5 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Yayın Reliability, validity, and factorial structure of the Turkish version of the Empathy Quotient (Turkish EQ)(Taylor & Francis Ltd, 2018-07-03) Köse, Samet; Çam Çelikel, Feryal; Kulacaoğlu, Filiz; Akın, Ercan; Yalçın, Mehmet; Ceylan, VedatOBJECTIVES: Empathy is an essential ability that allows us to tune into how others are feeling or thinking. Empathy makes it possible to resonate with others' positive and negative feelings alike so that we can thus feel happy when we vicariously share the joy of others and we can share the experience of suffering when we empathize with someone in pain. Empathy training not only promotes prosocial behaviour, but also augments positive affect and resilience, which in turn fosters better coping with stressful situations. The Empathy Quotient (EQ) is a self-report questionnaire that was developed to measure the cognitive, affective, and behavioural aspects of empathy. Here, we aimed to examine the validity, reliability, and factor structure of the EQ in a Turkish sample. METHODS: Participants were 436 mostly college students and civil servants (195 female, 241 male). Sociodemographic information, the Turkish version of the EQ, Marlowe-Crowne Social Desirability Scale (MC-SDS) 33-item full version and MC-SDS 13-item shorter versions were administered. All statistical analyses were performed by using SPSS version 23 for Windows. RESULT: EQ scores were significantly higher in female participants ((X) over bar (Female)=46.45, SDFemale=0.62) compared to the male participants ((X) over bar (Male)=43.68, SD (Male)=0.56). The Cronbach's alpha coefficient for the scale was 0.76, Guttman's split-half reliability coefficient was 0.61, and test-retest reliability coefficient was 0.95. A positive and statistically significant correlation was found between the Turkish EQ and MC-SDS Full version (r=0.299, p<.01) and short form of MC-SDS (r=0.273, p<.01). A three-factor solution that accounted for 25.28% of the variance observed. CONCLUSIONS: The Turkish version of the EQ has satisfactory validity, good internal and test-retest reliability with a robust factorial structure to use in a clinical population in Turkey. Moreover, as predicted, women scores were statistically significantly higher on the EQ than men. This result was consistent with a series of earlier studies reporting gender differences (female superiority) on questionnaires that measure empathy. A better knowledge of empathy will have important implications for the examination and understanding of certain neurological and psychiatric disorders, including autism, narcissistic and antisocial personality disorders, and may also provide important clues about the relevant brain circuitry underlying empathy.Yayın Affective theory of mind in human aging: is there any relation with executive functioning?(Routledge, 2019-04) Yıldırım, Elif; Soncu Büyükişcan, Ezgi; Gürvit, İbrahim HakanTheory of Mind (ToM) refers to the ability to make inferences on other’s mental or emotional states. Although there is evidence suggesting that impaired executive functions due to aging could have a negative impact on cognitive ToM, there is still controversy about the effect of age and age-related executive dysfunctions on affective ToM. To investigate affective ToM in healthy aging and its relationship with executive functions, we examined Reading Mind in the Eyes Test (RMET) performance and executive functions among young and older adults. There was no significant difference between age groups regarding their RMET scores. While affective ToM was correlated to executive functioning within the younger group, short term memory was found to be associated with RMET performance among older participants. Furthermore, within the older group, women performed better than men. Our findings suggest a preserved ability of affective ToM in healthy aging, which appears to be independent of executive functioning.Yayın Cognitive reserve and aging: impacts on theory of mind and executive functions(Routledge, 2025-03) Şandor, Serra; Hıdıroğlu Ongun, Ceren; Yıldırım, ElifAim: This study examines the effects of cognitive reserve (CR) on Executive Functions (EF) and Theory of Mind (ToM). While CR is suggested to mitigate age-related cognitive decline, its relationship with social cognition remains limited and inconsistent in the literature. It was hypothesized that the effect of CR on ToM might be indirect, mediated by EF and working memory. Methods: 225 cognitively healthy participants were included. CR was measured with the Cognitive Reserve Index Questionnaire, EF with verbal fluency and the Stroop Test, and WM using digit span tasks. Structural Equation Modeling was used to analyze the relationships among CR, EF, WM, and SC, controlling for age and gender. Results: CR was significantly associated with both RMET and FPRT performances. Mediation analysis revealed the direct effects of CR on RMET performance, while the effects on FPRT performance were mediated by executive functions. WM had a partial mediating effect on EF and ToM, but did not directly influence FPRT. Education was most strongly associated with RMET performance, while leisure activities were linked to FPRT performance. Conclusion: These findings suggest that CR indirectly supports ToM by enhancing EF and highlight the importance of interventions aimed at strengthening executive control to support social cognition in aging.Yayın Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli(İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, BuketBilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.Yayın Kekemeliği olan ve olmayan yetişkin bireylerin psikolojik dayanıklılıkları üzerinde duygu düzenleme güçlüğünün etkisi(Yeditepe Üniversitesi, 2023-12-28) Özkan, Nilüfer; Akçınar, BernaBu araştırmada kekemeliği olan ve olmayan yetişkin bireylerin psikolojik dayanıklılıkları üzerinde duygu düzenleme güçlüğünün yordayıcı etkisi incelenmiştir. Kekemeliği olan ve olmayan yetişkin bireylerin psikolojik dayanıklılıkları kıyaslanarak, sosyodemografik özelliklerin psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisi incelenmiş ve kekemeliği olan örneklem grubunun belli özellikleri tespit edilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, 83 kekemeliği olan 139 kekemeliği olmayan toplam 222 yetişkin oluşturmaktadır. Ölçüm aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, kekemeliği olan yetişkinlerle kekemeliği olmayan yetişkinler arasında psikolojik dayanıklılık toplam puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Kekemeliği olan yetişkinlerin psikolojik dayanıklılıkları daha düşük bulunmuştur. Bunun yanı sıra, duygu düzenleme güçlüğü ile psikolojik dayanıklılık arasında negatif yönde güçlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiş ve kekemeliği olan ve olmayan bireylerde duygu düzenleme güçlüğünün, psikolojik dayanıklılığı anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Bu araştırma, elde edilen sonuçlar doğrultusunda duygu düzenlemenin psikolojik dayanıklılık üzerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliği olan bireylerin kekemelik deneyimini şekillendirmek veya kontrol altına almak, ayrıca bu bireylerin yaşam kalitesini artırmak için daha etkili terapötik yaklaşımların geliştirilmesinde önemli bir yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.












