Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Alevi ve Bektaşi yazı-resim sanatında insan sureti
    (Ankara Haci Bayram Veli University, 2020-03-20) Günana, Meryem
    Bu makalede; 1826’da dağıtılan Bektaşi tarikatı Babagan (Mücerret) kolunun üretmiş olduğu, ancak 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla özel koleksiyonlara, müzelere girmiş fakat çoğunluğu ise tahrip edilmiş olan; sureti sîrete, sîreti surete dönüştüren “yazı-resim” sanatının Alevi ve Bektaşi erkânındaki yeri ve önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Bu sanatın Hurûfîlik etkisiyle ortaya çıkmadığı, piktogram veya güzel yazı yazma/kaligrafi olmadığı; vahdet-i vücut düşüncesinin bir tezahürü olduğu ifade edilmiştir. Alevi ve Bektaşi erkânının ortaya koyduğu yazı-resim sanatının harflerle üretilmiş bulunması Hurufîlik olarak adlandırılmasına neden olsa da; bu sanatın Hurufîlik düşüncesinin ürünü değil aksine vahdet-i vücut düşüncesinin bir yansıması olduğuna dair açıklık getirilmiştir. Simetrik bir anlayışla gerçekleştirilen yazı-resimlerde, hat sanatında “müsennâ” yani “aynalı yazı” olarak bilinen yazı şeklinin neden tercih edildiği anlatılmaya çalışılmıştır. Varlığın zahir(dış) ve batın(iç) suretlerine simgesel bir göndermede bulunan yazı-resim sanatının vahdet-i vücut düşüncesi ile olan irtibatı anlatılmıştır. Yazı-resimlerde önemli bir yere sahip olan insan suretinde yapılmış eserlerin plastik değerleri ve bu eserler üzerinden, Alevi ve Bektaşi erkânında insan olmak, insan suretinin sîrete nasıl dönüştürüldüğü; insan suretinde yazılan “Allah-Muhammed-Ali” isimlerinin görünmeyenden nasıl görünür kılındığı anlatılmaya çalışılmıştır. Meleklerin Âdem’e secde ettikleri andan bugüne niçin İnsan’a secde edildiğine ve bunun Alevi ve Bektaşi erkânında taşıdığı anlamlara dair bilgi verilmiştir.
  • Yayın
    Examining psychological resilience and posttraumatic growth following terrorist attacks in Turkey
    (American Psychological Association, 2021-06) İkizer, Gözde; Özel, Ebru Pelin
    Acts of terrorism, being highly prevalent across the world, disrupt community and social functioning and can lead to negative psychological reactions in individuals. However, positive outcomes can also be evoked after adverse experiences. The current study aimed to explore two salutogenic or positive outcomes—resilience and posttraumatic growth (PTG)—following exposure to terrorist attacks. The sample included 331 university students who were exposed to a terrorist attack in Turkey during the last 18 months prior to data collection. Participants responded to the Connor-Davidson Resilience Scale, the Posttraumatic Growth Inventory, and a participant information form. The relationship between resilience and PTG was examined through correlation analysis and regression analyses with linear and quadratic components. Resilience and PTG were positively correlated. Tendency toward spirituality was the only resilience domain that was significantly correlated with all domains of growth. Total score of resilience was significantly associated with scores on all subscales of the Posttraumatic Growth Inventory except appreciation of life. Results indicated that only linear relationships existed between domains of resilience and PTG in the study sample. The positive and linear association between resilience and PTG suggests that resilience may be an important tool for facilitating growth. After terrorist attacks, mental health care planning should adopt a patient-centered approach that acknowledges the possibility of positive outcomes following traumatic events and focuses on the impact as well as recovery phases in traumatized individuals.
  • Yayın
    Ebeveyn tutumları ve çocuk davranış problemleri arasındaki ilişkide ebeveyn mükemmeliyetçiliğinin aracı rolü
    (Galenos Publishing House, 2025-11-11) İnce, Merve; Akçınar, Berna; Yılmaz, Simay
    Amaç: Bu çalışma, annelerin mükemmeliyetçiliğinin, annelerin ebeveynlik stilleri ile çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişkide aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Örneklem, 3-6 yaş arası çocukları olan 271 anneden oluşmaktadır. Katılımcılardan sosyodemografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği, Hacettepe Ruhsal Uyum Ölçeği ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeğini doldurmaları istenmiş ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmanın ana hipotezini test etmek için yapılan analiz bulgularına göre demokratik ebeveynlik, içselleştirme (b=-0,117, p<0,05) ve dışsallaştırma (b=-0,076, p<0,05) davranış problemlerini negatif yönde yordamıştır. Bu ilişkilerde annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği (KYM) ve sosyal olarak belirlenen mükemmeliyetçilik (SBM) aracılık etmemiştir. Otoriter ebeveynlik, içselleştirme (b=0,046, p<0,05) ve dışsallaştırma (b=0,049, p<0,05) davranış problemleriyle pozitif yönde ilişkilendirilmiş ve bu problemler üzerindeki etkilerinde KYM ve SBM aracılık rolü üstlenmemiştir. Buna karşın, aşırı korumacı ve izin verici tutumlar bu davranış problemlerini anlamlı bir şekilde yordamamıştır. Ayrıca, annelerin KYM’nin, aşırı korumacı ve izin verici ebeveynlik tutumları ile içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişkide aracılık etkisi olmadığı bulunmuş; ancak SBM’nin aşırı koruyucu ebeveyn tutumu ile içselleştirme [b=0,017, standart hata (SH)=0,009, güven aralığı (GA): (0,003, 0,038)] ve dışsallaştırma [b=0,012, SH=0,007, GA: (0,001, 0,029)] davranış problemlerinde ve izin verici ebeveyn tutumu ile içselleştirme davranış problemi [b=0,013, SH=0,008, GA: (0,000, 0,033)] arasında aracılık etkisinde bulunduğu görülmüştür. Sonuç: Bu çalışma, ebeveynlik tutumları ve özelliklerinin çocukların ruh sağlığı üzerindeki önemli rolünü vurgulamakta, ebeveynlerin etkili ve olumlu ebeveynlik yaklaşımlarını benimsemeleri için pratik müdahalelerin gerekliliğini belirtmektedir.