3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın İş-aile çatışmasının depresyon, ebeveynlik davranışları ve çocukların sosyal-davranışsal gelişimi ile ilişkisi(Sanat ve Dil Araştırmaları Enstitüsü, 2021-30-12) Akçinar Yayla, Berna; Özbek, EbruÇalışmada 2-6 yaşlarında çocuğu olan, çalışan ve evli annelerin iş-aile çatışmasını tetikleyen nedenler ve iş-aile çatışmasının onların psikolojik iyi oluşları, ebeveynlik davranışları ve çocuklarının sosyal-davranışsal gelişimleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi Türkiye’den basit seçkisiz, temsili örneklem ile seçilmiş 2-6 yaşları (Ort. = 4.14, SS = 1.30) arasında çocuğu olan, çalışan ve evli 700 anneden oluşmaktadır. Annelerin yaş dağılımı 20 ile 49 arasındadır (Ort. = 34.02, SS = 5.46). Araştırma verileri yapılan yüz yüze görüşmelerde kullanılan Kurumsal Destek Ölçeği, İş-Aile Çatışması Ölçeği, Çocuk Yetiştirme Anketi, Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği, Eyberg Çocuk Davranışı Envanteri, Uyumlu Sosyal Davranış Envanteri, Davranış Değerlendirme Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Envanteri, Çalışmaktan Duyulan Suçluluk Ölçeği aracılığıyla elde edilen anne raporlarına dayanmaktadır. Çalışmanın sonuçları göstermiştir ki, (i) çalışmaktan suçluluk duyan ve algıladıkları sosyal destek seviyesi az olan anneler, daha fazla iş-aile çatışması deneyimlemekte; (ii) iş-aile çatışması, çalışan annelerin depresyon seviyelerini ve olumsuz ebeveynlik davranışlarını arttırırken, çocukların olumlu sosyal-davranışsal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekte; (iii) algılanan sosyal destek, çalışan annelerin depresyon seviyeleri üzerinde koruyucu bir etki oluşturmaktadır. Çalışmanın Türkiye’den temsili bir örneklemle oluşturulması ve annelerin deneyimlediği iş-aile çatışmasından çocuklarının sosyal-davranışsal gelişimlerine kadar geniş bir ekolojiyi ulusal alan yazında ilk defa kapsayan çalışma olmasıyla literatüre önemli katkılarının olacağı beklenmektedir. Çalışma sonuçları ile, çalışan annelere yönelik çalışma koşullarını ve evdeki iş bölümünü iyileştirmek için destekleyici politikalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanmaktadır.Yayın Çocukluk çağı travmaları ve sağlıklı aile-ebeveynlik risk faktörlerinin incelenmesi(Gazi Üniversitesi, 2022-12-29) Karaçay, Rabia; Güloğlu, BernaBu araştırmanın amaçlarından biri ebeveynlerdeki çocukluk çağı travma yaygınlığını belirlemektir. Çocukluk çağı travmasına maruz kalan ebeveynlerin sağlıklı aile-ebeveyn olmadaki risk faktörlerini incelemek ise diğer amaçtır. Çalışmanın örneklemini, kolay örnekleme yöntemiyle ulaşılan 5-17 yaş aralığında çocuğu olan 411 ebeveyn (314 anne, 97 baba) oluşturmuştur. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans analizi ve Pearson ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgulara göre ebeveynlerin ihmale/istismara uğrama oranları %6.8 ile %16.3 arasında değişmektedir. Duygusal ihmale maruz kalan ebeveynlerle duygusal ihmale maruz kalmayan ebeveynler arasında Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri’nin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Ayrıca tüm ihmal ve istismar türlerinde Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri’nin depresyon ve rol memnuniyeti alt boyutlarında fark olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çocukluk çağı travmalarının bireylerin hayatını etkilediği, bu etkinin ebeveynlik rolüne de yansıdığı görülmektedir. Bu deneyimlerin nesilden nesile aktarıldığı düşünüldüğünde ailelerle çalışan uzmanların çocukluk çağı travmalarını gözardı etmemesi gerekir.Yayın Ebeveynler ile çocuksuz bireylerin yaşam doyumları açısından karşılaştırılması: yaşamda anlamın etkisi ve özgeciliğin düzenleyici rolü(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026-01-23) Erkaya, Yağmur Melisa; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyLiteratüre bakıldığında ebeveynlik statüsü ve yaşam doyumu üzerine olan çalışmalar bulunmakla birlikte, yaşam doyumu üzerinde önemli bir etkisi bulunduğu bilinen yaşamın anlamının aracılık etkisinin çalışıldığı literatür kısıtlıdır. Bununla birlikte bu çalışmada özgeciliğin yaşamda anlam algısını artırabilecek bir olgu olması sebebiyle düzenleyici etkisine yer verilmiş ve bütüncül bir model sunabilmek hedeflenmiştir. Bu çalışma kapsamında katılımcıların çocuk sahibi olma durumlarının yaşam doyumları bağlamında karşılaştırılırken bu ilişkide yaşamın anlamı ve özgeciliğin aracılık ve düzenleyicilik rollerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yaşamın anlamı, mevcut ve aranan anlam olmak üzere iki alt boyutta değerlendirilmektedir. Bununla birlikte katılımcıların yaşam doyumlarının sosyodemografik faktörlere ile olan ilişkileri de incelenmiştir. Araştırma örneklemi 18-73 yaş aralığında kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Araştırma örneklemine çevrimiçi yollardan kartopu örnekleme ile ulaşılmıştır. Araştırma verileri Sosyodemografik Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği ve Özgecilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analiz edilebilmesi adına SPSS v31 ve Hayes PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre çocuk sahibi olan bireylerin yaşam doyumları çocuksuz bireylere kıyasla daha yüksektir. Fakat bu ilişki arasında yaşamın aranan anlamının kısmi, yaşamın mevcut anlamının ise tam aracılık etkisi olduğu görülmektedir. Bununla birlikte bu model ve örneklem kapsamında özgeciliğin düzenleyici bir etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma ebeveynliğin yaşamda anlam algısını destekleyen kayda değer bir kaynak olduğunu göstermekle beraber, yaşamda anlamın kaynağını farklı şekillerde bulabilen bireylerin de yaşam doyumlarının yüksek olacağına dair önemli bir bulgu sunmaktadır.












