Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Mülteci temsillerinde kültürel farklılık inşası ve toplumsal kabule etkileri
    (Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-06-30) Pandır, Müzeyyen
    Türk toplumu ve Suriyeli mülteciler arasında toplumsal kabul ve uyum konusuna odaklanan kamuoyu çalışmaları, coğrafi yakınlıkları ve ortak dini hassasiyetlerine rağmen Türk toplumunun Suriyeliler’i kültürel olarak uzak ve farklı gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerin ülke gündeminde oldukları dönemlere dönerek, o dönemin haber fotoğraflarında nasıl temsil edildiklerini, fotoğraflarda nasıl bir “Suriyeli mülteci” kimliği inşa edildiğini ve bu temsillerin Türkler ve Suriyeliler arasında kültürel farklılık ve uzaklık algısını nasıl beslemiş olabileceklerini sorgulamaktadır. Suriyeli nüfusun Türkiye’de en fazla artış gösterdiği 2014 ve 2015 yıllarında beş günlük gazetede yayınlanan Suriyeli mülteci fotoğrafları içerik analizi yöntemi ile incelenmiş, fotoğraflarda Suriyeliler’e dair hangi anlamların üretildiği belirlenmiş, biz-onlar ayrımının nasıl ve hangi temsil pratikleri ile inşa edildiği gözlemlenmiş ve bu temsillerin toplumsal kabule yönelik olası etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak, gazete temsillerinde Suriyeli mültecilere karşı önyargılı bir temsil biçiminin açık bir şekilde kullanılmadığı, ancak bazı temsil pratikleri ile daha örtülü şekillerde Suriyeliler’in toplumdan (bizden) farklı, uzak ve yabancı bir grup olarak inşa edildiği savunulmaktadır. Bu temsil biçimi, üç buçuk milyonun üzerinde Suriyeli nüfusa sahip Türkiye’de, Suriyeliler’e yönelik toplumsal kabulün oluşumuna olumsuz etki edecek niteliktedir. Toplum içerisinde barışın hâkim olabilmesi için medya temsillerinde, Suriyeli mültecilerin “görünmez” kılınan ancak “bize” benzer “sıradan” ve olumlu özelliklerinin görünür kılınması önerilmektedir.
  • Yayın
    Modern ve sonrası dönemde nesnelerin sanatta temsil ve ifade biçimlerinde popüler kültürün etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2022-04-28) Tutkan, Ayfer; Önkal, Güncel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Bu tez çalışması modern ve sonrası sanatların anlam ve temsiliyet paradigmalarının temelini oluşturan 20. yüzyılın sosyo-kültürel yapısı ve popüler kültür bağlamında sanat-nesne ilişkilerini ele almaktadır. Bu bağlamda modernist ve sonrasındaki süreçlerin, tüketim toplumunun ve pop-kültür hareketi ve kavramlarının toplumlar ve bireyler üzerinde yarattığı değişimler betimlenerek, imgeler dünyasında oluşan yeni ifade biçimlerinin hayata geçişleri izlenmiştir. Bu bağlamda Avangart sanat tan Romantizme, Sembolizmden, Sürrealizme kadar kimi sanat akımlarının nesne-anlam, nesne-kavram ve nesne-söylem ilişkileri bakımından irdelenmesi öngörülmüştür. Temsiliyetin her sanat akımında farklı ele alınışına eşlik eden nesne ve bu ilişkiye şahitlik eden değer kavramı üzerinden, pop kültürün, marka, ikonizm, fetişizm, yozlaşma, taklit, mahremiyet, geçicilik, kimlik, benzeştirme, yeniden üretme, taşıma, manipülasyon vb. paradigmalarının modern ve sonrasında sanatın sorgulama alanında nasıl şekillendiğinin incelenmesi yapılmaktadır. Kuramcıların ve eleştirmenlerin savlarının eşliğinde ve örneklemler üzerinden gidilerek, Modern ve sonrası sanat ruhunun ve bu çerçevede pop kültür kavramlarının, geleneksel kabuller ile yer değiştirme süreçlerinin tespiti yapılmış, çağdaş sanata zemin hazırlayan sosyalsanatsal etkilerin tartışılması öngörülmüştür.
  • Yayın
    Land art ve mekan bağlamında süre, süreç, temsiliyet problematiğinin dil ve mekan ilişkisi : sanatçının varoluşsal uzamı
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-07) Mergin, Arzu; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    This study that I performed over the existential space of artist with an existential perspective has formed by examining the linguistic and spatial relation of time, process and representation of ‘Land Art’, which arose in the cultural environment of the 1960-70’s as an art movement, within the context of space. My study aims at making a proposition about the relations of artists with space, temporality (time, process) and representation, and the effects of these relations on language, space and space concept by using inductive method over the Land Art artists and their works. All references and parameters of ‘Land Art’ have been examined inclusively and over the samples spanning over an extensive scale in my study, which is consisted of nine main chapters. The problematic of nature and representation of nature and the existential space of artist have been dealt with as it will create a general framework over the important Land Art artists such as Hamish Fulton, Richard Long, Robert Smithson and Michael Heizer. As a conclusion in my study that I discussed with a flexible perspective with reference to Land Art artists, I can express that vision of artists, which offers us a new and fresh perspective, offers us new ways of seeing and perception versions by making an intense connection with space and language. It has been explored within the scope of my study that the space concept, which is produced mentally by artists, and their manners prioritizing this fictional space concept, and the intense and layered relation they established with language play a central and primary role in conceptualization of art. I can express that I am hopeful for my study, which examines the basic dynamics of Land Art and the relation that these dynamics established with language, space and space concept, to be effective in explaining the meaning of current artistic approaches and expansions that include ecological, environmentalist and ethical propositions.
  • Yayın
    Gerçeklik, temsil ve yabancılaşma bağlamında Covid-19 pandemisinin televizyon dizilerindeki görünümü
    (2021-07-25) Şeylan, Seher
    Pandemi dönemi tüm dünyada yaşamı çeşitli biçimlerde değiştirmiş ve bu değişim kendisini her alanda göstermiştir. Kitle iletişim araçları ise bu değişime doğrudan maruz kalan alanlardan biri olmuştur. Özellikle televizyonun güncel içerik üretimi, gündelik yaşamı risk altına alan Covid-19 sorunuyla bir araya gelince belirsizliklere ve aksamalara neden olmuştur. Bu nedenle dizi çekimleri durdurulmuş ve bir süre yayına dizilerin önceki bölümleriyle devam edilmiştir. Ancak yaşam neredeyse tamamen ev içine taşınınca, diziler de güncel konularıyla kaldığı yerden devam etmiş hatta bunlara yenileri eklenmiştir. Salgının getirdiği yeni kurallar ve bu kurallarla yaşamanın hayati önemi defalarca vurgulanırken, bu vurgunun dizilerde yer alıp almadığı ise bir soru işareti oluşturmaktadır. Bu çalışmada dizilerin salgın etkisini ekrana ne kadar taşıdığı, buna yönelik içerik değişimine gidilip gidilmediği ve ekran karşısında daha çok vakit geçiren seyirciye böyle bir dönemde ne tür bir dünya sunulduğu sorularına cevap aranmaktadır. Bu amaçla, dizi gerçekliği ile gündelik yaşam gerçekliğinin salgın dönemindeki yansımaları, Stuart Hall’un medya temsili ve Jean Baudrillard’ın gerçeklik kuramları çerçevesinde Gönül Dağı, Sadakatsiz ve Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizileri ile incelenecektir. İncelenecek diziler 2021 yılı Şubat, Mart ve Nisan ayı izlenme oranlarına göre belirlenmiştir. Pandemi süreci her ne kadar yaşamda güçlü bir değişim yaratsa da bu değişimin dizi içeriklerinde yeteri kadar yer bulmadığı ve hatta seyircilerin bu gerçeklikten bütünüyle koparıldığı görülmektedir.
  • Yayın
    Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar
    (Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, Halit
    Bu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.
  • Yayın
    Belgeselden drama-belgesele gerçeğin yolculuğu: “Rise of Empires: Ottoman”
    (2020-09-02) Şeylan, Seher
    Alaska ve Kanada’daki gerçek mekanlarda çekilen ilk belgesel film Nanook of the North (Flathery, 1922)’dan sonra belgesel filmin pek çok türü ortaya çıktı. Geçmişi 19. yy’ a uzanan belgesel, gerçeğe en yakın sinemasal ürün olması, bununla beraber doğruluk, güvenilirlik gibi özellikleri ile kurmaca filmden ayrıldı. Böylece, toplumsal ve politik meseleleri aktarmanın da birincil yöntemi oldu. Öte yandan bu özellikleri ile belgesel, etkin propaganda araçlarından biri haline geldi. Propaganda yöntemi, özellikle geçmişe ilişkin tarihsel belgeselerde yoğunluklu olarak kullanıldı. Belgesel eksik, yanlış, taraflı bilgiler verdiğinde, sadece seyirciyi aldatmakla kalmaz, seyirci söz konusu belgeselden aldığı bilgilerle toplumsal bir tavır da geliştirebilir. Eş deyişle belgeseller hem dünyamızı hem de bu dünyanın içindeki rolümüzü de anlamamıza yardımcı olur ve kamusal alandaki rollerimizi biçimlendirir. Bireyin ve bu yolla toplumun şekillenmesine katkıda bulunabilen belgesellerdeki bilgilerin doğruluğu önemlidir. Gösterim alanı olarak dijital mecraların artması ile birlikte, belgesellerin yapıları ve içerdiği bilgilerin doğruluğu değişikliğe uğramıştır. Çoğu belgeselde kurmaca ve gerçeklik iç içe geçmiş, bu durum belgeselin gerçekliği aktarma iddiasına gölge düşürmüştür.Bu çalışmada Drama Belgesel olarak adlandırılan bu melez yapının bilginin doğruluğunu olumsuz yönde nasıl etkilediği, Netflix’te gösterilen Rise of Empires: Ottoman / (Şahin, 2020) belgeseli üzerinden tartışılacaktır.