Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Lacan ve resimde arzunun kayıp nesnesi
    (Işık Üniversitesi, 2021-08-31) Kaçmaz, Zülküf; Hatipoğlu, Özlem; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    İnsanın arzu nesnesiyle ilişkisi ruhsal yapısının şekillenmesinde önemli rol oynar ve bu ruhsal yapı yaşamı derinden etkiler. Dolayısıyla insanı anlamanın yolu ruhsal yapıyı anlamaktan geçer. Burada psikanaliz, ruhsal yapıdan hareketle insana ait olanı anlamaya çalışırken sanat ise yine ruhsal yapıdan hareketle insana ait olanı anlatmaya çalışır. Nitekim ruhsal yapı, her iki disiplinin kesiştiği nokta olmaktadır. Lacan’a göre yaşamın ilk aylarında özne dünyayı imgeler aracılığıyla algılar. Ardından özne bir kimlik sahibi olacağı “ayna evresine” girer. Başlangıçta ayna karşısında kendi imgesini tanıyamayan çocuk geçen zamanla birlikte kendini tanır ve buna bağlı olarak ego sahibi olmaya başlar. İmgesel dönemin ardın çocuk dil aracılığıyla yasayla karşılaşır. Bu yasa Öteki’nin yasasıdır ve Lacan buna “simgesel düzen” adını verir. Çocuk burada yaşayacağı dünyanın kurallarıyla karşılaşır. Ayrıca simgesel düzenin dışında kalan ve dil öncesi döneme ait yaşantıların oluştuğu gerçek düzendeki etkiler de yaşama dokunur. Dolayısıyla sanatçı bilinç dışının bu etkilerini derinden hisseder ve yer yer yapıtında anlatmaya çalışır. Çalışmamızda sanat ve psikanalizin kesiştiği nokta olan ruhsal yapıyı şekillendiren arzu nesnesinin adı geçen sanatçıların yapıtlarındaki iz düşümleri renk, biçim, teknik, üslup, konu gibi ögeler üzerinden incelenecektir. Lacan’a göre Öteki’nin arzusunu arzulamanın, imkansızın peşine düşmenin ve arzunun o kayıp nesnesinin ruhsal dünyada yarattığı etkiler imgesel, simgesel ve gerçek bağlamında incelenecek, bununla birlikte bu durumun sanat yapıtlarındaki yansımaları analiz edilecektir. Nitekim bu çalışmada insanın ruhunu anlamaya yönelik bir kuram ortaya koyan Jacques Lacan’ın, kullandığı Öteki’nin bakışı, objet petit a, arzu nesnesi, bakış, Baba’nın yasası, kaygı, skoptik dürtü, tukhe ve automaton gibi kavramları ve bunların ruhsal dünyaya etkileri bağlamında bu etkilerin sanat yapıtında renk, biçim, teknik, konu gibi iz düşümlerle kendini göstermesi yer almaktadır. Sanat yapıtı oluşma sürecinde ruhsal dünyadan beslenir ve doğrudan izleyicinin ruhuna temas eder. Neticede psikanalist insanı anlamaya çalışırken sanatçı yapıt aracılığıyla onu anlatır.
  • Yayın
    Türkiye'de kamusal alanlarda iktidar karşıtı sivil hareketler ve bunların sanat pratiği bağlamında değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-11-21) Demir, Vesime Itır; Akdeniz, Halil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı
    Bu tezde, Türkiye’de kamusal alanlardaki sivil hareketlerin sanat pratiği bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Sanatçıların ve inisiyatiflerin iktidarlarla yaşadığı sorunlar, yerel halkla kurulan ilişkiler ve bu ilişkilerin nihayetinde ortaya çıkan işler ile; temel çıkış noktası politik bir tavır olan bağımsız oluşumların yaratıcı pratikler üzerinden oluşturduğu diyalog üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, kamusal alan ve çağdaş sanat üzerine çalışan düşünürlerin fikirleri referans alınarak örneklendirmeler yapılmıştır. Sanatın politikayla olan ilişkisi bağlamında toplumsal hareketlerin analizi yapılarak kamusal alanlardaki hareketler değerlendirilmiştir. Tarih içinde değişen kamusal alan tanımları incelemesi ve çeşitli sanatsal eylemlere ev sahipliği yapan galeri, müze gibi kamusal mekanlardan da konu kapsamında ilgili yerlerde bahsedilmiştir. Çalışma hazırlanırken, yakın tarihteki toplumsal hareketler ve sanata ilişkin yurt içinden ve yurt dışından arşiv bilgileri toplanmıştır. Araştırmanın temelini oluşturmak amacıyla, çeşitli kurumların kütüphanelerinden elde edilen kaynakların içeriğinin özellikle son yirmi yıllık bir süreci kapsamasına dikkat edilmiştir. Bunun sebebi olarak, 1990’lı yıllar ve sonrasında yaşanan teknolojik gelişmelerin etkilediği hızlı bilgi akışının etkisiyle kitleler arası iletişimin yaygınlaşmış olması, çeşitli düşünürlere ve ideolojilere ait yayınların çevrilmesiyle yaşanan fikirsel etkileşimler, dünya genelindeki kimlik tartışmaları ve sosyo-politik etmenler sonucu yaşanan değişimler ve sanatçıların benimsediği disiplinlerarası yaklaşımlarla şekillenen sanat ortamı gösterilebilmektedir. Bu sayede, günümüz sanat pratiklerinin toplumsal hareketlerle kurduğu ilişki bağlamında yapılan tanımları ortaya çıkarmak mümkün olacaktır.
  • Yayın
    Çağdaş sanatta beden kullanımı olarak çirkinin estetiği
    (Işık Üniversitesi, 2019-04-08) Sakallı, Merve; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Sanat tarihi içerisinde ve sanat dalları çerçevesinde beden ve beden estetiği; mitolojiler, Antik Yunan, Orta Çağ ve çağdaş sanat akımları içerisinde en çok kullanılan metaforik ve biçimsel öğelerden birisidir. Bu bağlamda estetik kavramlarından güzellik ve çirkinlik algılarına kadar tarih öncesi mitlere de başvurularak bedenin sanat tarihi içerisindeki imgelerinin kavramsal çerçevesi ve tarihsel arka planları incelendikten sonra tarih öncesi mitlerden başlayarak günümüzdeki sanat akımları içerisinde beden ve bedendeki çirkinlik estetiği incelenmiş ve bu konu üzerine çalışmış sanatçıların eserleri ve üslupları bu bağlamda tartışılmıştır.
  • Yayın
    Sanatta ve siyasette sensorium kavramı ve katılımcıya dönüşen izleyici
    (Işık Üniversitesi, 2014-09-15) Kuman, Cansu; Şarlak, Evangelia; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Sanat ve siyaset, öznelerin, nesnelerin bağlı oldukları tecrübe alanının şekillendirilmesidir. Siyaset kadar sanat da var olabilmek için gören, duyan, algılayan ‘izleyicilere’ ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı, sanat ve siyaset kavramlarının ortaklığı bazında yaşanan olayları analiz etmektir. Böylece bu ilişkinin yaşamın içindeki farklı formlarını, katılımcıların da katkısıyla yeniden şekillenişini göstermek ister. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Jacques Ranciére’in kuramları, özellikle de “sensorium” kavramını şekillendirişi ve estetik düşünce biçimi olarak ele alışı işlenmektedir. Estetik düşünce, sanat ve siyaset ilişkisinin katılımcı izleyici kapsamında algılanışı ve özgül mekan konfigürasyonunda birey ile kolektivitenin yeri tartışılacaktır.
  • Yayın
    Alımlama estetiği açısından keşif, haz ve sağaltım ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2022-04-28) Başkaya, Banu; Önkal, Güncel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    İnsanı ve dünyayı bir bütün olarak kabul eden sanata göre, sanatçı kendi kişiliği ve duygularında bu dünyaya sahip çıkarak eserlerinde onu yeniden şekillendirir ve yaratır. Sanat, sanatçının bilinçaltında yatan, açığa vuramadığı içsel tepkilerinin dışavurulması sonucunda, bu tepkilerin bir somut nesneye dönüşme halidir. Sanatçı, hayata dair meselelerini, maddeye aktararak eserleri üzerinden çözümler. Sanat bu ikili yapısıyla bir yandan maddeler dünyasına bağımlı görülürken diğer taraftan onu aşan ruhsal bir yolculuktur. Sıradan olanın, benlikle anlamlandırılması sonucunda ortaya çıkan sanatın, insanın içindeki duygu karmaşaları, iç çelişkileri ve dürtüleriyle, toplum arasında bağlantı kurma görevi vardır. Sanat eseri, sanatçının yaşam serüveninden yansımaları izleyicisine aktarmaktadır. İzleyici bu serüvenle karşılaştığında bir izlek ortaya çıkarır. Bu izleğin duygusu, onda hangi duygu durumu ile eşleşmişse o şekilde alımlama yapar. Son kertede o duyguyla alımladığı eser bir anlam kazanır ve sağaltım sağlanmış olur. Sanat eserleri estetik beğeninin ötesinde izleyicisi tarafından anlamlandırılıp çözümlendiğinde var olma sürecini yaşar. Her bir eser, estetik alımlamada yeniden inşa edilir. Bu çalışmada alımlama, sanatçı açısından ve eseri alımlayan açısından iki şekilde ele alınmıştır. Sanatçının bir eseri yaratma sürecindeki kendini keşfi ve yarattığı eser ile yaşadığı sağaltım, Antik Yunan’dan itibaren felsefenin, güzelin ne olduğu sorusuna aradığı yanıt üzerinden araştırılmıştır. Eseri alımlayanın eserle yaşadığı duygudaşlık ve eser üzerinden yaşadığı tedavi süreci de sağaltım kavramı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, iyileştirici bir güç olarak sanatın incelendiği bu tezde sağaltım kavramından yola çıkarak “alımlama estetiği ile sağaltıma nasıl gidilir” sorusuna yanıt aranmıştır.
  • Yayın
    Estetik ve güzel kavramlarının kadın bedeni ve giyim kuşam kültürü üzerinden incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-10-27) Şenaslan, Derya; Günay, Ayşe; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Moda ve Tekstil Tasarımı Yüksek Lisans Programı
    Estetik ve güzellik kavramları farklı disiplinlerce araştırılıp, tanımlanmaya çalışılmış, tarihin farklı dönemleri arasında çeşitlilik gösteren, değişken kavramlardır. Bu çalışmada neyin güzel ve neyin estetik olup olmadığını sorgulamak ve bu alanda yeni bir kaynak oluşturmak amaçlanmıştır. Estetik ve güzel Felsefe, arkeoloji, sanat tarihi, antropoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerin kesişim kümesinde bulunması sebebiyle, oldukça geniş ve karmaşık içerikli kavramlardır. Batı medeniyetlerinde estetik kavramını incelerken, simetri, orantı, tam uyum gibi faktörler geçerlidir. Genel anlamıyla estetik, ahenktir, uyumdur. Bir bütünü meydana getiren unsurlar birbiri ile uyumlu ise, o şey güzeldir. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde estetik kavramı insanda bir his, duygu yaratması ile anlamlanır. Yaratılan hissin gücü estetik hazzın seviyesini belirler. Bu hissi yaratan bir resim ya da heykel olabileceği gibi belli bir renk ve biçim uyumunu bünyesinde barındıran bir giysi ya da kumaş tasarımı da olabilmektedir. Bu çalışmada estetik güzelliğin Batı medeniyetlerinde yarattığı etki, tarihin farklı dönemlerinde kadın bedeninin ve giyim kuşam kültürünün estetik ve güzel kavramlarından nasıl etkilendiği incelenmiştir.