak aşk ve heteroseksüel olmayan aşk. Bulgulara genel olarak bakıldığında, romantik aşkın farklı alanlarda ve farklı söylemsel bağlamlarda yansımaları olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, romantik aşk, egemen kültürün ataerkil düzeni içinde, toplumsal cinsiyet normlarının, heteronormatif söylemlerin ve popüler kültürün şekillendirdiği aşk temsilleriyle ve öznel deneyimlerle yoğrulurken tek bir düzlemde onu tanımlamaya çalışmak mümkün görünmemektedir.
  • Yayın
    Cinsel yönelimin bağlanma stilleri, cinsel doyum ve psikopatoloji yönünden değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-17) Okci, Burak; Saatçioğlu, İbrahim Ömer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin Tanımı: Bu araştırmada, farklı cinsel yönelimden çiftlerin, cinsel doyumlarının, psikopatolojilerinin, bağlanma stillerinin, sosyodemografik özelliklerinin ilişkiye yönelik değişkenler ile birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya kartopu yöntemi ile toplamda 45 gönüllü çift (90 kişi) katılmıştır. Çalışma grubuna veri toplama sürecinde sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Veri ve Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Yeni Cinsel Doyum Ölçeği Kısa Formu (YCDÖ-KF), Belirti Tarama Ölçeği (SCL-90-R) uygulanmıştır. Bulgular: Cinsel doyumun alt boyutlarından olan ilişki kalitesinin güvenli bağlanma stili ile homoseksüel kadın katılımcılar için istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki içerisinde olduğu (r = 0,276; p = 0,009), diğer bağlanma stilleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin olmadığı görülmektedir (p > 0,05). Psikolojik haz boyutunun saplantılı bağlanma stili ile negatif yönde ve anlamlı (r = -0,279; p = 0,008), toplam cinsel doyum puanının ise güvenli bağlanma stili ile istatistiksel pozitif yönde anlamlı olduğu (r = 0,262; p = 0,013) görülmektedir. Cinsel doyum düzeyinin tüm boyutları, psikopatoloji ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlıdır. Cinsel yönelim yönünden yapılan korelasyon analizi sonucunda ise öfke ile ilişki kalitesi ve somatizasyon ile partnerle uyum arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir (p > 0,05), diğer tüm boyutların arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p < 0,05). Saplantılı ve kayıtsız bağlanma stilleri ağır basan kişilerde, psikopatoloji boyutları ile bu kişilik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler vardır (p < 0,05). Cinsel yönelim gruplarına göre kontrollü korelasyon analizi yapıldığında, psikotizm ile güvenli bağlanma stilinin de istatistiksel olarak anlamlı ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır (r = 0,222; p < 0,05). Homoseksüel kadın katılımcılarda cinsel doyum toplam puanı ile SCL boyutlarından paranoid düşünce dışındaki tüm boyutlar arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır (p < 0,05). Homoseksüel erkeklerde OKB boyutu ile cinsel doyum toplam puanı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı (p < 0,01), diğer SCL boyutları arasındaki ilişkiler ise anlamlı değildir (p > 0,05). Heteroseksüellerde ise kişiler arası duyarlılık ile depresyon düzeyleri, cinsel doyum toplam puanı ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki içerisindedir (p < 0,05). Sonuç: Literatürde cinsel yönelim ile ilgili bulgular genel olarak heteroseksüel gruba yönelik olduğu için karşılaştırma bu yönde yapılabilmiş ve literatür ile uyumlu sonuç elde edilmiştir. Homoseksüel bireylerin yaşadıkları problemlerin tespiti kadar, sorunlarla başa çıkmaları, cinsel doyumları, psikopatolojileri ve bağlanma stilleri yönünden değerlendirilmesi önemlidir. Heteroseksüel olmayan kişilerin yaşadıkları problemlerin ortaya konulabilmesi ve problemlere dair çözümlerin geliştirilebilmesi önemlidir.