Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 11
  • Yayın
    Yeme tutumu ile bağlanma stili, aleksitimi ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-18) Göncüoğlu, İrem; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Yeme tutumunda bozulmalar ile başlayan ve yeme bozukluklarına kadar giden sürecin kaynağında hangi etkenlerin olduğu literatürde sıkça araştırılan bir konudur. Erken dönemde ebeveynler ile kurulan bağın yetişkinlik döneminde öne çıkan etkilerinin yanında, bireyin duygu tanımlama becerileri ve obsesif kompulsif belirtilerinin yeme tutumunda bozulmalar ile ilişkili olduğu göze çarpmaktadır. Bu çalışmanın amacı,yeme bozukluklarına giden süreç ile ilişkili olduğu bilinen bağlanma stilleri ve aleksitimi düzeyinin yeme tutumları üzerinde yordayıcı etki güçlerini incelemek ve obsesif kompulsif belirtilerin yeme tutumu ile ilişkisinin anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Ayrıca, sosyodemografik ve diğer özelliklere göre bağlanma stilleri, aleksitimi, obsesif kompulsif belirtiler ve yeme tutumu puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya psikiyatrik tanısı bulunmayan ve yaşları 18-45 arasında değişen 248 birey (131 kadın, 117 erkek) katılmıştır. Katılımcılara Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (ÜBBSÖ), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi (MOKSL) ve Yeme Tutum Testi (YTT-26) anket şeklinde çevrimiçi olarak sunulmuştur. Sosyodemografik ve diğer değişkenlerin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, bu değişkenlerin bağımlı ve bağımsız değişkenler üzerindeki etkilerini incelemek için parametrik olmayan testler, hipotezleri test etmek için ise korelasyon, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgulara göre, aleksitiminin yeme tutumu üzerinde pozitif yönlü en güçlü yordayıcı etki gücüne sahip olduğu, bağlanma stilleri alt boyutlarından kaçınan bağlanmanın yeme tutumunu pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Ayrıca, obsesif kompulsif belirtiler ile yeme tutumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Sağlıklı bireylerde bu tür ilişkilerin preklinik dönemde ortaya koyulması, yeme bozuklukları patolojisini tetikleyen faktörleri tanımlamanın yanı sıra farkındalık yaratmaya yardımcı olmak, yeme bozukluklarının tedavisinde önleyici stratejiler geliştirmek ve prognozu mümkün kılmak için uzun vadede önemlidir.
  • Yayın
    Ebeveyn erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Demirtürk, Ecem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, annelerin erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisini incelemektir. Buna ek olarak annenlerin erken dönem uyumsuz şemaları, annelerin bağlanma stilleri ve çocukların problem davranışları değişkenleri sosyo-demografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma örneklemini 4-6 yaş döneminde çocuğu olan 211 anne oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan annelere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II (YİYE-II, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Güçler ve Güçlükler Anketi (4/17) Ebeveyn Formu (GGA) ve Sosyo-Demografik Bilgi Form uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, annenin zedelenmiş otonomi şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı bağlanma stili aracı etki göstermezken kaçıngan bağlanma stilinde kısmi aracılık etkisi görülmüştür. Annenin kopukluk ve reddedilmişlik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Annenin zedelenmiş sınırlar şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili tam aracı etki göstermektedir. Annenin diğeri yönelimlilik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanması kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Ayrıca annelerin yüksek standartlar şema alanının çocuk sayısı ve öğrenim düzeyi değişkenlerine göre, zedelenmiş sınırlar şema alanının annenin yaşı ve çocuğun yaşı değişkenlerine göre, diğeri yönelimlilik şema alanının çocuğun yaşı değişkenine göre ve anne kaçıngan bağlanma stilinin anne öğrenim düzeyine göre, çocuk problem davranışlarının ise annenin öğrenim düzeyi ve annenin yaşı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği görülmüştür. Araştırma sonuçlarının çocukların problem davranışlarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, bağlanma stillerinin ve diğer risk faktörlerinin değerlendirilebilmesine katkı sağlamasının yanı sıra elde edilen bulguların ebeveyn psiko-eğitim programlarına da kaynak oluşturulabileceği düşünülmektedir.
  • Yayın
    Boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinde reddedilme duyarlılığının bağlanma stilleriyle ilişkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2016-11-25) Kotan, Tuğçe Şebnem; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın amacı boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılığı düzeylerinin, onların yetişkin bağlanma stilleri ile ilişkilendirerek incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise; konu ile ilişkili olduğu düşünülen cinsiyet, ebeveynlerinin evlilik durumu, yaş, anne ve babalarının eğitim durumu ve sosyoekonomik düzey gibi değişkenlerin reddedilme duyarlılığı düzeyi ve üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma, 2015 - 2016 eğitim öğretim yılında üniversitelerin çeşitli bölümlerde lisans öğrenimi gören öğrencilerden 118 kişilik örneklemde rastgele seçki yöntemi ile seçilerek yapılmıştır. Araştırma kapsamında; sosyo - demografik bilgilerin yer aldığı araştırmacı tarafından oluşturulan “Sosyo - Demografik Bilgi Formu”, ''Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği'' ve “İlişki Ölçekleri Anketi” kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde; İki Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığının boşanmış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı düzeyinden daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı yüksek olanların reddedilme duyarlılığı düşük olanlara göre korkulu bağlanma stilinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile güvenli, saplantılı ve kayıtsız bağlanma ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki elde edilememiştir. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile korkulu bağlanma ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı arttıkça korkulu bağlanma ölçeği puanı artmaktadır. Bulgular, konu ile ilgili araştırma sonuçları doğrultusunda yorumlanmış ve tartışılmıştır.
  • Yayın
    Yetişkinlerde bağlanma stilleri ile sürekli kaygı düzeyi ve sosyotropik - otonomik kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-21) Demir, Deniz Senem; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Araştırmada, bağlanma stilleri ile sürekli kaygı düzeyi ve sosyotropikotonomik kişilik özelliklerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu değişkenlerin örnekleme ait sosyo-demografik veriler açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, İstanbul ilinde yaşayan, 18 yaş üstü kişiler arasından rastgele seçilmiş 503 kişilik bir örneklem üzerinde yürütülmüş ve veri toplama aşamasında örnekleme Sosyo-demografik Bilgi Formu, Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri ve Beck Sosyotropi ve Otonomi Ölçeği uygulanmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 25 programı kullanılarak yapılmış, uygulanan veri analizinde %95 güvenilirlik düzeyi temel alınmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında Parametrik olmayan iki grup arasındaki farkın analizi için Mann Withney U testi kullanılmıştır. Parametrik olmayan ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki İlişki Spearman korelasyon analizi ile test edilmiştir. Ölçeklerin birbirine etkisi çoklu doğrusal regresyon ile test edilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgular sonucunda; erişkinlikteki bağlanma biçimleri ile sürekli kaygı ilişkili bulunmuş, sürekli kaygı ile güvenli bağlanma arasında negatif yönde, kaçıngan ve kaygılı bağlanma ile pozitif yönde ilişki saptanmıştır. Bağlanma stillerinin sürekli kaygıya etkisi incelendiğinde ise güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma, kaygılı bağlanma puanlarının sürekli kaygıyı anlamlı düzeyde yordadığı ve sürekli kaygının toplam varyansının yaklaşık %8’ini açıkladığı görülmektedir. Bağlanma ve sosyotropik-otonomik kişilik boyutlarının ilişkisi değerlendirildiğinde; güvenli bağlanma ile sosyotopik ve otonomik kişilik özellikleri negatif yönde bir ilişki içinde iken, kaçıngan ve kaygılı bağlanma ile sosyotropik ve otonomik kişilik özelliklerinin pozitif yönde bir ilişki gösterdiği saptanmıştır. Otonomi ölçeği; güvenli bağlanma ölçeği ile negatif yönlü ve kaçıngan bağlanma ölçeği ile pozitif yönlü ilişki içindeyken, sosyotropi ölçeği kaygılı bağlanma ölçeğiyle pozitif yönde bir ilişki içindedir. Sosyotropi ve otonomik kişilik özelliklerinin sürekli kaygı ile ilişkisine bakıldığında ise sürekli kaygının, sosyotropi ve otonomi ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmektedir. Sosyotropi ve otonomi puanları arttıkça, sürekli kaygı düzeyi de artmaktadır. Araştırmaya katılan kişilerin demografik verileri araştırma değişkenlerine göre incelendiğinde ise; yaşamın ilk 3 yılında anne ve baba ayrılığı yaşamayan grup, ayrılık yaşayan gruba göre daha yüksek güvenli bağlanma gösterirken, boşanmış veya ebeveyn vefatı olan ailelerde büyüyen çocukların çekirdek ailelerde büyüyen çocuklara oranla daha yüksek kaygılı bağlanma puanı aldıkları görülmüştür. Çocukluk veya gençlikte anne ve baba sevgisi alan gruplar, almayan gruplara göre anlamlı şekilde yüksek güvenli bağlanma sergilerken, sevgi görmeyen gruplar, sevgi gören gruplara göre yüksek kaçıngan ve kaygılı bağlanma göstermiştir. Şiddet faktörü değerlendirildiğinde ise güvenli bağlanma ile baba şiddeti arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Bununla beraber anne ve babaların eğitim düzeyi ile bağlanma ilişkisine bakıldığında hem anne hem de babanın eğitim düzeyi ile güvenli bağlanmanın pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Babanın eğitim seviyesinin düşmesiyle kaygılı bağlanma düzeyindeki yükselme olmaktadır. Evli kişiler, bekar veya boşanmış kişilere oranla daha yüksek güvenli bağlanma puanları alırken, bekar ya da boşanmış kişilerin evli kişilere göre kaçıngan ve kaygılı bağlanma boyutlarından daha yüksek puan almış olmaları ve eşi ile yaşayan kişilerle; ailesi, arkadaşı ve yakın akrabasıyla yaşayan kişiler kıyaslandığında, her üç grupta da eşiyle yaşayan kişilerin daha yüksek güvenli bağlanma gösterdikleri saptanmıştır. Yine yalnız, ailesi, annesi, arkadaşı ve yakın akrabasıyla ile yaşayan grupların, eşiyle yaşayan gruba göre daha yüksek kaygılı bağlanma puanları aldıkları görülmüştür. Sonuç: Elde edilen bulgular, erişkinlikte bağlanma stillerinin, sürekli kaygı ve sosyotropik-otonomik kişilik boyutları ile ilişkisini göstermektedir. Sürekli kaygı ile sosyotropi ve otonomi arasındaki ilişkinin incelenmesi, bu üç değişkenin beraber değerlendirilmesine fırsat tanımıştır. Aynı zamanda bağlanmanın kişilik yapıları, erişkinlikteki ilişki tarzları ve psikopatoloji oluşumu üzerindeki rolü araştırılmış ve bu açıdan da literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır.
  • Yayın
    Boşanmış aileye sahip bireylerde bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2020-05-21) Kaçmaz, Özge Nur; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise cinsiyet, medeni durumları, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, ebeveynin boşanmışlık durumu, ebeveyn boşandıktan sonra kiminle kaldığı, ebeveynin boşanma sonrası medeni durumları, anne babayı görme sıklığı, ebeveynin boşanma nedeni gibi sosyo-demografik değişkenlerin bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Yaş aralığı 18-33 olan araştırma örneklemini oluşturan 174’ü kadın ve 126’sı erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Grup karşılaştırmalı yapılan araştırmanın gruplarını 150 boşanmış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi ve 150 boşanmamış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyo-demografik Özellikler ve Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri -II (YİYE-II) İlişki İstikrarı Ölçeği’nin İlişki Doyumu alt boyutu (İDO) ve Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler IBM SPSS for Windows Statistics Standard v.22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın betimsel analizinde Bağımsız Örneklem T- Testi ve Tek Yönlü ANOVA; değişkenler arası ilişkileri incelemek için Bağımsız Örneklem T- Testi, Pearson korelasyon ve Çoklu Regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda boşanmış ve boşanmamış aileye sahip bireylerin bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma toplam puanları ile ilişki doyumu toplam puanı arasında negatif yönde, reddedilme duyarlılığı toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte kaçınmacı bağlanma stili toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını; kaygılı bağlanma stili toplam puanının reddedilme duyarlılığı toplam puanını ve reddedilme duyarlılığı toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını yordadığı belirlenmiştir. Bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve ebeveynlerin boşanmışlık durumu, ronmantik ilişki doyumuna yaptıkları göreli katkıları belirlemek amaçlı yapılan hiyerarşik regresyon sonucunda yalnızca kaçınmacı bağlanma stillerinin bireylerin romantik ilişki doyumları üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bulunmaktadır. Çalışma değişkenlerinin demografik özelliklerden boşanmış aileye sahip bireylerin kaygılı bağlanma stilleri ile kaçıncı çocuk ve ebeveynin boşanma nedeni arasında ve kaçınmacı bağlanma stilleri ile cinsiyet kardeş sayısı, kaçıncı çocuk, ebeveyn görme sıklığı ve ebeveyn boşanma nedeni arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İlişki doyumu ile kardeş sayısı, boşanma sonrası ebeveyn görmek sıklığı ile arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn boşanmışlık durumu ile araştırma değişkenlerinden bağlanma stilleri ve ilişki doyumu arasında anlamlı farklılık elde edilmiştir. Sonuç: Boşanma sürecinin ev içindeki her birey için zorluğu ve etkileri bilinmektedir. Bu süreçte yaşanılan zorluklar göz önünde bulundurulduğunda boşanmış aileye sahip bireylerin bağlanma stilleri ile reddedilmeye karşı duyarlılıkları ve ilişki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi, boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerine bağlı olarak ilişki doyumuna yönelik yaşadıkları problemleri anlayıp yardımcı olmak adına önemli olacaktır ve literatüre katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stillerinin ve duygu düzenleme becerilerini incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-10) Tulpar, Leyla Burçe; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stilleri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu, 4-6 yaş aralığındaki çocuklardan okul öncesine devam edenler oluşturmaktadır. İstanbul’da bulunan özel ve devlet okullarından 60 okul öncesi çağındaki çocuk çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın tüm verileri Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği ve Güvenli Yer Senaryoları Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Güvenli Bağlanma Düzeyi ve Duygu Düzenleme Becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson analizi duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi test etmek için bağımsız T testi ve diğer bağımsız değişkenlerin bağlanma stilleri sınıflamasına göre ilişkisini incelemek için ki kare analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma sonucuna göre Güvenli Bağlanma Düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.01). Buna ek olarak güvenli ve güvensiz bağlanma sınıflamasında elde edilen bulgulara göre güvenli bağlanan çocukların (N=30), güvensiz bağlanan çocuklara (N=30) göre duygu düzenleme becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur (t (45.61) =6.33, p<.001). Yine güvenli bağlanan çocukların dikkat/dürtü kontrolü güvensiz bağlanan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur (t (58) =6.33, p<.001). Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, çocuk ile bakım veren arasındaki bağlanma stilinin, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerine önemli bir faktör olduğunu vurgulamaktadır.
  • Yayın
    Cinsel yönelimin bağlanma stilleri, cinsel doyum ve psikopatoloji yönünden değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-17) Okci, Burak; Saatçioğlu, İbrahim Ömer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin Tanımı: Bu araştırmada, farklı cinsel yönelimden çiftlerin, cinsel doyumlarının, psikopatolojilerinin, bağlanma stillerinin, sosyodemografik özelliklerinin ilişkiye yönelik değişkenler ile birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya kartopu yöntemi ile toplamda 45 gönüllü çift (90 kişi) katılmıştır. Çalışma grubuna veri toplama sürecinde sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Veri ve Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Yeni Cinsel Doyum Ölçeği Kısa Formu (YCDÖ-KF), Belirti Tarama Ölçeği (SCL-90-R) uygulanmıştır. Bulgular: Cinsel doyumun alt boyutlarından olan ilişki kalitesinin güvenli bağlanma stili ile homoseksüel kadın katılımcılar için istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki içerisinde olduğu (r = 0,276; p = 0,009), diğer bağlanma stilleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin olmadığı görülmektedir (p > 0,05). Psikolojik haz boyutunun saplantılı bağlanma stili ile negatif yönde ve anlamlı (r = -0,279; p = 0,008), toplam cinsel doyum puanının ise güvenli bağlanma stili ile istatistiksel pozitif yönde anlamlı olduğu (r = 0,262; p = 0,013) görülmektedir. Cinsel doyum düzeyinin tüm boyutları, psikopatoloji ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlıdır. Cinsel yönelim yönünden yapılan korelasyon analizi sonucunda ise öfke ile ilişki kalitesi ve somatizasyon ile partnerle uyum arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir (p > 0,05), diğer tüm boyutların arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p < 0,05). Saplantılı ve kayıtsız bağlanma stilleri ağır basan kişilerde, psikopatoloji boyutları ile bu kişilik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler vardır (p < 0,05). Cinsel yönelim gruplarına göre kontrollü korelasyon analizi yapıldığında, psikotizm ile güvenli bağlanma stilinin de istatistiksel olarak anlamlı ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır (r = 0,222; p < 0,05). Homoseksüel kadın katılımcılarda cinsel doyum toplam puanı ile SCL boyutlarından paranoid düşünce dışındaki tüm boyutlar arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır (p < 0,05). Homoseksüel erkeklerde OKB boyutu ile cinsel doyum toplam puanı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı (p < 0,01), diğer SCL boyutları arasındaki ilişkiler ise anlamlı değildir (p > 0,05). Heteroseksüellerde ise kişiler arası duyarlılık ile depresyon düzeyleri, cinsel doyum toplam puanı ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki içerisindedir (p < 0,05). Sonuç: Literatürde cinsel yönelim ile ilgili bulgular genel olarak heteroseksüel gruba yönelik olduğu için karşılaştırma bu yönde yapılabilmiş ve literatür ile uyumlu sonuç elde edilmiştir. Homoseksüel bireylerin yaşadıkları problemlerin tespiti kadar, sorunlarla başa çıkmaları, cinsel doyumları, psikopatolojileri ve bağlanma stilleri yönünden değerlendirilmesi önemlidir. Heteroseksüel olmayan kişilerin yaşadıkları problemlerin ortaya konulabilmesi ve problemlere dair çözümlerin geliştirilebilmesi önemlidir.
  • Yayın
    4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stillerinin ve duygu düzenleme becerilerini incelenmesi
    (Alper Remzi Aydın, 2020-12-15) Tulpar, Leyla Burçe; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, Eda
    Bu araştırmanın amacı, 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stilleri ile duygu düzenleme becerilerini karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 4-6 yaş aralığındaki çocuklardan okul öncesine devam edenler oluşturmaktadır. İstanbul’da bulunan özel ve devlet okullarından 60 okul öncesi çağındaki çocuk çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın tüm verileri Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği ve Güvenli Yer Senaryoları Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Güvenli Bağlanma Düzeyi ve Duygu Düzenleme Becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson analizi, duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri arasındaki farklılıkları test etmek için Bağımsız Örneklem T testi analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre Güvenli Bağlanma Düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.01). Buna ek olarak güvenli ve güvensiz bağlanma sınıflamasında elde edilen bulgulara göre güvenli bağlanan çocukların (N=30), güvensiz bağlanan çocuklara (N=30) göre duygu düzenleme becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur (t (45.61) =6.33, p<.001). Yine güvenli bağlanan çocukların dikkat/dürtü kontrolü güvensiz bağlanan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur (t (58) =6.33, p<.001). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, çocuk ile bakım veren arasındaki bağlanma stilinin, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerine önemli bir faktör olduğunu vurgulamaktadır.
  • Yayın
    Bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişki : reddedilme duyarlılığının aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2017-01-05) Özdemir, Hazel Esin; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmanın temel amacı, bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul’da üç farklı üniversiteden seçilen 452 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Narsistik Kişilik Envanteri, Kırılgan Narsisizm Ölçeği ve Red Duyarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek için kullanılmıştır. Spearman rho Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bağlanma stilleri ile narsistik kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bu sebeple, reddedilme duyarlılığının bu ilişkideki aracı rolüne bakılamamıştır. Ancak araştırma sonuçları, reddedilme duyarlılığı ile kırılgan narsisizm arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı ile grandiyöz narsisizmin kendine yeterlilik boyutu arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler belirtilmiştir.
  • Yayın
    Geç ergenlikte bağlanma stillerinin sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinde psikolojik dayanıklılık ve gelişmeleri kaçırma korkusu: aracı ve düzenleyici etkiler
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-16) Türkmen, Yaren Beyza; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmada, geç ergenlik dönemindeki bireylerde bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusunun aracı, psikolojik dayanıklılığın düzenleyici etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-25 yaş aralığındaki 131 geç ergenlik dönemindeki katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği – Yetişkin Formu ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak çevrimiçi yöntemle elde edilmiştir. Bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusu ve psikolojik dayanıklılığın aracı düzenleyici etkileri SPSS PROCESS uzantısı, Model 14 aracılığıyla analiz edilmiştir. Buna ek olarak, SPSS PROCESS Model 4 kullanılarak gelişmeleri kaçırma korkusunun bağlanma stilleri ile sosyal medya ilişkisindeki aracı rolü test edilmiştir. Elde edilen bulgular, gelişmeleri kaçırma korkusu ve psikolojik dayanıklılığın etkileşimi bağlanma stilleri ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde anlamlı bir etki ortaya koymadığını göstermektedir (B=-.0001, %95 BCA [-.0046, .0075]). Güven aralığında “0” değerinin olması nedeniyle etkileşim etkisinin anlamlı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusunun güvenli bağlanma (B=-.0264, %95 BCA [-.3190, .1720]) ve kaçınan bağlanma (B=.0003, %95 BCA [-.1732, .1640]) için anlamlı değildir. Kaygılı-kararsız bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde ise gelişmeleri kaçırma korkusunun aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (B=.2089, %95 BCA [.0505, .4245]). Araştırmanın bulguları aracılığıyla bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide aracı ve düzenleyici etkiler değerlendirilmiş olup sosyal medya bağımlılığı ile ilgili çalışmalarda koruyucu faktörlerin belirlenmesi, olumsuz etkileri önlemeye veya azaltmaya yönelik müdahaleler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.