Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 282
  • Yayın
    Sınıflandırma için diferansiyel mahremiyete dayalı öznitelik seçimi
    (Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2018) Var, Esra; İnan, Ali
    Veri madenciliği ve makine öğrenmesi çözümlerinin en önemli ön aşamalarından biri yapılacak analizde kullanılacak verinin özniteliklerinin uygun bir alt kümesini belirlemektir. Sınıflandırma yöntemleri için bu işlem, bir özniteliğin sınıf niteliği ile ne oranda ilişkili olduğuna bakılarak yapılır. Kişisel gizliliği koruyan pek çok sınıflandırma çözümü bulunmaktadır. Ancak bu yöntemler için öznitelik seçimi yapan çözümler geliştirilmemiştir. Bu çalışmada, istatistiksel veritabanı güvenliğinde bilinen en kapsamlı ve güvenli çözüm olan diferansiyel mahremiyete dayalı özgün öznitelik seçimi yöntemleri sunulmaktadır. Önerilen bu yöntemler, yaygın olarak kullanılan bir veri madenciliği kütüphanesi olan WEKA ile entegre edilmiş ve deney sonuçları ile önerilen çözümlerin sınıflandırma başarımına olumlu etkileri gösterilmiştir.
  • Yayın
    Akdağ Kütlesi’nde (Batı Toroslar) Pleistosen buzullaşmalarının jeomorfolojik özellikleri ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) ile yaşlandırılması
    (Türk Coğrafya Kurumu, 2017) Bayrakdar, Cihan; Güneç Kıyak, Nafiye; Turoğlu, Hüseyin; Öztürk, Tuğba; Canel, Timur
    Batı Torosların en yüksek ikinci zirvesine (Uyluk T. 3014 m) sahip olan Akdağ, batıda Eşen Ovası (60 m) doğuda Elmalı Ovası (1100 m) arasında yer alan ve 2700 m üzerinde birçok zirve barındıran, çevresine göre oldukça yüksek bir kütle görünümündedir. Akdağ Kütlesi'nde Kuvaterner'de meydana gelen buzul şekillerini incelemek ve OSL ile tarihlendirmek çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmada coğrafi bilgi sistemleri ve morfometrik analizler, OSL tarihlendirme yöntemi ve sedimantolojik analizlerden faydalanılmıştır. Akdağ Kütlesi'nin jeomorfolojik gelişiminde birden fazla etken ve sürecin rolü olmuştur. Bu süreçlerin başında karst, buzul, tektonik ve flüviyal gelmektedir. Akdağ Kütlesi'nde etkili olan Pleistosen buzullaşmaları, büyük ölçüde karstik yapıya uyumlu gelişmiş ve 2500 m ve üzerindeki paleo-karstik depresyonlarda kalın plato buzulları oluşmuştur. Akdağ Kütlesi'nde üçü büyük, beş buzul vadisi tespit edilmiştir. Bu buzul vadileri gelişmiş sirklerle başlayıp 2500 m seviyelerinde paleokarstik depresyonlara uyumlu olarak düşük eğimli, geniştabanlı ve büyük ölçüde taban ve yanal morenleri ile kaplı iken 2500 m seviyelerinden sonra vadiler daralıp klasik tekne vadi formu alıp 2000 m seviyelerinde cephe morenleri ile sonlanırlar. Akdağ Kütlesi'nde morenlerden alınan örneklere ait OSL tarihlendirmelerinde 17-21 bin yaşları çıkmıştır ki bu da son buzul dönemi MIS 2 ye denk gelmektedir.
  • Yayın
    21.yüzyıl çağdaş sanat önermesi olarak Peter Greenaway’in Last Supper dijital video enstalasyonu
    (Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2018) Avcı Tuğal, Sibel
    20.yüzyılda ilk örnekleri görülen dijital teknoloji ve dijital görüntü uygulamaları 21.yüzyılla birlikte post-dijital döneme evrilmiştir. Hızla gelişen dijital görüntüleme teknolojisi ve buna bağlı gelişen dijital video ve dijital görüntü işleme teknolojileri farklı ve yeni anlam katmanları yaratmak üzere sanat alanında kullanılmaktadır. Simülasyonlarla çevrili bir yaşam alanı sunan 21. yüzyılda sanat yeniden varlığını sorgulamaktadır. İngiliz sinema yönetmeni, ressam Peter Greenaway sanatın, özellikle sinema sanatının yenilenmesi ve farklı açılımlar yapabilmesi için 8000 yıllık geçmişi olan resim sanatına yeniden bakılması gerektiğini düşünmektedir. Bu amaçla 2006 yılında, Batı Resim Sanatı’nda başyapıt olarak kabul edilen eserler üzerinde yeni bir görsel bir dil oluşturmak, farklı anlam katmanları yaratmak amacı ile “Nine Classic Paintings Revisited” projesine başlamıştır. Bu proje kapsamında yer alan başyapıtlardan biri Leonardo da Vinci’ye ait “Last Supper” freskidir. Greenaway’in bakışı ile “Last Supper” dijital video enstelasyonu makalede incelenmek üzere seçilmiştir.
  • Yayın
    Asymptotic solutions of love wave propagation in a covered half-space with inhomogeneous initial stresses G(3)(1)
    (Işık University Press, 2015) Hasanoğlu, Elman; Negin, Masoud
    The dispersive behavior of Love waves in an elastic half-space substrate covered by an elastic layer under the effect of inhomogeneous initial stresses has been investigated. Classical linearized theory of elastic waves in initially stressed bodies for small deformations is used and the well-known WKB high-frequency asymptotic technique is applied for the theoretical derivations. Numerical results on the action of the influence of the initial stresses on the wave propagation velocity for a geophysical example are presented and discussed.
  • Yayın
    Deleuze ve Spinoza kavramları üzerinden Kardelen Fincancı, Nezaket Ekici ve Tunç Ali Çam’ın çalışmalarının değerlendirilmesi
    (Istanbul Kultur Univ, 2017-07) Demir, Vesime Itır
    Bu araştırmada, Benedictus de Spinoza ve Gilles Deleuze’ün sunduğu kavramlar üzerinden performans sanatı örnekleri incelenecektir. İki düşünürün ortaya koyduğu beden odaklı düşüncelerden yola çıkılarak, performans sanatının gündelik yaşamla ilişkisi, izleyiciyle kurduğu ilişki, izleyici ile sanatçının etkileşimi ve yapılan performansın nihayetinde hedefine ulaşıp ulaşmadığı belirlenecektir. Nezaket Ekici’nin “Imagine”, Kardelen Fincancı’nın “Make Me Whole Again” ve Tunç Ali Çam’ın “Yersiz yurtsuzlaşma, Kurşun Kalemler, Karton Kutu ve Ses” adlı performansları izleyiciyle kurduğu ilişkiler ve izleyici üzerinde yarattığı etkiler üzerinden değerlendirilecektir.
  • Yayın
    Motif-oriented characteristics of the Turkish carpets illustrated in English aristocratic portrays of renaissance and effects of the carpets on British carpet production
    (Ahmet Kara, 2021-08-31) Kalyoncu, Hülya
    The Turkish carpets with a great importance in world’s carpet history have their origins in Pazırık Carpet, the world’s oldest and the first knotted carpet which was produced by the Central Asian Turks. Carpet tradition of Turks was kept by the Anatolian Seljuk Empire. It had its golden age with the naturalist carpets woven in Bursa and its vicinity in the 16th century that corresponds to the Ottoman period. The Turkish carpets included in the religion and society-thematic paintings made in Renaissance period by the European painters in various countries were regarded as the expression of wealth and magnificence. The Ottoman-Turkish carpets illustrated in portraits of the English aristocrats as well influenced the English carpet art in addition to adding aesthetic values to the paintings. In this study performed in this context, literature of the portraits of English aristocrats that involve Turkish carpets was reviewed. Besides, painters of the paintings, the aristocrat’s portrayed and motif-oriented characteristics of the Turkish carpets were addressed in detail. It was aimed to reveal the place of the carpets addressed within the discipline of art history, in Turkish cultural history and their effects on the British carpet production. In conclusion, it was turned out that they place premium on Turkish culture and art.
  • Yayın
    0 Ve 1’Le Şekillenen Dünya
    (Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2017) Avcı Tuğal, Sibel
    Sanat yapıtları yüzyıllar boyu çağının teknolojik yenilikleri ile gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Elektronik teknolojisine bağlı olarak gelişen bilgisayarlar ve dijitalleşme toplumların kültür yapısını değiştirmekte, insan-makine ilişkisini yakınlaştırmakta, teknolojiyi vazgeçilmez kılmaktadır. Bu durum sanat için yeni bir deneyim alanı yaratmıştır. Oluşan dijital evren ve insan arasındaki bağlantı küresel anlamda endüstriyel, ekonomik ve ideolojik eğilimlere bağlı olarak şekillenmektedir. Zaman ve mekan kavramlarını altüst eden dijital yapılanma yaşamı dönüştürmektedir. 20. yüzyıl ortalarından itibaren ilk örnekleri görülen elektronik sanat, bilgisayar sanatı ve bugünkü adı ile dijital sanat fotoğraf sanatının geçmişte karşılaştığı eleştirilere benzer yaklaşımlarla değerlendirilmektedir. 21.yüzyılda büyük bir dönüşüm yaratacağı öngörülen Endüstri 4.0 ile birlikte biçimlenecek yaşam biçimlerinde görselleştirmenin, görsel estetiğin ve görsel algılamanın ön planda olacağı düşünülmektedir. Yaşanmakta olan değişim ve dönüşüm özü gereği yenilik,deneysellik ve iletişimi içinde barındıran sanat için bir fırsattır. Bu çalışmada temeli elektronik ve bilgisayar sistemlerine dayanan bilgisayar sanatı, bu alana yön verenler ve dijital sanat oluşumlarının geçirdiği süreçler ilk örnekler üzerinden incelenmektedir.
  • Yayın
    Dijital ikiz teknolojisinin sinemaya yansımaları ve etik sorunlar
    (Motif Yayıncılık, 2023-09-19) Şeylan, Seher
    Gelişen teknoloji ile beraber Endüstri 4.0 teknolojileri ile bilinirliği artan dijital ikiz uygulamaları pek çok sektörde sıklıkla kullanır hale gelmiştir. Daha hızlı, esnek, kaliteli ve kişileştirilmiş ürünler sunan dijital ikiz aynı zamanda değerlendirme, tahmin etme, öğrenme, analiz ve geliştirme gibi konularda işletmelere ve kurumlara zaman kazandırarak, hata payını en aza indirmekte ve kar oranını artırmaktadır. Sağlıktan kamu denetimine, eğitimden ulaşıma, havacılık sektöründen neredeyse tüm mühendislik dallarında kullanılan dijital ikiz görsel işitsel dünyada da kullanılmaya başlanmıştır. Bu hali ile yapay zekânın sinemaya getirdiği yenilikler arasında yer alan dijital ikiz kavramının ortaya çıkması yeni olmamakla beraber sinema sektörü için kavrama ilişkin bir boşluk bulunmaktadır. Bu makalenin amacı, Endüstri 4.0 ile önemi artan dijital ikiz uygulamasının yaratacağı etik ihlalleri tartışmaktır. Çalışma boyunca Netflix platformunda yer alan Black mirror dizisinin konu ile ilgili John is Awful ve (Ally Pankiw,2023) Beyond the Sea (John Crowley,2023 ) bölümleri özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı, kişisel verilerin korunması hakkı, dijital mecralarda lekelenmeme hakkı ve toplumsal etik değerlerin ihlali çerçevesinde çözümlenmektedir. İnsanın dijital ikizinin oluşturulmasının pek çok etik sorunu beraberinde getirdiği görülmektedir. Çalışma, dijital ikiz uygulamaları hakkında bilgi verirken, uygulamanın sinemada yer alış biçimi üzerine odaklanan öncü çalışmalar arasındadır.
  • Yayın
    “Bana göre” ahlak: sıradan insanın ahlakı kavramsallaştırması
    (Türk Psikologlar Derneği, 2020-06) Cesur, Sevim; Tepe, Beyza; Piyale, Zeynep Ecem; Sunar, Diane; Biten, Ali Furkan
    Shweder ve diğerleri (1997), Kohlberg’in (1971) ahlakın evrenselliği ve en önemli erdemin adalet olduğu varsayımlarını reddetmişler ve farklı kültürlerde farklı derecelerde önemsenen “ahlakın üç temel etiği”ni önererek kültürel çeşitliliği varsaymışlardır. Walker ve Pitts (1998) ise, bugünkü ahlak araştırmalarının bir eksiğinin sıradan insanın doğal ahlak kavramsallaştırmalarının çalışılmaması olduğunu ifade etmektedirler. Bu araştırmanın amacı, toplumumuzda ahlakın nasıl kavramsallaştırıldığına ve bu kavramsallaştırmaların Shweder’in üç etik koduyla nasıl ilişkilendiğine bakmaktır. Bu araştırma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışma 1 kapsamında katılımcılardan açık uçlu olarak ahlak/ahlaksızlık/ahlaklı insan-erkek-kadın/ahlaksız insan-erkek-kadını tanımlamaları istenmiştir. Kodlanan cevaplar, tanımlanan bu altı hedef arasında bazı ortaklıklara ve farklılıklara işaret etmektedir. En fazla atıfta bulunan kategori, toplumsal kurallar ve roller olmuştur. Çalışma 2 için, Çalışma 1’den elde edilen kategorilerden “Bana Göre Ahlak Envanteri” (BGA) oluşturulmuştur. BGA’ya verilen cevapların oluşturduğu örüntüler, Shweder ve diğerlerinin öne sürdüğü üç etik koduyla benzerlikler göstermiştir. Bu paralellikleri incelemek üzere Çalışma 3 çerçevesinde, üç etik kodunu ölçmeye yönelik olan Etik Dünya Görüşü anketi ile BGA Envanteri arasındaki ilişki tanımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri de kullanarak incelenmiştir. Sonuçlar, ülkemizde ahlakın kavramsallaştrılmasında Shweder’in üç etik koduna benzer bir yapı ortaya çıktığını ve oluşturduğumuz BGA Envanterinin güvenilir ve geçerli bir ölçüm yöntemi olduğunu göstermektedir.
  • Yayın
    Underemployment in the Turkish labor market
    (Sosyoekonomi Derneği, 2017-07-31) Susanlı, Zehra Bilgen
    Using individual-level data from Household Labor Force Surveys for the period 2009-2015, this paper examines the determinants of underemployment in the sample of wage and salary earners in Turkey. Findings from Probit estimations indicate that the effect of gender on the likelihood of underemployment is not statistically significant, and there is a negative association between educational attainment and the likelihood of underemployment. Within the group of higher educated individuals, there are important differences across fields of study.