6 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Yayın Seismic performance assessment of a post tensioned box girder viaduct(Işık Üniversitesi, 2022-01-31) Arslanboğan, Emir; Umut, Önder; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İnşaat Mühendisliği Yüksek Lisans ProgramıIn the 1999 Marmara earthquakes (Kocaeli and Düzce earthquakes), some of the existing bridges and viaducts were completely or partially destroyed and the earthquake performance of the existing bridges and viaducts began to be questioned. Evaluating the seismic performance of existing structures is one of the most important preliminary steps before seismic retrofitting of structures, as well as a way to validate the analysis and design specifications. The subject of this study is the seismic performance evaluation of the Molla Gürani Viaduct, located in front of the Elmalı Dam on the TEM (O-2 highway) in Istanbul, according to the Turkey Bridge Earthquake Code published in 2020 and its annexes. First of all, all kinds of information, documents, projects, reports and test results related to the viaduct were examined, analyzed and tried to be verified. It has been tried to obtain healthy information about the current situation of the viaduct by making visual inspections in the region where the viaduct is located. The seismic performance assesment of the existing viaduct were made with the Nonlinear Time History Analysis method described in TBEC 2020. The three dimensional model of the viaduct was prepared using the SAP2000 software. The moment-curvature relationship of the sections were determined with the XTRACT section analysis program, using the axial loads obtained from the non-linear static analysis results performed under non-seismic loads. The cracked section stiffnesses and other section properties were modified before dynamic analyses. Due to the large stirrup spacing in the columns, unconfined concrete properties were used in the moment-curvature analyses. The bending cracked section stiffnesses of each column were calculated separately and included in the model. The nonlinear behavior has been tried to be characterized by the acceptance of lumped plastic hinges. For each of the pier columns, 2 plastic hinges in both directions are defined in the foundation-column junction area and just below the 1.4 m solid part at the top end of the columns. The Nonlinear Time History analyses was carried out using 7 earthquake records selected by considering earthquake magnitudes, fault distances, source mechanisms and local ground conditions compatible with DD1 and DD2a earthquake ground motion levels defined in TBEC-2020 Chapter 2. Selected ground motion records are scaled according to TBEC-2020 Section 2.5. As a result of the existing situation analysis of the viaduct, it has been observed that the deformations occurring in the elastomeric bearings in the longitudinal and transverse directions for the DD-1 Earthquake Ground Motion Level are higher than the values allowed in the TBEC-2020 section 5.4.5.1. The fact that the superstructure is continuous and that it is anchored to the abutment by tie bars eliminates the possibility of falling off the support in the longitudinal direction. As a result of possible ruptures that may occur because of high deformations in elastomeric bearings, elastomeric bearings may not fulfill their function. In this case, the viaduct superstructure beams are likely to be free in the transverse direction and may pound each others under the effects of earthquakes, despite the 1.50 m gap between them. In the seismic performance evaluation analyses of the viaduct, it has been determined that the shear keys on the abutments do not have the capacity to meet the earthquake loads. In the observations made in the field, it is seen that macro cracks are formed in the shear keys on the abutments. Limiting elastomeric bearings deformation and strengthening shear keys before a possible Istanbul earthquake in the Molla Gürani viaduct are among the some of the most important precautions to be taken immediately before an earthquake.Yayın Deprem sonrası Hatay ve kültürel mirasın sürdürülebilirliği(Tempo 24 Basın Yayın Prodüksiyon, 2024-01) Şarlak, EvangeliaHatay’a ilişkin kültürel miras çalışmalarına katıldığım ilk günden beri gözlemlediğim bazı unsurlar, bu çalışmaların olası risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.Yayın Depremden etkilenen okul öncesi çocuklarda Grup TheraplayⓇ ’in problemli davranış, öz-düzenleme becerileri ve ebeveyn stresi üzerindeki etkisi (Malatya Örneği, 2023)(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-05-15) Kabataş, Melike; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu araştırmada, 2023 yılında Türkiye’nin Güney ve Güneydoğu bölgelerinde gerçekleşen depremlerden etkilenen okul öncesi çocuklara yapılan Grup Theraplay® müdahalelerinin, problemli davranış, öz-düzenleme becerileri ve ebeveyn stresi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada çalışılan örneklem grubunu 4-6 yaş aralığında yer alan, toplam 142 katılımcı oluşturmuştur. Bu katılımcıların 71’i müdahale grubunda ve 71’i de kontrol grubunda yer almıştır. Çalışmada yer alan çocuklara haftada 2 kez olmak üzere toplamda 12 Grup Theraplay® seansı uygulanmıştır. Veri toplama sürecinde, Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS-2), 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği, 36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği ve Ebeveyn Stres Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacı ile bağımlı örneklem t-test ve bağımsız örneklem t-test analizleri uygulanmıştır. Analizlerden elde edilen bulgularda, Grup Theraplay® uygulamalarının, müdahale grubunda yer alan katılımcıların ön test sürecinde elde edilen dışa yönelim, ben merkezi problem davranış puanları ve problemli davranış toplam puanları ile dikkat, engelleyici kontrol-duygu, engelleyici kontrol-davranış puanları ve öz-düzenleme becerileri toplam puanlarının son test sürecinde elde edilen puanlara göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun son test puanları karşılaştırıldığında ise engelleyici kontrol-duygu, engelleyici kontroldavranış puanları, öz-düzenleme becerileri toplam puanları ve başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık puanları arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Yayın Olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ve deprem sonrası travma ilişkisinde psikolojik sağlamlığın moderatör etkisi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-11) Hasateş, Mahmut Can; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, PhD (Doctorate) Program in Clinical PsychologyTravmatik olayların kişiler üzerindeki psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar, başlangıçta travma sonrası stres tepkilerine odaklanmış olsa da bazı bireylerin bu tür deneyimlere karşı neden daha dirençli oldukları merak konusu olmuştur (Gibbs, 1989; Holgersen vd., 2011; Holen, 1990; Werner, 1989). Psikolojik sağlamlık olarak da adlandırılan bu direncin, travmatik deneyimlerle olan ilişkisi farklı değişkenlerle yapılan çalışmalar sayesinde daha da belirginleşmiştir. Psikolojik sağlamlığın algılanan sosyal destek, stresle baş etme tarzları, bütünlük duygusu gibi değişkenlerle ilişkili olduğu birçok çalışma tarafından ortaya konmuştur. Ayrıca, psikolojik sağlamlığı olumsuz yönde etkilediği de bilinen çocukluk çağı travmalarının, kişileri travmatik yaşantıların olumsuz etkilerine karşı daha açık hale getirdiği ve doğal afet veya diğer olumsuz yaşam olaylarına karşı kişilerin incinebilirliklerini arttırdığı belirtilmektedir (Coates vd., 2013; Lowe vd., 2015; Sakız ve Aftab, 2019; Taylor vd., 2010; Todd ve Worell, 2000). Bu çalışma ile hem algılanan sosyal destek düzeyi, stresle baş etme tarzları ve bütünlük duygusu gibi değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde yordayıcı gücü olup olmadığının hem de çocukluk çağı travmaları ve deprem sonrası deneyimlenen TSSB arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın biçimlendirici bir etkisinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, 6 Şubat 2023 tarihli ve Kahramanmaraş merkezli depremleri deneyimlemiş 140 katılımcı (%47 kadın) ve deprem bölgesi dışındaki kontrol grubunu oluşturan 240 katılımcı (%67 kadın) olmak üzere toplamda 346 katılımcıya ulaşılmıştır. Uygun örnekleme yöntemi ile veri toplanmıştır. Demografik Bilgi Formu, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Anketi, DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Analizler, SPSS paket programı ve AMOS programı ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım, Çaresiz Yaklaşım, Boyun Eğici Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülse de (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= .27, p= .88). Benzer biçimde, deprem sahası örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüş olup (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= 1.09, p= .30). Gerçekleştirilen bu çalışma ile literatürde bahsi geçen değişkenlere dair araştırmaların bulgularının genellenebilirliklerini sorgulamaya ve daha kapsayıcı araştırma modelleri oluşturmaya fırsat sunabileceği düşünülmektedir. İleride yürütülecek araştırmalar için daha büyük ve çeşitli örneklemlerle çalışılması, psikolojik sağlamlığın etkisinin daha net görülebileceği boylamsal bir çalışmanın gerçekleştirilmesi, psikolojik sağlamlığı etkilediği bilinen iyimserlik, umutlu olma gibi kişilik özelliklerinin bağımsız etkilerinin de incelenmesi önerilmektedir.Yayın Deprem sahasında 4-6 yaş çocuklarla Grup Theraplay uygulaması: ebeveyn-çocuk ilişkisi ve çocuğun sosyal beceri ve davranışları üzerine etkisi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-13) Yörükoğlu, Hülya; Akçinar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyDepremden etkilenmiş 48-72 aylık çocuklarla gerçekleştirilen bu çalışmada, grup Theraplay oyun terapisinin çocukların ebeveyn-çocuk ilişkisi, sosyal beceri ve davranışları üzerindeki etkisi nicel yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlere maruz kalmış ve afet bölgesi kapsamına alınan illerden biri olan Malatya’daki konteyner kentlerde yaşayan 137 (Müdahale: 64, Kontrol: 73) çocukla gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında çocukların annelerinden elde edilen veriler; müdahale öncesi ve sonrası olmak üzere, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği, Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Anne-Baba Formu ve 4-6 Yaş Sosyal Davranış Ölçeği kullanılarak basılı formlar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada, ön test ve son test uygulamalarını içeren kontrol gruplu yarı deneysel bir desen kullanılmıştır. Müdahale grubuna, 6 hafta süresince toplamda 12 seanslık grup Theraplay seansları düzenlenmiştir. Kontrol grubuna ise bu süre zarfında herhangi bir müdahale çalışmasında bulunulmamıştır. Çalışmanın hipotezleri, bağımlı, bağımsız örneklem T-testi ve karışık desen (mixed-design) ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, Grup Theraplay uygulamasının müdahale grubundaki çocukların sosyal becerilerinde olumlu etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bağımlı örneklem T-testi sonuçları, çocukların sosyal becerilerinin alt boyutları olan başlangıç (t(63)=-2,25, p<,05) ve akademik destek (t(63)=-2,26, p<,05) becerilerinde müdahale öncesine kıyasla müdahale sonrasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde gelişme olduğunu göstermiştir. Ayrıca grup Theraplay uygulaması müdahale grubunda yer alan çocukların sosyal becerilerinin genelinde de istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar (t(63)=-3,05, p<,01) ortaya koymuştur. Bağımsız örneklem T-testi sonuçlarına göre müdahale ve kontrol grupları arasında yapılan karşılaştırmalarda istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Karışık desen ANOVA sonuçları, olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi (F(1,135)=4,25, p<,05, η²=,03), akademik destek (F(1,135)=6,29, p<,05, η²=,04), duygularını yönetme (F(1,135)=14,21, p<,001, η²=,10), OSBED (F(1,135)=11,79, p<,001, η²=,08) ve saldırganlıkta (F(1,135)=5,07, p<,05, η²=,04) zamana bağlı; iş birliğinde (F(1,135)=6,28, p<,05, η²=,04) ise grup etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak değişkenlerin zaman × grup etkileşiminin istatistiksel olarak anlamlı olmaması, müdahale etkisinin zaman içerisinde gruplara göre farklılaşmadığını göstermiştir. Sonuç olarak, Grup Theraplay uygulaması çocukların sosyal becerilerinde olumlu etkiler yaratmış, ancak bu etki zaman içerisinde gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma göstermemiştir. Çalışmanın, afet sonrası erken çocukluk dönemine yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Bulgular, mevcut literatür doğrultusunda değerlendirilmiştir.Yayın 6 Şubat 2023 Depremi sonrası Antakya'da bir hafıza mekanı oluşturma önerisi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-08-28) Gülen Schenk, Talin; Şarlak, Evangelia; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Art Theory and Criticism Master's ProgramDepremler ve savaşlar gibi olaylar toplumları derinden etkiler; ancak bu olaylarda kaybolan kültürel miraslar ve yaşanan acılar zamanla unutulmamalıdır. Bu tür olayların kolektif hafızasının korunması, toplumların direnç kazanmalarına ve kültürel miraslarını koruyabilmelerine yardımcı olur. Hafıza mekânları ve bu mekânlarda sergilenen sanat eserleri, önemli olaylardan ders çıkarılmasına ve duyguların kolektif bir şekilde paylaşılmasına katkı sağlar. Bu çalışma, 6 Şubat 2023'te Türkiye'de meydana gelen depremin ardından kolektif hafızayı koruma ve toplumsal bütünlüğü pekiştirme yöntemlerini incelemektedir. Antakya'da depremi sanat yoluyla hatırlatmak amacıyla bir hafıza mekânı oluşturulması önerisi sunulmaktadır. Bu girişim, Antakya bölgesi ve çevresinde yaşanan derin acıların ve yok olan kültürel mirasın hatırlanmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın kapsamında, hafıza, bireysel hafıza ve kolektif hafıza kavramları tanımlanmaktadır. Yurtiçi ve yurtdışından örnek hafıza mekânları incelenmiş, benzer felaketler sonrasında oluşturulan hafıza mekânlarının nasıl işlediği, kolektif hafızayı nasıl şekillendirdiği ve bireyler üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Özellikle, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, Weimar-Buchenwald Toplama Kampı Anıtı, Saraybosna Savaş Çocukluğu Müzesi, Tuna Nehri kıyısındaki Ayakkabılar Anıtı, Wenchuan Deprem Anıtı, Büyük Doğu Japonya Depremi Kesennuma Şehri Anıt Müzesi ve Tayvan'daki 921 Deprem Müzesi önemli referans noktaları olarak değerlendirilmiştir. Yapılan saha çalışmaları ve sanat terapisi üzerine gerçekleştirilen atölye çalışmaları neticesinde bir hafıza mekânı kurma önerisi geliştirilmiştir. Önerilen hafıza mekânı, depremin yarattığı travmaları sanat aracılığıyla ifade etmeyi ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, etkileşimli hafıza mekânlarının, gelecekte nesillere geçmişin acılarını hatırlatırken, bu acıların tekrar yaşanmaması için önemli bir kaynak oluşturduğu vurgulanmıştır. Hafıza mekânlarının oluşturulmasında sanatın ve toplumsal katılımın anahtar rol oynadığı savunulmuştur. Bu çalışma, gelecekteki depremlere karşı dirençli bir toplumun gelişimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.












