4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın 16.-19.yüzyıl dönemi sosyal yaşamında Osmanlı kadını ve Osmanlı topraklarında yaşamış sanatçıların eserlerine yansımaları(Motif Yayıncılık, 2021-09-15) Kalyoncu, HülyaFarklı tarihçiler tarafından farklı yorumlarla ifade edilen, Osmanlı sosyal yaşamında kadın mevcudiyeti, günümüzde dahi tartışılan bir konudur. Mevcut tartışmalardan yola çıkılarak yapılan bu çalışmada Osmanlı sosyal yaşamında kadın konusuna, sanat tarihi disiplini açısından ve ressamların yapmış oldukları görsel sanat eserleri ışığında, sanatsal bir yaklaşım ile cevap bulunması amaçlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık çok uzun bir süreci kapsayan bir medeniyet olduğu bilinmektedir ve imparatorluğun çok değişken konjonktürel süreçleri bulunduğu aşikârdır. Ancak 16.19.yüzyıllar arası dönem, kadına bakış açısından benzer bir süreçtir ve yapılan bu çalışmada bahsi geçen yüzyıllar arasındaki süreç içerisinde Osmanlı kadınını sosyal yaşamın farklı yönleri ile ele almak sureti ile betimleyen sanatçıların eserleri ele alınmıştır. Çalışma kapsamına dâhil edilen eserlerin sanatçıları ise bu süreç içerisinde Osmanlı topraklarına gidip gelerek belli sürelerde de olsa bizzat, Osmanlı topraklarında yaşamış olan yabancı sanatçılar ve Osmanlı’da yerleşik Osmanlı vatandaşı sanatçılardır. Konuyu ele alan ve orijinallerinin günümüzde çeşitli dünya kütüphanelerinde muhafaza edildiği, Osmanlı topraklarına gelmek sureti ile gezgin seyyahlar tarafından yazılmış bulunan seyahatname anıları ve devlet arşiv belgeleri de konuya ışık tutacak olan verilerdir. Bu nedenle çalışmada dönemi anlatan yazınsal verilerin taramalarının ve incelemelerinin yapılması ve ressam sanatçılara ait görsel belgelerde görülen sahnelerin, eldeki veriler ile sentezleme yapılması çalışma metodu ve yöntemi olmuştur. Sanatçılara ait görsel eserler ve tarihçilere ve seyyahlara ait yazınsal kaynakların birlikte değerlendirildiği bu çalışma ile Osmanlı kadının, alt başlıklara ayrılan sosyal yaşamın kimi koşullarında oldukça sınırlandırılmış, kimi koşullarında ise nispeten serbest bir yaşam süreci geçirmiş olduğu sonucuna varılmıştır.Yayın Cybernetic philosophy, performativity, and new media aesthetics(Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 2022-05-26) Hatipoğlu, ÖzümBy drawing upon philosophical repercussions of cybernetics, this article reformulates the notion of performativity in the context of new media aesthetics. It links performativity to new media aesthetics via the cybernetic notions of information processing and generating systems, recursive electronic and digital feedback loops, emergency, complexity, dynamism, and autonomously evolving systems. In doing so, I argue that the operational logic and infrastructure of new media technologies can only be understood from a performative perspective. The term performance basically refers here to the movement which governs the generation and transformation of systems by putting them into action. It is through this action that the various components and parts of a system relay and process information and produce complex interactive systems. As a result, this kind of complex interactivity leads to the emergence of new forms. It is in this way that these complex systems produce new codes, configurations, and constellations. Such a formulation constitutes my starting point to describe a hybrid framework that may eventually lead to a better understanding of the essential characteristics of new media technologies and aesthetics. The shift from single, discrete, and isolated mechanical artifacts to technological systems laid the foundations for a new kind of aesthetics, the aesthetics of information processing and generating systems. The study of the art object as a system or an environment rather than a single object is crucial to address the way in which the system itself might be conceived of as an aesthetic medium. I foreground my definition of new media in the notions of medium and mediation and discuss the aesthetic possibilities brought forth by the emergence and advancement of information and communication technologies. The method used in this article is literature review.Yayın Adorno’s aesthetic theory: aesthetic display of the empirical reality(Bursa Uludağ Üniversitesi, 2022-03-30) Hatipoğlu, ÖzümTheodor Adorno’s Aesthetic Theory illuminates the basic question of the aesthetic claim to truth. Adorno’s text presents key philosophical questions about the nature of aesthetics. Through grounding Adorno’s aesthetic theory in Hegelian logic, this article explicates why and how the veracity of a modern artwork dwells in its claim to the truth of its own untruth. What is the relation between aesthetic truth and the objective truth of empirical reality? Can aesthetic truth disclose the truth of empirical reality? By relating negatively to what Adorno calls the empirical reality, modern artworks not only become identical to their nonidentity, but also present that which they are nonidentical with as their formative ground. If the truth of an object is mediated, aesthetic truth must disclose the degree of objectivity found in empirical reality. Consequently, aesthetic truth becomes for-itself a mediated truth, and aesthetic truth comes to reveal the mediatedness of empirical reality.Yayın Olmayan bir resmin kurulmayan müzeleri üstüne: Osmanlı-Cumhuriyet çizgisinde Türkiye’nin müze ve görsel bilinç kısıtlamaları hakkında bir yorum denemesi(İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2024-10-15) Kahraman, Hasan Bülent19. yüzyılla birlikte başlayan modernleşme, dönemin Osmanlı İmparatorluğu’nda görsel alanda da dönüşümlere yol açmıştır. Klasik görsel sanat üretiminin yerini perspektife ve figür resmine bıraktığı bir görsellik anlayışının gelişmesi hızlı ve kolay olmamıştır. Aksine, uzun ve karmaşık sorunlara yol açmıştır. Görsel sanatlar alanındaki değişim sadece bir tek alanla, resimle, sınırlı kalmamıştır. Yenilik ve değişimin yansımaları mimarlık alanında da gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak geç dönem Osmanlı modernleşmesi büyük ölçüde görsellik üstünden gelişmiştir. Aynı dönemde müzecilik alanında meydana gelen çalışmalar söz konusu zamanların içe dönük ve gizli Oryantalizm anlayışıyla bütünleşmiştir. Batı-dışı modernleşme süreçlerinin bir ön koşulu olarak ortaya çıkan ve geniş ölçüde Oryantalizme dayanan arkeolojik müze düşüncesi yerini uzun bir zaman sonra görsel sanatlara ait müzelere bırakmıştır. Bu miras yeni Cumhuriyet dönemi tarafından devralınmıştır. Batılı resim anlayışına bağlı olarak gelişen müzecilik anlayışı 1930’ların sonunda biçimlenmiştir. Nurullah Berk’in modernist bir tasnif anlayışıyla gerçekleştirdiği müze kurgusu daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Bugün yeni olduğu söylenen müzelerin önemli bir bölümünde de aynı anlayış sürdürülmekte, müze kurgularında herhangi bir değişiklik söz konusu olmamaktadır. Bu yazıda bir zihniyet sorunu olarak irdelenen söz konusu tarih mevcut görsellik anlayışının iç sorunlarıyla koşut bir şekilde ele alınmaktadır.












