Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Kanser hastalarıyla çalışan iki farklı grupta özgecilik, pozitif bilişsel üçlü ve depresyon oranları arasındaki ilişki
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-17) Nacaroğlu, Çağla; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı özgecilik oranlarının ve gönüllü çalışmanın depresyon oranları ve pozitif bilişsel üçlü değerleriyle ilişkisini incelemektir. Bu noktada kanser hastalarıyla gönüllü ve profesyonel olarak çalışan iki farklı grup üzerinden özgecilik, depresyon ve pozitif bilişsel üçlü oranlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde ‘Mavi Melekler’ adlı grupta gönüllü olarak çalışan 61 kadın katılımcı ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Enstitüsü’nde onkoloji hastalarıyla profesyonel bir şekilde çalışan doktor, hemşire, hasta bakıcı, teknisyen, laborant gibi 60 kadın çalışandan oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi kanser hastalarıyla gönüllü ve profesyonel olarak çalışanlar olmak üzere iki gruptan ve toplam 121 katılımcıdan meydana gelmektedir. Uygun örnekleme yöntemi ile araştırmanın örneklemi seçilmiştir. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Özgecilik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Bilişsel Üçlü Envanteri kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Kanser hastalarıyla çalışan gönüllü grubunun özgecilik düzeyleri, pozitif bilişsel üçlü oranları ve depresyon oranları açısından kanser hastaları ile çalışan profesyonel grup ile aralarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonucunda, kanser hastalarıyla çalışan her iki grupta, özgecilik oranları ile depresyon oranları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki ve özgecilik oranları ile Bilişsel Üçlü Envanteri`nden alınan puanlar arasında pozitif yönde bir ilişki bulgulanmıştır. Sonuç: Kanser hastalarıyla çalışan gönüllülerin profesyonellere göre özgecilik ve pozitif biliş seviyelerinin daha yüksek olduğu ve depresyon oranlarının daha düşük olduğu görülmektedir. Her iki grup içerisinde özgecilik oranları arttıkça depresyon seviyelerinin azaldığı ve pozitif bilişsel üçlü oranlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yayın
    Ebeveynler ile çocuksuz bireylerin yaşam doyumları açısından karşılaştırılması: yaşamda anlamın etkisi ve özgeciliğin düzenleyici rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026-01-23) Erkaya, Yağmur Melisa; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Literatüre bakıldığında ebeveynlik statüsü ve yaşam doyumu üzerine olan çalışmalar bulunmakla birlikte, yaşam doyumu üzerinde önemli bir etkisi bulunduğu bilinen yaşamın anlamının aracılık etkisinin çalışıldığı literatür kısıtlıdır. Bununla birlikte bu çalışmada özgeciliğin yaşamda anlam algısını artırabilecek bir olgu olması sebebiyle düzenleyici etkisine yer verilmiş ve bütüncül bir model sunabilmek hedeflenmiştir. Bu çalışma kapsamında katılımcıların çocuk sahibi olma durumlarının yaşam doyumları bağlamında karşılaştırılırken bu ilişkide yaşamın anlamı ve özgeciliğin aracılık ve düzenleyicilik rollerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yaşamın anlamı, mevcut ve aranan anlam olmak üzere iki alt boyutta değerlendirilmektedir. Bununla birlikte katılımcıların yaşam doyumlarının sosyodemografik faktörlere ile olan ilişkileri de incelenmiştir. Araştırma örneklemi 18-73 yaş aralığında kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Araştırma örneklemine çevrimiçi yollardan kartopu örnekleme ile ulaşılmıştır. Araştırma verileri Sosyodemografik Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği ve Özgecilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analiz edilebilmesi adına SPSS v31 ve Hayes PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre çocuk sahibi olan bireylerin yaşam doyumları çocuksuz bireylere kıyasla daha yüksektir. Fakat bu ilişki arasında yaşamın aranan anlamının kısmi, yaşamın mevcut anlamının ise tam aracılık etkisi olduğu görülmektedir. Bununla birlikte bu model ve örneklem kapsamında özgeciliğin düzenleyici bir etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma ebeveynliğin yaşamda anlam algısını destekleyen kayda değer bir kaynak olduğunu göstermekle beraber, yaşamda anlamın kaynağını farklı şekillerde bulabilen bireylerin de yaşam doyumlarının yüksek olacağına dair önemli bir bulgu sunmaktadır.