7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Yaşamı sürdürme nedenleri ile psikolojik iyi oluş arasında öz-şefkat ve bilinçli farkındalığın aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Erdal, Gizem; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın temel amacı üniversite öğrencilerinde yaşamı sürdürme nedenleri ile psikolojik iyi oluş arasında öz-şefkat ve bilinçli farkındalığın aracı rolünün incelenmesidir. Bununla birlikte katılımcıların psikolojik iyi oluşuna ilişkin bulgularının sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Yöntem: Araştırma, 18-24 yaş aralığındaki 437 katılımcıdan oluşmuştur ve çevrimiçi bir ortamda yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda sırasıyla; Sosyo- Demografik Bilgi Formu, Yaşamı Sürdürme Nedenleri Envanteri, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Öz-Anlayış Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre yaşamı sürdürme nedenleri ile psikolojik iyi oluş; yaşamı sürdürme nedenleri ile öz-şefkat; öz-şefkat ile psikolojik iyi oluş; bilinçli farkındalık ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişki olumlu yönde bulunmuştur. Fakat yaşamı sürdürme nedenleri ile bilinçli farkındalık arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte psikolojik iyi oluş düzeyinin belirli sosyodemografik özelliklere göre farklılaştığı görülmüştür. Yapılan aracı değişken analizi sonucunda ise üniversite öğrencilerinde öz-şefkatin yaşamı sürdürme nedenleri ile psikolojik iyi oluş arasında kısmi aracı rolünün olduğu saptanmıştır. Sonuç: Araştırmamızın söz konusu değişkenlerinin geçmiş araştırmalarda sınırlı sayıda incelenmesi açısından literatüre katkı sağladığı düşünülmektedir. Mevcut çalışmanın sonuçları, sınırlılıkları ve çıkarımları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve ileride yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.Yayın Ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Canbaz, Cansu; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmada 14-18 yaş arası ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolleri araştırılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenlerden cinsiyet, yaş, sınıf, algılanan aylık gelir, kardeş varlığı, kardeş sayısı, psikolojik/psikiyatrik tedavi durumu, anne-babanın medeni durumu, anne-babanın yaşı ve anne-babanın eğitim düzeyinin ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerindeki rolü incelenmiştir. Yöntem: Çalışma, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak 14-18 yaşları arasında 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygusal Özerklik Ölçeği (DÖÖ), Psikolojik İstismar Ölçeği (PİÖ), Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği (AYBÖ) ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu (ÖŞÖ-K) şeklindedir. Çalışmada temel hipotezleri test etmek için aracı değişken analizi ve sosyodemografik değişkenlerin değerlendirilmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda algılanan psikolojik istismar, duygusal özerklik, öz şefkat ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Duygusal özerkliğin ve öz şefkatin ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının tüm sosyodemografik değişkenler arasında yalnızca babaların yaşına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Ergenlerin babalarının yaşı artıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Sonuç: Psikolojik istismarın birey üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Yapılan çalışmanın bulguları olumsuz etkileri olan psikolojik istismar için duygusal özerkliğin ve öz şefkatin koruyucu rollerini göstererek bu koruyucu faktörler bireylerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmesini sağlamaktadır. Mevcut bulgular literatür ışığında tartışılarak araştırmanın sınırlılıklarına ve gelecek araştırmalar için önerilere değinilmiştir.Yayın Çalışan bireylerin iş stresi ve tükenmişlik düzeyi arasında öz şefkatin aracı etkisi(Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Günay, Ezgi; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmanın amacı Türkiye’de çalışan 18-65 yaş arası çalışanların iş stresi ve tükenmişlik düzeyleri arasında öz şefkatin aracı etkisini araştırmaktır. Yöntem: Araştırmaya 18-65 yaşları arasında Türkiye’de çalışan 429 kişi katılmıştır. Veriler çevrimiçi anket olarak kartopu yöntemiyle toplanmıştır. Katılımcılara Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyo-demografik Form, İş Stresi Değerlendirme Ölçeği, Öz Anlayış Ölçeği ve Kopenhag Tükenmişlik Ölçeği uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 22.0 uygulaması ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada iş stresi ve tükenmişlik arasında öz şefkatin kısmi aracı olduğu görülmüştür. Ayrıca, iş stresi ölçeğinin alt boyutları olan rol yükü, örgütsel norm ve uygulamalar, rol yetersizliği ve ast ilişkileri ile tükenmişlik arasında da öz şefkatin kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür. Pandemi döneminde iş yerlerinin aldığı sağlık önlemlerinin, iş yerinin sağlık desteğinin ve iş yerinin motivasyona yönelik çalışmalarının, çalışanların iş stresi puanları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu ortaya konulmuştur. Evde çalışmak için fiziksel koşulları uygun olmayan, konsantrasyon sorunu çektiğini düşünen bireylerin de iş stresi düzeyleri diğer gruplara göre daha fazladır. Ayrıca iş-özel hayat dengesini kötü olarak tanımlayan bireylerin iş stresi düzeylerinde de anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Sonuç: Araştırmada iş stresi ve tükenmişlik düzeyleri arasında öz şefkatin aracı etkisi araştırılmış ve sonuçlar anlamlı bulunmuştur. İş stresinin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Bireylerin iş stresine bağlı tükenmişlik yaşamasını azaltmada öz şefkatin öneminin büyük olacağı düşünülmektedir.Yayın Psikiyatrik tedavi gören ergenlerde ebeveyn kabul-reddi ve içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide öz şefkat ve öz yeterliğin rolü(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-04-02) Aydın, Çağla Selin; Yılmaz Kafalı, Helin; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School Of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu araştırmada, psikiyatrik tedavi gören ergenlerde algılanan ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide öz şefkat ve öz yeterliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak algılanan ebeveyn reddi, içselleştirilmiş damgalama, öz şefkat ve öz yeterlik değişkenlerinin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışmamıza 12-17 yaş aralığında, ortalama yaşı 15.08±1.48 olan 160 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında veriler, özel bir psikiyatri hastanesi ve iki özel psikiyatri kliniğinden toplanmıştır. Katılımcıların ebeveyn reddi algısı düzeylerini değerlendirmek için Çocuk/Ergen Ebeveyn Kabul Red Ölçeği, içselleştirilmiş damgalama düzeylerini değerlendirmek için Çocuklar ve Ergenler için İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği, öz şefkat düzeylerini değerlendirmek için Öz-Duyarlık Ölçeği ve öz yeterlik düzeylerini değerlendirmek için Genel Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenleri değerlendirebilmek adına katılımcıların ebeveynlerinin sosyodemografik bilgi formunu doldurmaları istenmiştir. Korelasyon analizine göre, ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, (r = 0.639, p = <0.001), öz şefkat ile içselleştirilmiş damgalama arasında negatif yönlü ve ve orta düzeyde (r = -0.630,p = <0.001), algılanan öz yeterlik ile içselleştirilmiş damgalama arasında ise negatif yönlü ve orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (r = -0.555, p = <0.001). Aracı değişken analizi sonuçları, ebeveyn reddinin içselleştirilmiş damgalama üzerindeki toplam etkisinin (B = 1.1277, p = <0.001) öz şefkat ve algılanan öz yeterlik dahil edildiğinde (B = 0.6455, p =<0.001) azaldığını göstermektedir. Bu kesitsel çalışmadan elde ettiğimiz bulgular, içselleştirilmiş damgalamanın ebeveyn reddi ile artış gösterdiği; öz yeterlilik ve öz şefkatte azalmanın da, içselleştirmiş damgalamadaki artışa yol açtığını göstermiştir. Ayrıca, öz şefkat ve algılanan öz yeterliğin ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide kısmi bir aracı rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bulgularımız psikiyatrik tedavi sürecindeki ergenler için ebeveyn desteğinin önemini vurgularken, bulgularımızın kohort çalışmaları ile de doğrulanması durumunda, öz şefkat ve öz yeterlik temelli müdahalelerin damgalama algısını azaltmada etkili olabileceği söylenebilir.Yayın Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveynlik tutumları ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolü(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-06-25) Sürücü Kulak, Ayşe; Akçinar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin algılanan ebeveyn tutumları ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı etkisini incelemektir. Algılanan ebeveyn tutumları, anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık, anne reddedicilik, baba reddedicilik, anne aşırı koruyuculuk ve baba aşırı koruyuculuk alt ölçeklerini içermektedir Araştırmaya 137 kadın 54 erkek olmak üzere toplamda 191 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma değişkenlerini ölçmek amacıyla kullanılan ölçekleri sırasıyla Demografik Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları-Çocuk Formu, Öz-duyarlık Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri oluşturmaktadır. Araştırma verileri çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 27 programında yapılmıştır. Araştırma sonuçlarını görmek amacıyla Pearson korelasyon analizi, güvenirlik analizi, Tek Yönlü ANOVA, Bağımsız Gruplar T-Testi, Hiyerarşik Regresyon ve PROCESS ile Aracılık Etkisi analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre cinsiyetin algılanan ebeveynlik tutumlarında, öz-şefkain bazı alt ölçeklerinde ve psikolojik belirtilerin bazı alt ölçekleri üzerinde anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur. Ebeveyn eğitim durumunun da algılanan ebeveyn tutumları ve özyargılama üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Aracılık etkisi analizleri algılanan ebeveyn tutumlarının 6 alt boyutu için de ayrı ayrı yapılmıştır. Bulgulara göre öz-şefkat algılanan anne duygusal sıcaklığı, baba duygusal sıcaklığı, baba reddediciliği, anne aşırı koruyuculuğu, baba aşırı koruyuculuğu ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide tam aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Algılanan anne reddediciliği ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide ise öz-şefkatin kısmi aracılık etkisi olduğu bulunmuştur.Yayın Üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracı rolü(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-06-25) Zomp, Duygu; Akçinar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu çalışmada beliren yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri, öz-eleştirel ruminasyonları ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkiler incelenmiş olup öz-eleştirel ruminasyonun öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki aracı rolü de değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-25 yaş arası 46 farklı şehirde yaşayan, 95 farklı bölümde aktif öğrenim hayatı devam eden 498 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara sırayla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Öz-Eleştirel Ruminasyon Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği uygulanmıştır. Kadınların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kilolarından memnun olmayan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, kilolarından memnun olan katılımcılara göre daha yüksek, öz-şefkat puanlarının ise anlamlı derecede daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kronik rahatsızlığı olan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, rahatsızlığı olmayanlara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kilo alma/verme amacı güzel/fit görünmek olan bireylerin yeme bozukluğu ve özeleştirel ruminasyon puanlarının kilo alma/verme amacı sağlıklı yaşamak olan gruptaki bireylerden istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu, öz-şefkat puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, beden kitle indeksi (BKİ) gruplarına (zayıf, normal kilolu, fazla kilolu, obez) göre yeme bozukluğu puanları anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Zayıf bireylerin yeme bozukluğu puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla düşük olduğu, obez bireylerin ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla yeme bozukluğu puanlarının yüksek olduğu bulgulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öz-şefkatin bozulmuş yeme davranışları ve öz-eleştirel ruminasyonu anlamlı şekilde negatif yönde, özeleştirel ruminasyonun ise bozulmuş yeme davranışlarını pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, özeleştirel ruminasyonun, kontrol değişkenleri (kilo memnuniyeti, yeme bozukluğu dışında psikiyatrik tanı, kronik rahatsızlık, cinsiyet) ve öz-şefkat değişkeninin ötesinde, yeme davranışında bozulma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, basit bir aracılık modeli incelenmiş ve öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular literatürle karşılaştırılarak tartışılmış ve çalışmanın alana sağladığı katkılar ile sınırlılıkları ele alınmıştır.Yayın The mediating effect of self compassion in the relationship between job stress and burnout levels among employees(SAGE Publications Inc., 2026-02-13) Günay, Ezgi; Ünver, Buket; Yılmaz, SimayObjective: This study investigates the role of self-compassion as a mediator in the relationship between job stress and burnout among employees. While job stress is widely recognized as a critical factor leading to burnout, it has been suggested that self-compassion may be associated with a reduction in these negative effects. Method: Participants were 429 actively employed adults living in Turkey (50.6% female). The data were gathered using an online administration of standardized psychological scales, that is, Job Stressor Appraisal Scale, Copenhagen Burnout Scale, and Self-Compassion Scale. Four dimensions of work stress “Role and Workload, Role Inadequacy, Organizational Rules & Practices, and Subordinate Relations” are taken into consideration in the volumetric model. Path analysis with bootstrapping (5,000 resamples) was implemented using Mplus statistical software, with gender, economic condition, and way of working during COVID-19 as covariates. Findings: The model fit was acceptable in path analysis. Role and workload and role inadequacy had a significant direct impact on burnout. Self-compassion had a significant mediating impact on the relationship between role and workload and burnout and the relationship between role inadequacy and burnout. Conversely, for organizational rules and practices and subordinate relations, both direct and mediating effects were non-significant. The model accounted for 21% and 52% for variance in self-compassion and burnout, respectively. Conclusion: This study emphasises the mediating role of self-compassion in the effect of job stressors on burnout. These findings suggest that interventions promoting self-compassion in the workplace may be effective in reducing employee burnout.












