Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 10
  • Yayın
    Ön ergenlerin olumlu ve olumsuz mükemmeliyetçilik düzeylerinin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi ile ilişkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-19) Yıldız, Eda Ceren; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın amacı, iki boyutuyla incelenen mükemmeliyetçilik kavramının ergenlik döneminde ilk işaretlerini veren mantıkdışı inanç düzeyi ile problem çözme becerisi üzerindeki yordayıcı etkilerini incelemektir. 383 katılımcının bulunduğu bu araştırmanın örneklemini 11-15 yaş arası ilköğretim ikinci kademede öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların problem çözme, mantıkdışı inançlar ve mükemmeliyetçilik düzeylerini değerlendirmek için sırasıyla; Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği (OOMÖ), Ergenler için Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ve Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin değerlendirilmesi için de Sosyodemografik Özellikler Veri Formu kullanılmıştır. Temel hipotezlerin analizinden elde edilen bulgulara göre; olumlu mükemmeliyetçiliğin ve olumsuz mükemmeliyetçiliğin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<.05).
  • Yayın
    Ergenlerde toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi
    (Duzce Univ, 2018) Kantoğlu, Aycan; Çetin Yurteri, Nihal; Erdoğan, Ayten
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, anne babanın eğitim durumu, ekonomik durumu, çalışma durumu gibi bir takım sosyodemografik özellikler ile ilişkilerini analiz etmektir. Gereç ve Yöntem: Toplamda 100 katılımcının sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına ise “BEM cinsiyet rolü envanteri” ve “toplumsal cinsiyet rolleri tutum ölçeği” kullanılmıştır. Bulgular: “Toplumsal cinsiyet rolleri tutum ölçeği” alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. “BEM cinsiyet rolü envanteri” alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile de yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Düşük eğitim düzeyi ve düşük ekonomik gelire sahip ailelerin çocuklarının toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin daha çok “geleneksel cinsiyet rolü” algısına sahip olduğu; annenin çalıştığı, eğitim düzeyi ve ekonomik geliri yüksek ailelerin çocuklarının ise daha çok “eşitlikçi cinsiyet rolü” algısına sahip olduğu saptanmıştır. Sonuç: Ergenlerin yaşı, cinsiyeti ve ailelerinin ekonomik durumu ve eğitim düzeyi gibi sosyodemografik özellikleri ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.
  • Yayın
    11-15 yaş arası bir grup ergende akılcı olmayan inançların benlik saygısı ve sosyal kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Deniz, Adem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın amacı, benlik saygısı ve sosyal kaygı düzeyi değişkenlerinin akılcı olmayan inançlar ile olası ilişkilerine odaklanarak, söz konusu ilişkiyi yordayıcılık hipotezleri üzerinden analiz etmektir. 151 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 11-15 yaş arası ortaokul 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyal kaygı, benlik saygısı ve akılcı olmayan inanç düzeylerini değerlendirmek için sırasıyla; Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ), Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri(CSEI) ve Ergenler için Mantıkdığı inançlar Ölçeği (EM?Ö) kullanılan bu çalışmada, sosyodemografik özelliklerin değerlendirilmesi için ise Sosyodemografik Özellikler Veri Formu kullanılmıştır. Araştırmanın ana hipotezlerinin analiz edilmesi sürecinde Çoklu Regresyon, betimsel hipotezlerinin incelenmesi sürecinde ise Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H test teknikleri uygulanmıştır. Temel hipotezlerin incelendiği analizlerden elde edilen bulgulara göre; benlik saygısının akılcı olmayan inançlar üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülürken (p<.05), sosyal kaygı düzeyinin akılcı olmayan inançlar üzerindeki yordayıcı etkisi ile sosyal kaygının benlik saygısı ile birlikte gerçekle?tirdikleri etkile?imin akılcı olmayan inançlar üzerindeki ortak etkisinin anlamlı birer yordayıcı olmadıkları görülmüştür (p>.05). Araştırmanın betimsel hipotezlerinin sınandığı bir sonraki adımda, katılımcıların akılcı olmayan inanç, benlik saygısı ve sosyal kaygı düzeylerinin sosyo-demografik özelliklerle olan ilişkilerine odaklanılmıştır. Bu adımda elde edilen bulgulara göre katılımcıların akılcı olmayan inanç düzeylerinin yaşa, cinsiyete ve anne-babanın birlikteliğine göre, sosyal kaygı düzeylerinin annenin eğitim seviyesine ve anne-baba birlikteliğine göre, benlik saygısı düzeylerinin ise annenin ve babanın eğitim düzeyine ve cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaştığı(p<.05) görülmüş, diğer sosyo-demografik özellikler ile aralarında anlamlı olan ba?ka bir ilişkiye rastlanmamıştır.
  • Yayın
    Ergenlerde algılanan ebeveyn tutumu ve duygusal zeka arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı rolünün incelenmesi
    (ANP Publishing, 2021) Tetik, Gizem; Aktan, Zekeriya Deniz
    Amaç: Günümüzde ergenler için bir sorun haline gelen dijital oyun bağımlılığının, duygusal zeka düzeyi ve ebeveyn tutumu ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Araştırmanın hedefi, ergenlik dönemindeki algılanan anne-baba tutumları ile duygusal zekâ arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı (medyatör) etkisinin bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Yöntem: Araştırmaya 14-18 yaş aralığında olan 478 lise öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sosyodemografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (EQ-i (YV)) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına gore yapılan regresyon analizi sonucunda, ergenlerin algıladığı kabul/ilgi alt boyutu ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkide dijital oyun bağımlılık düzeyinin kısmi aracı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yapılan ANCOVA analizi sonucuna göre, demokratik ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ seviyelerinin diğer tutumlara göre daha yüksek, otoriter ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ düzeylerinin ise diğer ebeveyn tutumlarına göre daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Günümüz ebeveynleri için önemli bir sorun olarak görülen dijital oyun bağımlılığının kontrolünde ebeveyn tutumlarının ne derece önemli olduğunu gösteren bu araştırma, çocukların hayatlarına yön veren duygusal zekâ kapasitesinin ebeveyn tutumuyla olan ilişkisini değerlendirmek adına bir rehber özelliği taşımaktadır. Bulguların nesnel gerçekliği yansıtması açısından gelecek çalışmalar, araştırmamızın kısıtlılıklarını göz önünde bulundurarak planlanmalıdır.
  • Yayın
    Ergenlerde kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Onuk, Tilbe; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, 13 – 18 yaş arasındaki ergenlerin kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerindeki medyatör etkisini ölçümlemek ve değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada, 138’i erkek, 147’si kız olmak üzere 285 katılımcı yer almıştır. Değerlendirme sürecinde katılımcıların, Sınav Kaygısı Ölçeği, Çocuk Ergen Okula Bağlanma Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Testi ölçeklerini doldurumaları beklenmiş, elde edilen veriler de SPSS programına (21. versiyon) aktarılmıştır. Bu verilerin analiz edilmesinde Pearson Korelasyon analizi, Bağımsız örneklemler için t-testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Bulgular: Sınav kaygısı düzeyleri ile okula bağlanma arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (r=.088, p=.140) ve okula bağlanmanın da sınav kaygısı üzerinden yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir [F(1,280)=2.188, p=.140]. Dışa dönüklük ve duygusal denge (r=.189, p=001), sorumluluk ve duygusal denge (r=.477, p=000), uyumluluk ve duygusal denge (r=.197, p=.001), sorumluluk ve uyumluluk (r=.366, p=001), dışa dönüklük ve uyumluluk (r=.459, p=.000), dışa dönüklük ve sorumluluk (r=.382, p=.000) aralarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ek olarak, anne-baba yanında yaşayan 13 – 18 yaş aralığındaki ergenlerin daha az duygusal dengesizlik kişilik özelliği seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(3,276)=4.149, p=.007]. Erkeklerin duygusal denge düzeylerinin, kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.529, p=.012]. Okula bağlanma düzeyi ile duygusal denge (r=.145*, p=.000) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Aile gelir durumu arttıkça okula bağlanma seviyesinin de artış gösterdiği görülmüştür [F(2,280)=2.631, p=.035]. Ek olarak, öğretmenlerinin hepsi ile iyi ilişkiye sahip olanlar öğretmenlerinin daha fazla bir okula bağlanma seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(2,282)= 22.571, p=.000]. Yakın arkadaş sayısı az olanların daha az okula bağlanma seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(3,281)=5.486, p=.001]. Erkeklerin okula bağlanma düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.029, p=.043]. Kardeş sıralamasında ilk sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan ve dördüncü sırada olanlardan anlamlı düzeyde fazla sınav kaygısına sahip oldukları görülmüştür [F(2,278)=7.647, p=.00]. Kardeş sıralamasında ikinci sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan anlamlı seviyede daha yüksek bir sınav kaygısı seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(2,278)=5.596, p=.00]. Son olarak, Kadınların sınav kaygısı düzeylerinin, erkeklerden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=-4.276, p=.00]. Sonuç: Bu çalışmanın bazı sonuçlarının geçmiş araştırmaların verileri ile benzer olmamasının sebepleri, demografik değişkenlerin dağılımı ve örneklem boyutunun düzeyinin literatür kapsamına göre daha az olması olarak görülmektedir. Gelecek araştırmalarda, örneklem boyutunun ve örneklemin seçimi aşamasında sonuçlarda sapma oluşturabilecek demografik değişkenlerin kontrol edilmesi ve daha homojen bir dağılım sağlanması, sonuçların daha benzer bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu araştırma okula bağlanma ve sınav kaygısının ne gibi faktörlerden etkilendiğini vurgulamaktadır.
  • Yayın
    15-18 yaş arası ergenlerde beden imgesi ile sosyal anksiyete arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin aracı etkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Güney, Cansu; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Kişilik özellikleri, sosyal anksiyete ve beden imgesi arasındaki ilişkiye odaklanan bu araştırmanın temel amacı; Türkiye’de yaşayan ve yaşları 15 ile 18 arasında değişen ergenlerin sahip oldukları kişilik özelliklerinin, beden imgesi algılarına ve sosyal anksiyete yaşama düzeylerine olan etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Toplamda 300 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 15-18 yaş arası ergenler oluşturmaktadır. Katılımcıların kişiliklerini değerlendirmek adına Beş Faktör Kişilik Envanteri (5FKE), vücut algılarını değerlendirmek adına Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ) ve sosyal kaygı düzeylerini belirlemek adına Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (EİSKÖ) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi sürecinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanılmış ve araştırmanın temel hipotezlerinin sınanabilmesi adına doğrusal hiyerarşik regresyon analizi yapılmış, değişkenler arası biçimlendirici etki hipotezleri sınanmıştır. Bulgular: Araştırmanın temel hipotezlerin sınandığı ilk adımında yordayıcı değişken olarak beden imgesi, yordanan değişken olarak sosyal kaygı seçilmiş ve bu iki değişken arasındaki ilişkide Beş Faktör Kişilik Envanteri alt boyutlarının biçimlendirici etkilerine odaklanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; beden imgesinin sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür (F(1, 298)=5.753, p<.05). Bu ilişkiye biçimlendirici değişken olarak girilen sorumluluk değişkeninin ise tek başına yordayıcılık etkisinin anlamlı çıkmadığı görülmüştür (F(1,297)=1.053, p>.05). Uyumluluk (F(1,297)=21.872, p<.001), duygusal denge (F(1,297)=41.857, p<.001), dışa dönüklük (F(1,297)=30.920, p<.001) ve deneyime açıklık (F(1,297)=30.375, p<.001) değişkenlerinin ise tek başlarına yordayıcılık etkileri yüksek düzeyde anlamlı çıkmıştır. Her beş biçimlendirici değişkenin ayrı ayrı beden imgesi puanı ile birlikte sosyal kaygı toplam puanı üzerindeki ortak etkileri incelendiğinde yalnızca sorumluluğun biçimlendirici etkisi anlamlı çıkmıştır (F(1,296)= 7.582, p<.05). Sonuç: Sonuç olarak bu araştırmada kişilik özellikleri, sosyal kaygı ve beden imgesi arasında anlamlı düzeyde karşılıklı bir ilişki olduğu gözlenmiş; kişilik özelliklerinin, sosyal kaygı ve beden imgesi arasındaki ilişkide biçimlendirici bir etkisinin olabileceği yönünde veriler elde edilmiştir. Tüm bulgular değerlendirildiğinde ise kişilik özelliği değişkeninin bu iki faktör ile olan ilişkisine literatürde az yer verildiğinden, gelecek çalışmaların bu iki değişkenle olan ilişkisine odaklanması önerilmiştir.
  • Yayın
    Bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Kantoğlu, Aycan; Erdoğan, Ayten; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen İstanbul?da yaşamakta olan bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, doğum yeri, ekonomik durum, anne babanın eğitim durumu, medeni hali ve çalışma durumu gibi birtakım sosyodemografik özellikleri ile ilişkilerini analiz etmektir. Yöntem: Toplamda 100 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini Balıklı Rum Vakfı Hastanesi kliniklerine başvuran bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, toplumsal cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özellikler ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın temel değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği?nden ve Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri?nden almış oldukları puanları tespit etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Bağımsız İki Grup T-testi uygulanmıştır. Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada katılımcıların yaşa göre eşit dağılamaması ve araştırma örnekleminin sınırlılığına rağmen, bireylerin yaş, cinsiyet, ekonomik durum gibi sosyodemografik özellikler ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.
  • Yayın
    Bir grup lise öğrencisinin internet kullanımlarının beden algıları ve yeme tutumları ile ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-06) Yılmaz, Buse; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin Tanımı: Kullanım oranı sürekli artan ve yaygınlaşan internet; insanların işlevselliklerini olumsuz yönde etkilemekte ve sağlıksız kullanımlara yol açmaktadır. Özellikle ergenlik dönemindeki gençler, problemli internet kullanımı için risk grubundadır. Beden algısı kavramı; kişilerin kendi bedenlerine dair duygu ve düşüncelerini tanımlamaktadır. Bedensel gelişim ve değişimin büyük oranlarda gerçekleştiği ergenlik döneminde kişilerin beden algıları oldukça önemlidir. Yeme bozuklukları son yıllarda yükseliş göstermektedir; özellikle genç kızlarda görülmektedir. Bu araştırmanın amacı; lisede öğren görmeye devam eden ergenlerin internet kullanım sıklığını, problemli internet kullanımı davranışlarını araştırmak, sosyodemografik değişkenleri yanı sıra; beden algıları ve yeme tutumlarıyla ilişkili olup olmadığını belirlemektir. Yöntem: Araştırmaya İstanbul’da yaşayan, yaşları 14-18 arasında değişen 274 (%40,5 erkek - % 59,5 kız) gönüllü lise öğrencisi katılmıştır. Kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Problemli İnternet Kullanımı ÖlçeğiErgen Formu, Vücut Algısı Ölçeği ve Yeme Tutumu Testi’dir. Verilerin analizi için; SPSS (Statistical Package Program for Social Science) for Windows 24.0 programından yararlanılmıştır. Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu’ndaki değişkenlerin dağılımları Frekans Analizi ile tespit edilmiş; uygulanan ölçekler ile ilişkisini saptamak için Bağımsız T-Testi Analizi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Pearson Korelasyonu, yordayıcı etkiyi saptamak amacıyla ise Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Cinsiyet değişkeni Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği için istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık göstermezken; Vücut Algısı Ölçeği ve Yeme Tutumu Testi için anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Kız öğrencilerin Vücut Algısı Ölçeği puanları, erkek öğrencilerden anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Ayrıca; kız öğrencilerin Yeme Tutumu Testi puanlarının da erkek öğrencilerden anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Problemli internet kullanımı ile yeme tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca; beden algısı ile yeme tutumu arasında da pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan; problemli internet kullanımı ile beden algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilememiştir.
  • Yayın
    Ergenlerde algılanan ebeveyn tutumu ve duygusal zeka arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı rolünün incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-17) Tetik, Gizem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, ergenlik dönemindeki algılanan anne-baba tutumları ile duygusal zekâ arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı (medyatör) etkisinin bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Ek olarak, katılımcıların algılanan ebeveyn tutumları, duygusal zekâ düzeyi ve dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşma durumu incelenmiştir. Araştırmaya 14-18 yaş aralığında olan 478 lise öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sosyodemografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (EQ-i (YV)) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yapılan regresyon analizi sonucunda, ergenlerin algıladığı kabul/ilgi alt boyutu ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkide dijital oyun bağımlılık düzeyinin kısmi aracı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, ebeveyn tutumunun kategorik bir değişken olması ve regresyon analizine sokulamaması dolayısıyla katılımcıların dijital oyun bağımlılığı ve duygusal zekâ düzeylerinin ebeveyn tutumlarından ne derece etkilendiğini görmek adına ANCOVA analizi yapılmıştır. Sonuca göre, dijital oyun bağımlılık düzeylerine göre düzeltilmiş duygusal zekâ seviyeleri ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Diğer bir deyişle demokratik ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ seviyelerinin diğer tutumlara göre daha yüksek, otoriter ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ düzeylerinin ise diğer ebeveyn tutumlarına göre daha düşük olduğu görülmüştür.
  • Yayın
    Ön ergenlerin olumlu ve olumsuz mükemmeliyetçilik düzeylerinin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi ile ilişkisinin incelenmesi
    (İstanbul Aydın Üniversitesi, 2021-06-01) Yıldız, Eda Ceren; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, Eda
    Bu araştırmanın amacı, iki boyutuyla incelenen mükemmeliyetçilik kavramının ergenlik döneminde ilk işaretlerini veren mantıkdışı inanç düzeyi ile problem çözme becerisi üzerindeki yordayıcı etkilerini incelemektir. 384 katılımcının bulunduğu bu araştırmanın örneklemini 11-15 yaş arası ilköğretim ikinci kademede öğrenim gören 6. 7. ve 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların problem çözme, mantıkdışı inançlar ve mükemmeliyetçilik düzeylerini değerlendirmek için sırasıyla; Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği (OOMÖ), Ergenler için Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ve Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) kullanılmıştır. Ayrıca sosyo-demografik özelliklerin değerlendirilmesi için de Sosyodemografik Özellikler Veri Formu kullanılmıştır. Temel hipotezlerin analizinden elde edilen bulgulara göre; olumlu mükemmeliyetçiliğin ve olumsuz mükemmeliyetçiliğin mantıkdışı inançlar ve problem çözme becerisi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<.05).