Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 7 / 7
  • Yayın
    Çağdaş sanatta beden kullanımı olarak çirkinin estetiği
    (Işık Üniversitesi, 2019-04-08) Sakallı, Merve; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Sanat tarihi içerisinde ve sanat dalları çerçevesinde beden ve beden estetiği; mitolojiler, Antik Yunan, Orta Çağ ve çağdaş sanat akımları içerisinde en çok kullanılan metaforik ve biçimsel öğelerden birisidir. Bu bağlamda estetik kavramlarından güzellik ve çirkinlik algılarına kadar tarih öncesi mitlere de başvurularak bedenin sanat tarihi içerisindeki imgelerinin kavramsal çerçevesi ve tarihsel arka planları incelendikten sonra tarih öncesi mitlerden başlayarak günümüzdeki sanat akımları içerisinde beden ve bedendeki çirkinlik estetiği incelenmiş ve bu konu üzerine çalışmış sanatçıların eserleri ve üslupları bu bağlamda tartışılmıştır.
  • Yayın
    Günümüz sanatında kimlik ve temsiliyet sorunu olarak giysi
    (Işık Üniversitesi, 2014-04-14) Cöne, Özge Can; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans Programı
    Bu tezin temel amacı, kimlik ve temsiliyet kavramı ile ilişkilendirdiğim giysinin toplumsal rolünü,, statü, sınıf ve kimlik olgularıyla ilişkisini, kullanım alanlarını, günümüz sanatına olan etkilerini örnekleriyle ortaya koymaktır. Bu tezde öncelikli olarak genel giysi kavramından bahsedilmiştir. Daha sonraki bölümlerde, giysinin toplumsal açıdan incelenmesi, sınıf, cinsiyet, kimlik ve beden olgusu ile ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Daha sonra ise moda kavramına giriş yapılarak, moda kavramının toplumsal temellerine değinilmiştir. Son olarak giysinin, güncel sanatta yer bulması ve yorumu sanatçı örnekleriyle ele alınmıştır.
  • Yayın
    Bedensel dokunuşların izleri
    (Işık Üniversitesi, 2015-05-14) Demir, Burçak Ünsal; Pektaş, Hasip; Sayın, Zeynep; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Tarih öncesi devirlerden bu yana kullanılan bir teknik olan iz alma/bırakmanın, oluşum ve uygulama alanları açısından incelenmesinin ilginç olacağı fikrinden hareketle hazırlanan bu tezde bedensel dokunuşun izini taşıyan ve Charles Sanders Peirce’in index adı verdiği bazı imgelerden örnekler vermeye çalıştık. Çalışmanın ilk bölümünü izin oluşumuna, niçin bir teknik olarak kabul edilmesi gerektiğine, ve onun yardımıyla oluşturulan bir imgenin sahip olduğu özellikleri (diyalektik, anakronik, tinsel vb.) incelemeye ayırdık. Bunu yaparken tarih öncesi devirlerden bazı duvar resimlerinin yanısıra bazı kutsal emanetlerden de örnekleri, imge üzerine düşünsel ürünler vermiş sanat kuramcılar ve felsefecilerin görüşleri eşliğinde sunduk. İkinci bölümdeyse bedensel dokunuşun izinin yine bedene aktarıldığı uygulamalara eğildik. Bedenin iz çıkarma yoluyla hakkedildiği ya da damgalandığı ilkel topluluklarda dövme, yakma ve yaralama gibi kalıcı vücut tadilatlarının yanı sıra, Türk ve Doğu toplumlarına özgü bir işaretleme şekli olan mühür ve tamganın kullanım alanları ile işlevlerine, izle olan organik bağlarına değindik. Üçüncü bölümde beden-kitap analojisinden hareketle, öncelikle kitabı oluşturan öğelerden yazı ardından kağıdın tarihi gelişimine ve nihayet kağıt damgalarının oluşum ve işlevine göz attık. Kilden kağıda ve kitaba uzanan dönüşümü konu etmemek olmazdı kaldı ki bu, konusu iz olan bir çalışmada bedensel dokunuşun iziyle çoğaltılan metinlerin varlığını ıskalamak demekti. Kitapla ilgili olarak, ona vurulan damganın, izin aktarımını ne şekilde üstlendiğine, yer verdik. Ekslibris ve pul konularına ayırdığımız dördüncü ve son bölümde ise bu iki imgeyi daha iyi anlayabilmek ve çözümleyebilmek adına kısaca tarihlerine değindikten sonra, iz ve temsil yönünden okumaya çalıştık.
  • Yayın
    Beden kullanımı ve performans sanatı
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-18) Şenkan, Eda; Parkan, Uğur Mutlu; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışma İlkel Kabilelerin ayinlerinde yapılan danslar temelinde ele alınarak modern zamanlara gelinen süreçte Performans ve Beden Sanatı bağlamında eylemselliğin sanat olduğu görüşünü ileri sürmektedir. Çalışma, geleneksel sanat estetiğine karşı gelerek sanatın avangard önermesiyle hayat sanat sınırını ortadan kaldıran yaklaşımlar ışığında sanatsal pratiklerde bedenin doğrudan malzeme olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen eylemsel odaklı oluşumlara dayanmaktadır. Çalışma sürecince bedenin sahibi kim sorunsalının cevabı aranarak bedenin bir başkaldırı aracı olarak kullanılması yoluyla gerçekleştirilen Performans Sanatının nitelikleri incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesini Michel Foucault ve Pierre Bourdieu düşünürlerinin biyo-iktidar, panoptikon ve habitus gibi kavramları oluşturmaktadır.
  • Yayın
    Vito Acconci'nin çalışmalarında mahremiyet kavramının sorunsallaştırılması
    (Işık Üniversitesi, 2016-05-11) Yılmaz, Funda Arslan; Hızal, Meriç; Burtek, Zeliha; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Birey olarak sanatçı, topluluk olarak izleyici bulundukları mekân-zamanın koşullarından etkilenirler. Burada duyarlılık sanatsal pratiğin ve eleştirinin olanağı olur. Sosyal konulara yönelen bir sanatçı değil, sosyal çevrenin kaçınılmaz etkide bulunduğu yaratıcı ve alımlayıcılığı önemlidir. Sanat-yaşam arasındaki yakınlıkuzaklık ilişkisi, kavramsal sanatın izlerinin başladığı 20.yy.’ın başlarında temsil sorununu, sanatçının kendi kurgusunun parçası olduğu tanıklıklar içinden dönüştürerek yeni bir yaratım dilini direk sanat sahnesinin merkezine yerleştirdi: Bedenin kullanımı. Alan ve mekân kavramlarının herkese açık yapısıyla, etkileşim, karşılıklılık ilişkisi sanatın kavramsal çerçevesinin oluşmasında etkili olmuştur. Buradan hareketle özel-kamusal arasındaki sınır ilişkisi 60’lı yıllarda yapılan performanslarla dikkat çeker. Kamusal mekânda özel olanın içerik olarak kullanılması mahremiyet kavramının en doğrudan kullanımına işaret ederken, sanatçılar tersine bir kabulle kendi bedenlerini kamusal mekanın bir parçası; mobilya, çizgi, renk, vb. gibi algılayarak kendilerini bu kavramın doğrudan parçası yapmışlardır. Vito Acconci mahremiyet kavramını sorunsallaştırırken, izleyiciyi kurguladığı sahneye hem davet eder, hem de parçası kılar: Yüzleşme. Acconci aslında bütün sanatsal çalışmalarında bu yüzleşmeyi kullanmış, toplumu sorunların merkezine yerleştirmiştir. Gelenek kavramı sıradan anlamının yanında bir ifade dili, düşünce olarak kullanmıştır. Acconci de ilginç olan bedeni bir eşik noktasında tutarak kabullenmeyle-reddetme arasındaki gerilimi kendisinden izleyiciye değil, izleyiciden kendisine yöneltmesidir. İlk dönem işlerinde mahremiyetini dolaysızca sahneleyen Acconci, mekânı galeri içinden dışarıya taşıyarak mimariyi, yapı öğelerini mahremiyetin sınır algısına yerleştirerek sosyal-politik konuları dolaylı bir dille eleştirmiştir.
  • Yayın
    Çağdaş sanatta bedenin cinsel temsiliyetine bir bakış
    (Işık Üniversitesi, 2012-09-05) Ceylaner, Sevgi Ceren; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Beden nedir? Bedeni tanımanın insan için önemi nedir? Özgür bir beden olabilmek insan için neden önemlidir? Cinsiyet nedir? Cinsel kimliklerin inşasındaki iktidar güçlerinin amaçları nelerdir? Gibi sorulara yanıt arayarak oluşturulan tez, Çağdaş Sanat alanındaki üretimlerden yola çıkarak, bu sorulara cevap arama ve yeni sorular için düşündürücü olma amacındadır. Farklı gösterge rejimleri çerçevesinde; beden kavramı ve bedenin hedef olarak sanatla olan güçlü bağı, bu çalışmanın odak noktasını oluşturur. 20. yüzyılda aklın egemen hale gelmesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle biçimlenen bireysel yaşamın, özellikle 1970'li ve 1980'li yıllarda hem artistik pratiğin hem de sanat yapıtının geleneksel kavramlar kapsamından çıkıp yeniden sorgulanmasına sebep olmuştur. Sanat bundan böyle; düşündürücü olmasıyla, sıra dışı görselliğiyle, sınırsız imgelemiyle en ilginç malzeme olan insan bedeniyle iletişim kurmaya, fikirleri iletmeye yarayan bir araç olarak kullanılmıştır. Sanat ve düşün ilişkisinin plastik sanatların sınırlarından kurtulmasıyla aynı döneme rastlayan pek çok çalışmada, sanatçılar bedeni bir ifade aracı; insanı da konuşan, düşünen ve eyleyen bir özne olarak kullandılar. Bu tez çalışmasında, beden izleğinin sanata yansıması tarihsel sürecinden, Modern anlayışa ve Postmodern döneme kadar, sanatsal üretimlere olan aksı üzerinden incelendi. Geçmişten günümüze kadar, çoğu disiplinde irdelenen beden kavramının bir uygarlık miti olarak, sanatsal serüveni, en önemli örnekler ele alınarak ve değerlendirilerek kaleme alınmıştır.
  • Yayın
    Anadolu kültüründe simge anlam ve sağaltım boyutlarıyla "dövme"
    (Işık Üniversitesi, 2017-05-26) Seval, Şermin; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Sanat Anadalı Resim Yüksek Lisans Programı
    İnsan bedeni sanat yapıtlarında çeşitli temalar üzerinden yıllardır anlatılagelen temel unsurlardan biridir. Beden önceleri sanatçının elinde doğadaki başka varlıkların formlarına dönüşmüş, ardından gelişen teknoloji ve biyolojik gelişmeler bedenin sanatsal yaratımdaki edimlerini de etkilemiştir. İnsan bedeninin farklı görünümleri ve dönüşümü tarih boyunca sanat çalışmalarının konusu olurken, insanın bir bakıma ilk tuvali de olmuş aynı zamanda. Beden, insanın tepkisini verdiği ilk alandır. Beden, insan için kendisi olmanın farkında olduğu ilk yerdir. Her insan için bedeni onun aynasıdır, ne olduğunu, kim olduğunu gösteren yüzüdür. Bedendeki izler, içsel sıkıntıların uzantılarıdır ve bu sayede sıkıntılarını denetlemeyi umar insan. Bedene kazınan semboller, izler, duyulan acı, konuşmak mümkün olmadığında deriye yansımış çığlıklardır, sözcüklerle dile getirilemeyendir, iletişim kurmanın, kurmak istemenin bir başka biçimidir. Bireylerin bedenlerinde oluşturdukları izler, bireyin kendi olma çabası için, içinde yaşadığı topluma bir çağrıdır. Simgesel bir eylemdir. İlkel dönemlerde birey, bedenini dileklerini gerçekleştirme arzusunun bir nesnesi olarak kullanmış birtakım büyüsel ritüelleri bedeni aracılığıyla gerçekleştirmiştir. İnsanlık tarihi, sözden imgeye yolculukta hep içinde yaşadığı doğadan esinlenmiş, kavrayışının ötesinde bulunan şeylerden korkmuş, tanımlayamadığını cisimlendirmiş, simgeler üretmiştir. Yani görünmeyeni anlayabilmek için görünür temsiller yaratmıştır. Korku, çaresizlik, geleceği bilme arzusu, kötücül güçlerden korunma gibi nedenlerini bilemediği olaylarla baş edebilmek için oluşturduğu soyut kavramlara anlamlar yüklemiştir. İnsan bedeninin farklı malzemeler kullanılarak, çeşitli uygulamalarla süslenmesi tarihin çok eski dönemlerinden beri süregelmiştir. Günümüzde Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da görülen dövme geleneğinin izlerini, tarihin derinliklerinden itibaren görmek mümkündür. Yaşamlarının şifrelen dövme motiflerinde gizlidir. Daha çok kadınlarda görülen dövme, kadınlar için zarifliğin, soyluluğun, güzelliğin sembolü iken, erkekler için güç ve iktidar belirtisidir. Gelenek, bölgenin tarihî ve dini inançları ile yakından ilgilidir. Bölgede yapılan dövme motiflerinin ve anlamlarının benzerliği, motiflerin bölgenin ortak kültür yapısının bir ürünü olduğunu düşündürür bize. Ayrıca dövme ile birlikte kına yakma, sürme çekme, ölüm ve doğum törenleri, birtakım büyüsel ritüeller, tütsüler, altın diş yaptırma gibi diğer geleneksel eylemlerin iç içe geçmesi, ortak kültür mirasının en büyük kanıtlarıdır. Anadolu coğrafyasında birbirinden ayrı din, etnik grup, aşiret ve mezhep farklılıkları olan topluluklar arasında dövme sembolleri, görünüm ve yapılış açısından benzerlik gösterse de bazı değişiklikler göze çarpmaktadır. Bölgede dikkat çeken topluluklar çoğunluk olarak Ezidiler, Süryaniler, Araplar, Keldaniler, Kürtler ve bir takım aşiretler, tarikatlardır. Her kültür inancını, sosyal yapısını yansıtan, geçmişiyle bağ kuran somut bir kültürel mirasa sahiptir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Güney Doğu'da yapılan geleneksel dövme belli bir yaş aralığında olan kadınlarda ve erkeklerde gözlemlenmiş, genç nesillerin eski dövme motiflerine rağbet etmedikleri tespit edilmiştir. Kentier’e göç sürecinde de toplum baskısından kaçınma duygusu geleneksel dövmeye duyulan ilgiyi azaltmış, etnik bir grubu, topluluğu simgeleyen, örneğin;“haç”gibi, dini bir sembol haline gelmiş bedeni şaretleri yok olmuştur. Tarih boyunca birbiriyle kaynaşmış, karışmış değişik kültürlerin eski dönemlerden günümüze aktarılmış sembolleri olan geleneksel dövme motifleri, Güneydoğu Anadolu insanının zengin kültür miraslarından biridir. Göründüğünden çok daha derin anlamlar, gizemler, şifreler barındırır. Ne yazık ki bu kültürün son temsilcileri de birer birer yok olmaktadır.