12 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 12
Yayın Merleau-Ponty, Sartre ve Lacan'ın yaklaşımları ekseninde sanatta 'bakış'(Işık Üniversitesi, 2014-09-15) Delemen, Gül; Akdeniz, Halil; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBu tezin temel amacı, Merleau-Ponty, Sartre ve Lacan’ın sanatta ‘bakış’ görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bunu yaparken de, sanattaki ‘bakış’ın değişkenliğini; çağa,zamana, zamanın ruhuna dönük biçimlenmesini anlamak, anlatmaktır. Tezde öncelikle; ilk bölümde bakmak, görmek arasındaki fark belirtilerek, felsefe ile sanatın ortak izdüşümü olan algının ifadesi, diğer bölümlerde ise; Merleau-Ponty, Sartre ve Lacan’ın sanatta ‘bakış’ın izdüşümü irdelenmiştir.Yayın Anselm Kiefer; sanatının anlam ve biçimlendirme kaynakları(Işık Üniversitesi, 2015-05-14) Koç, Ekin; Bozdoğan, Seyyit; Pelvanoğlu, Burcu; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu tezin temel amacı, günümüz sanatının önemli isimlerden biri olan Anselm Kiefer’in sanatının çözümlenmesi, kullandığı özel tema ve materyallerinin anlamlarının ortaya koyulmasıdır. Yapıtlarda rastlanan temaların, sanatçının kimliği ve özel yaşamı ile ilgisi, kullandığı çok çeşitli materyallerin uygulanma biçimleri ve yapıtların resimsel çözümlemeleri de bu anlamda araştırmaya dahil edilmiştir. Bu anlamda sanatçının yaşamının ilk yıllarından itibaren kendisini etkileyerek sanatını şekillendiren kavramlar, anılar ve imgeler, yapıtların görselleri ve çözümlemeleri ile beraber ilk bölümde ele alınmış, ikinci bölümde sanatçının olgunluk dönemine kadar sanatının gelişim süreci ve kendisini etkileyen temalar üzerinde durulmuş ve araştırma sanatçının olgunluk dönemiyle beraber, günümüzde ilgilendiği temalar, gerçekleştirdiği çalışmalar ve çalışma alanları incelenerek sonlandırılmıştır.Yayın Ortadoğu İslam ülkelerinde soyutlama geleneğinin görsel sanatlardaki güncel yansımaları(Işık Üniversitesi, 2015-08-10) Çağlar, Güler; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu tezde öncelikle Ortadoğu İslam ülkelerindeki soyutlama geleneğinin çağdaş sanata etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu hedeften yola çıkarak; Tezin ikinci bölümünde Ortadoğu coğrafyası, felsefe ve kültür özellikleri ana hatlarıyla değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde soyutlama kavramı, Batı ve İslam Sanatında Soyutlama olgusunun özellikleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde Ortadoğu İslam ülkelerinde sanat geleneği ve geleneksel sanatlardan mimari, arabesk (süsleme ve bezeme), tezhip, minyatür ve hat sanatları soyutlama geleneği açısından incelenmiştir. Beşinci bölümde Ortadoğu İslam ülkelerinde modern sanat; modernlik, modernite, modern sanatta yeni araçlar, bu ülkelerde modern sanatın doğuşu ve gelişimi değerlendirilmiştir. Altıncı bölümde, Ortadoğu İslam ülkeleri çağdaş sanatçılarının çalışmalarından örnekler verilmiş bu ülkelerin görsel sanatlarının ortak ve farklı yönleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmaların ve elde edilen sonuçların genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.Yayın 1960 sonrası çağdaş sanatta suyun kullanımı(Işık Üniversitesi, 2019-08-22) Andırın, Mine; Kara Sarıoğlu, Didem; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıTarih boyunca insanoğlu, canlılığının devamı için, varlığına muhtaçlığı sebebiyle suya yakın olmuştur. İlk yerleşim yerlerini su kenarlarına kurmuş, hastalıklarına şifayı suda aramış, kimi zaman da suyun gücünden korkarak suyu kutsallaştırmıştır. İnsanlık tarihinde büyük öneme sahip olan su, sanatçıları da etkilemiştir. Su kavramı, manzara resimleri ve mitolojik betimlemelerle, sanat tarihinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışması, suyu salt bir malzeme veya tamamlayıcı unsur olarak görmeyip, kavramsal olarak ele alan çağdaş sanatçıların 1960 sonrası eserlerinde onu nasıl bir ifade aracına dönüştürdüklerini incelemektedir. Konu ele alınırken tarih boyunca insanoğlunun suya olan yaklaşımı araştırılmıştır. Suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri, felsefe, mitoloji ve dinler tarihindeki yeri ve yaşamsal süreçteki önemi araştırılmış, devamında suyun çağdaş sanatçıların 1960 sonrası eserlerinde sanatçılar tarafından nasıl işlendiği analiz edilmiştir. Çalışma boyunca görülmüştür ki, 1960 sonrası sanat üretiminde suyun farklı halleri olmasından yararlanarak değişim ve dönüşümü ortaya koyan süreçlerin sergilendiği, gaz halinde mekana yayılmasının izleyeni deneyimleyene dönüştürdüğü saptanmış ve sanatçıların çalışmalarında suyu kullanma sebeplerinin farklı halleri olmasından, hayati öneminden kaynaklandığı tespit edilmiştir.Yayın Sanatta mikroskopik görüntülerin dünyada ve Türkiye'deki yansımaları(Işık Üniversitesi, 2018-04-18) Kilimci, Pelin; Şarlak, Evangelia; Abacı Kalfaoğlu, Ersi; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora ProgramıBu tezde, sanatta mikroskobik görüntülerin dünyada ve Türkiye’deki yansımaları araştırılmıştır. Çalışmanın merkezine doğa ve sanat arasındaki etkileşimi alarak, bilim ve teknolojinin gelişimi ve modern biyolojiye etkisi; modern biyoloji ve teknolojinin de sanattaki yansımaları ortaya konmuştur. Bilim, sanat ve teknoloji arasındaki bu dinamik ağda yer alan karşılıklı etkileşimler, insanın varoluş serüveninin ve evreni anlama çabasının sanat aracılığıyla nasıl ele alındığı irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, sanat-bilim ekseninde doğanın mikro boyutunun nasıl kavrandığı ve mikroskobun sağladığı yeni tekniklerin sanata nasıl yansıdığının araştırılmasıdır. Bu çalışma, sanat, teknik ve bilim arasındaki ilişkilerin ve etkileşimlerin belirli bir kavramsal çerçeve kapsamında incelendiği nitel bir yöntemin yanısıra, mikroskobik görüntülerle üretilen sanat eserlerinin izleyiciler üzerinde yarattığı etkiyi de röportajlar ve anket çalışmaları aracılığıyla irdeleyen nicel bir çalışmayı da barındırır. Sonuç olarak bu tez, sanatta mikroskobik görüntülerin dünyada ve coğrafyamızdaki yansımaları ekseninde, makro ve mikro kozmos arasındaki bağların, insanla doğa arasındaki ayrımın ve benzerliğin, nihayetinde de teknik gelişmelerin hem sanatta hem de bilimdeki yansımalarının incelendiği bir çalışmadır.Yayın İnsansonrası durum ve çoklu platformlarda sanat(Işık Üniversitesi, 2020-11-19) Balkan, Gökhan; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora ProgramıTeknolojinin hızla gelişimi ‘insansonrası durumlar’ yaratmaktadır ve her geçen gün bir diğeri ile karşılaştığımız insansonrası durumlar insanı başkalaştırmakta, ivmelenen bir dönüşüme tabi tutmaktadır. Gelgelelim insanı kendinden ibaret bir varlık formu olarak anlamak doğru olmayacaktır öyleyse bahsi geçen dönüşümün denklemi insan bedenini çevreleyen şeyler ile beraber bir bütün olarak kurulmalıdır. Tez bu düşüncelerin izinde, insansonrası dönemin gerçekliğini oluşturan durumları irdelemek için insan, doğa, kent ve kültür ilişkisi üzerinde yoğunlaşmakta ve temel gördüğü insansonrası durum olan emek işçiliğinden zihin işçiliğine geçiş eğilimine odaklanmaktadır. Böylelikle gelişen sosyoloji içinde insansonrası durumun bir çokluk ortamı yaratma kapasitesi olduğu belirlenmekte ve bu bağlamda beden-insan, doğa-kent olgularının neye dönüştüğü tez kapsamında çözümlenmektedir. ‘Posthümanizm’ kavramının hakikat siyasetinden arındırılarak, gerçek ifadesinde ‘Hümanizm’ sonrası olarak anlaşılması, insansonrası durumları ve etkilerini değerlendirirken ‘Transhümanizm’ ve ‘Posthümanizm’ ayrımının netleştirilmesini gerektirmektedir. Bu sebeple tezde hümanizm olgusu ve kapsamı irdelenerek dışılığı açımlanmaktadır. Bu bağlamda posthümanizmin ancak ‘eleştirel posthümanizm’ olarak anlaşıldığında ve insansonrası durumların ancak yerleşik sistemden çıkışı mümkün kıldığında gezegen ölçeğinde ‘Yaşam’ın yüceltilerek sürdürülebileceği vurgulanmaktadır. Kapitalizm ile hümanizmin birbirine bağlanması ile sosyolojinin mimarı olarak şekil alan ‘neoliberalizm’ ve transhümanizm tez kapsamında eleştirinin odağına alınmaktadır. Bir başka kültür alanı olarak görülen sanatın da insansonrası durumda gerçek ve gerçeklik ile kurulan ilişkinin sınırında, ‘çokluk’un yapıtaşı olarak yer bulmakta olduğu öne sürülmektedir. Hipergerçeklik örüntüsünden çıkış ile sanatın gerçek olma savının, insansonrası durumda geçerlilik kazandığı belirlenmektedir. Çoklu birliktelikler, paylaşımlar, karşılıklı etkileşim ve katılım kısacası insan ve insan etkileşimi ile hakikat oyunlarının sonunun çoklu platformlarda söz konusu olduğu anlatılmakta ve bu sav kısa tarihsel bir zeminde incelenerek tez konusu edilmektedir.Yayın Sanatta ve siyasette sensorium kavramı ve katılımcıya dönüşen izleyici(Işık Üniversitesi, 2014-09-15) Kuman, Cansu; Şarlak, Evangelia; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıSanat ve siyaset, öznelerin, nesnelerin bağlı oldukları tecrübe alanının şekillendirilmesidir. Siyaset kadar sanat da var olabilmek için gören, duyan, algılayan ‘izleyicilere’ ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı, sanat ve siyaset kavramlarının ortaklığı bazında yaşanan olayları analiz etmektir. Böylece bu ilişkinin yaşamın içindeki farklı formlarını, katılımcıların da katkısıyla yeniden şekillenişini göstermek ister. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Jacques Ranciére’in kuramları, özellikle de “sensorium” kavramını şekillendirişi ve estetik düşünce biçimi olarak ele alışı işlenmektedir. Estetik düşünce, sanat ve siyaset ilişkisinin katılımcı izleyici kapsamında algılanışı ve özgül mekan konfigürasyonunda birey ile kolektivitenin yeri tartışılacaktır.Yayın Monster Chetwynd’in eklektik sanat anlayışında hayatın olumlanması olarak neşe(Işık Üniversitesi, 2023-04-25) Çuhacı Yalçın, Zehra; Koyunoğlu, Eren; Direk, Zeynep; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmada, çağdaş bir İngiliz sanatçı olan, Monster Chetwynd’in sanatı ve sanatçı kimliği hayatın olumlanması olarak neşe sorunsalı kapsamında değerlendirildi. Sanatçının sanat pratikleri, farklı mahlaslar kullanarak ürettiği eserleri ve yirmi yıllık kariyerinde gösterdiği değişim ve gelişim incelendi. Günümüz politikalarını “açıkça politik olmadan” eleştiren sanatçının ekopolitika ve sosyal politikalara yaklaşımı değerlendirildi. Kaos ortamından neşe olgusunu kullanarak sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüyle çıkılacağını düşündüğü felsefi söylemini dayandırdığı filozoflar araştırıldı. Spinoza, Nietzsche ve Bergson’da neşe olgusunun kullanımı incelendi. Spartacus, Marvin Gaye ve en son Monster olarak anılan sanatçının eserlerini üretim teknikleri saptandı. “Sabırsızca” gündelik malzemeden brikolaj tekniği ve sürdürülebilir malzemeler kullanarak eserler ürettiği gözlemlendi. Filozof bir sanatçı olarak çalışıp, hayatı neşe ile olumlayarak dönüştürme çabası canavar metaforu ve sosyal heykel kavramı üzerinden değerlendirildi. Çağdaş sanatın üretim metodlarını ustaca kullanarak, eserlerinde antikiteden günümüze kültürü oluşturan tüm öğelerden faydalanarak tarihin ikonik eserlerini bir terzi maharetiyle yamalayarak tekrar üretime koyması gözlemlendi. “Madem, durdurun inecek var diyemiyoruz o zaman hep birlikte dünyayı yaşanabilecek bir yer yapalım” tezi üzerinde duruldu. 1980’lerin punk kültüründen ve pop kültüründen ve D.I.Y. kültüründen yola çıkan sanatçının, eserlerini çağdaş sanat ve felsefe ile dokuyarak yol gösterici ve dönüştürücü bir sanat formu yaratma yönündeki gayreti değerlendirildi. Sanatçının eserlerinde ilişkisel sanattan beslendiği gözlemlendi. Katılımcı ve izleyicilerini teatral gösterilerine davet ederek aynı anda önceden kısaca kurgusunu verdiği canlı aktivitelere yöneltme ve akışı değiştirmeyi önceleme metodu incelendi. Potlaç (Generosity) geleneğinden esinlendiği gözlemlendi. Sanatçının absürt ve grotesk öğeler taşıyan teatral matineli gösteriler düzenleyerek neşe olgusunu bir yerden bir yere sürekli bir devinim içinde çok üretken bir şekilde taşıyabiliyor olma niteliği irdelendi.Yayın Kent-bellek ilişkisinde güncel sanat pratikleri : İstanbul'u belgelemek(Işık Üniversitesi, 2017-06-01) Öz Baysal, Ezgi; Şarlak, Evangelia; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBu araştırma, gündelik yaşamımızın içinden geçtiği fiziksel çevrenin hızlı dönüşümünde İstanbul’u, kent hafızasını ve bu dönüşümün kentte yaşayana etkilerini anlamayı amaçlar. Günümüz sanat pratiklerinin kent-bellek ilişkisinde; hafıza mekânları ve kenti belgeleme yöntemi olan sanat pratiklerine odaklanır. Geçmişin birikemediği bir çevre karşısında kente ve kentte yaşayana ne olduğu sorusunu toplumsal, kültürel ve kentsel hafıza katmanlarında arar, günümüz sanat pratiklerine alternatif kent belleği çeşitliliği ile yaklaşır. Bugün kent, yani İstanbul, “yaratıcı yıkımla” “eski”yen yüzlerini yitirmekte, onları “daha karlı” olan “yeni”siyle değiştirmektedir. Çalışma boyunca kentin bütününde algılanan, tasarlanan, yaşanan mekânın üretimindeki süreçler toplumsal bağları ile ele alınır. Sosyal, kültürel, mekânsal gündelik yaşam pratiklerinin değişiminin izi güncel sanat pratikleri aracılığıyla sürülür. Bu çalışma, kent-bellek ilişkisinde sanatın rolünü sorgularken, günümüz sanat pratiklerine kentin farklı an ve anılarının kayıt aracı, hafızayı tetikleyen ve belgeleyen bir deneyim olarak yaklaşır.Yayın Çağdaş sanatta içkinlik felsefesi: insan ve hayvana posthümanist yaklaşım(Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Aslan Sevim, Ruken; Hatipoğlu, Özüm; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBu tez çalışmasında 21. yüzyıl sanat nesneleri içkinlik felsefesinin kavramları etrafında ontolojik, epistemolojik ve etik açıdan eleştirilmiştir. Hümanizmin yarattığı insan merkezciliğini eleştiren bu çalışma, tüm aşkınlıklara karşı varlığın içkinliğini savunan sanat nesnelerini Martin Heidegger’den Jacques Derrida’ya, Donna Haraway’den Bruno Latour’a kadar uzanan düşünürlerin kavramları ile tartışmaya açmıştır. Haraway’in yoldaş türler, birlikte-oluş, siborg gibi kavramları; Latour’un ağaktör teorisi ve Antroposen’e dair anlatıları; Deleuze ve Guattari’nin oluşu; Heidegger’in ontolojisi gibi felsefi nosyonlar tartışılmıştır. Geleneksel felsefenin süregiden insan merkezli perspektifini yıkan Seol Lee, Boris Labbé, Anicka Yi, Petrit Halilaj, Pierre Huyghe ve Anthea Hamilton adlı sanatçıların insan ve hayvan başta olmak üzere canlı yaşamını merkeze alan çalışmaları incelenmiştir. Bu sanatçıların, varoluşu rizomatik ağlarla birbirine bağlı failler olarak tanımladığı ve varoluşun bu faillerin kurduğu ittifaklar üzerinden anlaşılması gerektiğini savundukları iddia edilmiştir.












