4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Belgeselden drama-belgesele gerçeğin yolculuğu: “Rise of Empires: Ottoman”(2020-09-02) Şeylan, SeherAlaska ve Kanada’daki gerçek mekanlarda çekilen ilk belgesel film Nanook of the North (Flathery, 1922)’dan sonra belgesel filmin pek çok türü ortaya çıktı. Geçmişi 19. yy’ a uzanan belgesel, gerçeğe en yakın sinemasal ürün olması, bununla beraber doğruluk, güvenilirlik gibi özellikleri ile kurmaca filmden ayrıldı. Böylece, toplumsal ve politik meseleleri aktarmanın da birincil yöntemi oldu. Öte yandan bu özellikleri ile belgesel, etkin propaganda araçlarından biri haline geldi. Propaganda yöntemi, özellikle geçmişe ilişkin tarihsel belgeselerde yoğunluklu olarak kullanıldı. Belgesel eksik, yanlış, taraflı bilgiler verdiğinde, sadece seyirciyi aldatmakla kalmaz, seyirci söz konusu belgeselden aldığı bilgilerle toplumsal bir tavır da geliştirebilir. Eş deyişle belgeseller hem dünyamızı hem de bu dünyanın içindeki rolümüzü de anlamamıza yardımcı olur ve kamusal alandaki rollerimizi biçimlendirir. Bireyin ve bu yolla toplumun şekillenmesine katkıda bulunabilen belgesellerdeki bilgilerin doğruluğu önemlidir. Gösterim alanı olarak dijital mecraların artması ile birlikte, belgesellerin yapıları ve içerdiği bilgilerin doğruluğu değişikliğe uğramıştır. Çoğu belgeselde kurmaca ve gerçeklik iç içe geçmiş, bu durum belgeselin gerçekliği aktarma iddiasına gölge düşürmüştür.Bu çalışmada Drama Belgesel olarak adlandırılan bu melez yapının bilginin doğruluğunu olumsuz yönde nasıl etkilediği, Netflix’te gösterilen Rise of Empires: Ottoman / (Şahin, 2020) belgeseli üzerinden tartışılacaktır.Yayın Birbirine benzemezlerin bir araya geldiği yer: Bir Başkadır(IKSAD Publishing House, 2023-03-22) Şeylan, Seher; Küçüker, Emine; Gafurova, GulnazTemel malzemesi hareketli görüntü olan diziler ve filmler karakter ve karakterlerin başından geçen kurmaca öyküler inşa etmenin yanında, anlattığı öykülerle geçmişin ve bugünün arşivini tutar. Bu özelliği ile diziler ve filmler bir anlamda toplumun hafızasıdır. Seyir sanatı olmanın çok ötesinde özelliklere sahip olan sinema bu özelliği ile seyirciyi toplumun geçmişine ve bugününe doğru yolculuğa çıkartır. Bu yolculukta kimi zaman gündelik hayatın rutinleri kimi zaman siyasal geçmiş, kimi zamanda toplumsal olaylar yer almaktadır. Sinemanın geçmişle ve bugünle olan bu ilişkisi seyirciyi sadece edilgen olarak seyreden değil aynı zamanda gösteren / dile getiren, hatırlayan /hatırlatılan olarak bir biçimde yaşanılanlara tanık kılmaktadır. Geçmişten bugüne uzanan bu yolculukta ortak bir coğrafyada yaşayanların gerek yetiştirilme tarzları gerekse bireysel görüşleri sebebi ile birbirlerine ilişkin ön yargılı tavırları ayrışmanın temelini oluşturmaktadır. Birbirlerinin hayatlarına değmeden yan yana hayatlar yaşayanların yolları gün gelip kesiştiğinde anlaşılmanın ve anlamanın zorluğu ekseninde sessiz çatışmalar baş göstermektedir. Dijital platformların artışı ile birlikte yukarda sayılı özelliklere sahip diziler de göze çarpmaktadır. Çalışma boyunca, uluslararası dijital platform Netflix’te gösterilen yönetmenliğini Berkun Oya’nın üstlendiği Bir Başkadır (2020) yapımı üzerinden gündelik hayata ilişkin ilişkiler çerçevesinde birbirine benzemeyen karakterlerin çatışmalarının yer alış biçimleri incelenecektir. Çalışma sonucunda kimlik çatışmalarının ekseninde karakterlerin geçmişleri, yetiştikleri ortam ve bu bağlamda en çarpıcı biçimde modern muhafazakar ikileminin etkisi görülmüştür.Yayın Kasabaya bir yabancı gelir ve her şey değişir: hatırlanınca var olan hikayeler(2023-03-15) Şeylan, SeherGündelik hayatın dışında farklı evrenler yaratma özelliğine sahip sinema sanatı yarattığı evrenler içinde birbirine benzeyen ve birbirinden tamamen farklı karakterler de yaratmaktadır. Senaryonun ana unsurlarından biri olan ve seyir keyfini artıran çatışma çoğu zaman bu karakterler arasında ya da bu karakterler aracılığı ile ortaya çıkmaktadır. Söz konusu çatışmanın başlangıç noktası kimi zaman kasabaya gelen yabancıdır. Georg Simmel’e göre yabancı genel tanımı ile buralı olmayan anlamında bugün gelip yarın gidecek olan değildir. Daha öteye gidemeyecek, gelip kalandır. Geldiği bölgede yaşananları nesnel bir bakış açısı ile değerlendirir ve görüşünü ortaya koyar. Görüşünü ortaya koyarken bölgenin gelenek ve göreneklerinden, alışkanlıklarından ve dini yaklaşımından etkilenmez. Böylelikle en tarafsız bakış açısını dile getirmiş olur. Bölge halkı başka bir yerden gelen bu yabancıya her ne kadar ön yargı ile yaklaşsa da zamanla alışır ve en yakınlarından bile gizlediği konuları onunla paylaşır. Eş deyişle yabancı geldiği bölgedeki insanlarla etkileşime geçmektedir. Söz konusu bu etkileşimin seyri ve sonuçları çalışma boyunca Hatırlanınca Var Olan Hikayeler (Julia Murat,2011) filminden örneklerle analiz edilecektir. Filmde herkesin belirli sorumluluklarının olduğu kasabada gündelik hayat her gün değişmeyen bir biçimde tekrar ederken, Rita’nın kasabaya gelmesi ile kasabanın yaşamı pek çok açıdan değişir. Georg Simmel’in analizi ile “yabancı” olan karakterin özellikleri ve geldiği yerde yaşanan değişimler film boyunca görülmektedir.Yayın Dijital sanat sergisinin belgesele dönüşme ihtimali üzerine: Sezen Aksu dijital sanat sergisi(Kedidedi Yayıncılık, 2023-02) Şeylan, Seher; Işıklı, Şevki; Tıngöy, ÖzhanBilgilerin bilgisayar ortamına aktarılabilmesi ile birlikte sanatın tüm alanlarında yaygın biçimde kullanılan dijitalleşme sanatın dilini de değiştirip dönüştürmüştür. Gelişen bu teknoloji ile beraber dijital sanat, sanatın farklı kollarını bir araya getirmektedir. Disiplinlerarası sanat anlayışı olarak tanımlanabilecek bu durumun günümüz yüzyılında temel kaynağı teknolojidir. Bu bağlamda dijitalleşme ile birlikte özellikle video, sinema ve bu iki sanat dalının çıkış noktası olan fotoğraf üretim bir araya gelmesi ile birlikte filmler fotoğraflar içerebilirken diğer yandan videolar film içeriğinden ve fotoğraflardan yararlanabilmektedir. Böylece, bilgisayar özellikleri ile ses, görüntü, video ve metin bir araya getirilerek animasyon gibi özellikler eklenebilmektedir. Böylece, bu yeni sanatsal yaklaşımda disiplinler arası sanat anlayışı hız kazanmış ve müzelerde, sanat galerilerinde deneyimi açısından önemli bir değişim gerçekleşmiştir. Bu değişim temel malzemesi görüntü olan sinema ve dijital sanat sergi alanında da görülmektedir. Bu bağlamda dijital bir serginin sinemasal bir ürün olarak kabul edebileceğimiz belgesele evirilmesi mümkün görünmektedir. Çalışma boyunca, Sezen Aksu’nun yaşam yolculuğunun anlatıldığı Sezen Aksu Dijital Sanat Sergisi’nin belgesel özellikleri tartışılacaktır. Sezen Aksu’nun müzik yolculuğunun anlatıldığı sergi, sanatçının bu yolculuğunda yaşadıklarını arşiv görüntüleri ve üst ses aracılığı ile aktarması bakımından belgesel özellikleri taşımaktadır.












