4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Hiperakümülatör bitkilerin peyzaj tasarımında kullanılması(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-01-16) Nacak, Habibe; Uzun, Adnan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Landscape ArchitectureDünya genelinde hızla artan nüfus ve sanayileşme faaliyetleri, doğal kaynakların sürdürülemez şekilde tüketilmesine ve çevreye verilen zararın artmasına yol açmaktadır. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, yenilenemeyen kaynaklar üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması ve bu etkilerin oluşmadan önlenmesi, son yılların en kritik araştırma ve politika konularından biri haline gelmiştir. Bu bağlamda, çevre kirliliğinin en ciddi boyutlarda görüldüğü alanlardan biri olan sanayi bölgeleri, özel bir ilgi odağı haline gelmiştir. Peyzaj uygulamaları, sürdürülebilirlik ve çevre koruma açısından kritik işlevler üstlenmektedir. Son yıllarda, doğal kaynakların korunmasına yönelik geliştirilen yenilikçi yaklaşımlar arasında, hiperakümülatör bitkiler ile yapılan çalışmalar dikkat çekmektedir. Hiperakümülatör bitkiler, ağır metal kirliliğine toleranslı ve bu metallerin birikimini sağlayarak çevreyi temizleyebilen bitki türleri olarak bilinmektedir. Bu bitkiler, sanayi alanlarının neden olduğu çevresel kirliliği azaltmak için doğal bir çözüm sunmakta ve çevre mücadelesinde umut vadetmektedir. Bu çalışma, Kocaeli'nin Dilovası Sanayi Bölgesi’nde ağır metal kirliliğine maruz kalan topraklarda yetişen üç bitki türünün (Ligustrum vulgare, Tilia tomentosa, Olea europaea.) bünyelerinde biriktirdikleri Çinko (Zn), Kurşun (Pb), Bakır (Cu), Krom (Cr) ve Nikel (Ni) oranlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu bitkilerin aynı türlerinin kirlilik barındırmayan kontrol bölgelerindeki örnekleriyle karşılaştırılarak, mevcut çevresel koşullarda gelişimlerinin nasıl etkiledikleri gözlemlenecektir. Araştırmanın her aşaması, literatür taramaları ile desteklenmiş; alan seçimi, örneklerin toplanması, tanımlanması ve laboratuvar analizleri yoluyla yürütülmüştür. Sonuç olarak, ağır metal kirliliğine sahip bölgelerde uygulanacak uygun bitkilendirme tasarımları ile çevre kirliliğinin azaltılabileceği, bu uygulamaların ekolojik ve ekonomik açıdan nasıl fayda sağlayabileceği değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile, çevre kirliliği ile mücadelede yeni yaklaşımlar geliştirilmesine ve sürdürülebilir peyzaj uygulamaları ile ekosistemlerin korunmasına katkıda bulunması hedeflenmektedir.Yayın UNESCO Dünya Miras listesinde yer alan İran Bahçelerinin sürdürülebilir yönetim açısından değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-08-29) Dadras, Sara; Zeren Gülersoy, Nuran; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Landscape ArchitectureTarihi değerlerin korunması, bir toplumu ve onu oluşturan değerleri ve bu değerlerin içerdiği tüm dinamikleri göz önünde bulundurarak korumayı ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için en temel araç, bu değerleri toplumsal ve mekansal yaşamın bir parçası haline getirmektir. İran mimarisi ve bahçe sanatında, mekansal kurgu ve görsel kombinasyonun hareket, dinamizm, simetri, denge ve koruma gibi tüm temel kavramlar, güçlü ve anlamlı bir şekilde yer almaktadır. Bu geleneksel uslüp uyum ve düzen sınırlarını aşan, mahremiyet ve saygıyı çağrıştıran, fonksiyonel ve faydalı, gereksizlikten ve aşırılıktan uzak, kendi kendine yeten bir özellik içermektedir. 2011 yılında (otuz beşinci oturum sırasında), 1372 Kayıt numarası ile İran Bahçe Sanatı ve 9 örnek İran bahçesinin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınma karar verilmiştir (UNESCO, 2011). “Evrensel değerlere sahip olan bu alanların Dünya Mirası listesine alınması, İran Bahçelerinin sürdürülebilir yönetiminde olumlu ve olumsuz etkilerini araştırmak, bu alanların sürdürülebilir yönetimi üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve bu alanların korunması için daha etkili stratejiler geliştirilmesine yardımcı olabilir. İran Bahçeleri gibi eşsiz değerler ve özel yerler, kendi kimliklerini ve sosyal davranışlarını içerir. Genellikle tarihi dokuların en erişilebilir noktasında konumlanan ve günümüze kadar varlığını sürdürebilen küçük ölçekli mevcüt yeşil ve açık alanlarının korunması, sıkışık kentsel alanların ekolojik sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Bu nedenle kapsamlı araştırmalarla İran bahçelerindeki sürdürülebilirlik faktörlerinin çağdaş paradigmalara göre modellenmesi ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması, kalkınmaları açısından yararlı olacaktır. Bu araştırma kapsamında konunun tanımı ve problemin saptanması için ayrıntılı literatür taranmasıyla beraber Eski çağlarda İran Bahçelerini araştıran tarihçiler, gezginler ve bilim insanlarının farklı lisanlarda yayınlanan yazıları ve kitapları araştırılıp, UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde yer alan benzer evrensel değerlerin alanında gerçekleştirilen projeler ve yasal ve politik sistem, seçilme koşulları ve genel işleyişleri incelenerek Dünya Miras Listesinde yer almanın avantaj ve dezavantajları irdelenmiştir. İran Bahçelerinin Dünya Mirası Listesine adaylık dosyası incelenip 9 bahçenin saha ve anket çalışmaları sonucunda, başlangıcından günümüze kadar geçen süreçte UNESCO destek projeleri kapsamında gerçekleşen çalışmalar ve teşvik edici uyarılar sonucusürdürülebilir yönetimin etkileri araştırılmıştır. Evrensel değerlere sahip ve geleneksel yöntemlerle oluşturulan kentsel açık ve yeşil alanların sahip olduğu fiziksel, ekolojik, ekonomik ve sosyal değerlerin koruma sınırlarının bağlayıcı biçimde belirlenmesi ve çevresindeki tampon zonlarının korunması, bilinçli bir şekilde alınan uluslararası desteklerle sürdürülebilir kent olgusunu geliştirmek, giderek artan yoğun ve negatif kentsel gelişimin etkilerinden korunan çok işlevli peyzaj alanların gelişime olanak sağlar. Ayrıca, bütünsel sürdürülebilir yönetim stratejileriyle kısa ve uzun vadede sürekli ve planlı bir şekilde yönetilen ve izlenen koruma ve kalkınma politikalarının uygulanması, yerel halkın ve kamuoyunun Dünya Mirası alanlarına karşı aidiyet ve sorumluluk duygusunu artıracaktır.Yayın İstanbul Boğaziçi kent mobilyalarının kent kimliği kapsamında irdelenmesi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-04-15) Begdeş, Melike Melis; Uzun, Adnan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Landscape ArchitectureKentsel mekân, kentte yaşanan çalışma, sosyalleşme, alışveriş gibi tüm olayların gerçekleştiği yerdir ve toplumun sosyoekonomik ve kültürel yapıları tarafından şekillenmektedir. Kentsel mekân ayrıca toplumun tüm bireylerinin yaşadığı, kamusal ihtiyaçların karşılandığı yerdir. Bu alanlar bir şehrin sağlığı ile doğrudan ilişkilidir ve mekânın kalitesi yaşam kalitesini etkilemektedir. Kullanıcı tarafından oluşturulan bir mekânda, mekânsal kimlik analizine konu olabilecek pek çok unsur bulunmaktadır. Literatürde ilk ve en önemli kriterlerin tarih, coğrafya ve tasarım olduğu gösterilmiştir. Birçok araştırmacı tarafından belirlenen bu kriterler, bölgenin kimlik sahibi olmasının sağlanması açısından oldukça önemli kabul edilmektedir. Kent kimliğine sahip olmak bölgenin kalitesini arttırır ve kullanıcılara iyi bir deneyim sunar. Kullanıcılara sunulan hizmetler açısından kent mobilyaları, kamusal alanların performansına katkı sağlayan en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Kentsel alanlar ile kent mobilyaları arasındaki ilişki tasarım, işlev ve yaşam dahil olmak üzere birçok bağlamda tartışılmıştır, fakat kent kimliği bağlamında yeterli çalışma olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada, önceki çalışmalarda bu açıdan değinilmemiş kentsel mekanlardaki kent kimliğinin, kent mobilyalarıyla olan ilişkisi araştırılmıştır. İstanbul Boğaziçi bölgesi örneğinde ‘’kentsel peyzaj mobilyaları ile mekânın kimliği’’ arasındaki ilişkinin araştırılması araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Kent mobilyaları; mekânsal farkındalığın önemli olduğu dayanıklı, işlevsel ve konforlu olmasının yanı sıra mekâna kimliğine uyum sağlamış şekilde kullanılmalıdır. Bu kapsamda farklı mimari doku açısından değerlendirilmiş bu bölgede farklı tipte birçok kent mobilyası araştırılmıştır. Bu araçların kent kimliğine etkisi değerlendirilirken; donatının mekân kalitesine katkısı ile mekâna uyumu arasındaki ilişki göz önünde bulundurulmuştur.Yayın İstanbul Kadıköy Acıbadem ve Hasanpaşa mahallesi örneğinde yağmur suyu yönetimi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-27) Abravanel, Başak; Uzun, Adnan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Landscape ArchitectureGünümüzde hızlı kentleşme süreci, doğal yüzeylerin geçirimsiz yapılarla yer değiştirmesine neden olmakta ve bu durum kentsel alanlardaki hidrolojik döngüyü önemli ölçüde etkilemektedir. Geçirimli yüzeylerin azalmasıyla birlikte, yağmur sularının yer altına sızması engellenmekte, bu da yer altı su kaynaklarının yenilenmesini zorlaştırmakta ve yüzeysel akışı artırarak suyun doğal çevrimini bozmaktadır. Bu değişim, su kirliliğinin artmasına, toprağın nem dengesinin bozulmasına ve sel ile taşkın risklerinin çoğalmasına neden olmaktadır. Artan nüfus, yaygın yerleşim ve sanayileşme faaliyetleri ile birlikte doğaya yapılan müdahaleler hız kazanmakta; bu faktörler küresel iklim değişikliği ile birleştiğinde taşkın tehlikesi daha ciddi boyutlara ulaşmaktadır (Dilley, 2005). Kentleşmenin çevresel etkileri sonucunda bireylerin erişebildiği temiz su, hava, güvenilir gıda ve yeşil alan miktarında belirgin azalmalar yaşanmaktadır. Bu bağlamda, kentsel alanların sürdürülebilirliğini sağlamak için doğal su döngüsünün korunması ve iyileştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Yağmur sularının toprak tarafından infiltrasyonunun sağlanması, bu suların ekolojik yöntemlerle toplanarak değerlendirilmesi ve kentsel hidrolojik işlevlerin sürdürülmesi, sürdürülebilir yağmur suyu yönetiminin temel hedefleri arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda geliştirilecek planlama ve uygulamalar, hem ekosistem sağlığının korunmasına hem de kentsel yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sunacaktır. Bu çalışmada Acıbadem ve Hasanpaşa mahalleleri, İstanbul’un yoğun yapılaşmış kentsel alanlarından olmaları, geçirimsiz yüzey oranlarının yüksekliği ve yüzeysel akışın etkisiyle taşkın riski barındırmaları nedeniyle inceleme alanı olarak seçilmiştir. Her iki mahalle de, yağmur suyu yönetimi açısından doğal sızma olanaklarının sınırlı olduğu, geleneksel altyapının yetersiz kaldığı ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç duyulan bölgeler arasında yer almaktadır. Ayrıca, mevcut arazi kullanımı çeşitliliği (konut, eğitim, park vb.) ve belediye tarafından desteklenen iklim uyum politikaları kapsamında bu mahalleler, doğa tabanlı çözümlerin uygulanabilirliğini değerlendirmek açısından uygun örnek alanları sunmaktadır.












