7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın 21. yüzyılda elektronik sanat ve yeni yönelimler(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Tuğal, Sibel; Akdeniz, Halil; Öndin, Nilüfer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programıİnsan düşüncesi ve yaşam biçimleri sürekli olarak değişmektedir . İnsanlık tarihi boyunca akıl yoluyla gelişen bilim teknolojiyi doğurmuştur. 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren elektronik teknolojisi ve dijital teknolojik yapılarla karşılaşan insan, yeni teknolojiyi sanat pratiklerinde deneyimleyerek kendine yeni bir yol aramıştır. Teknolojinin toplumu etkileme gücüne karşın sanatın özgün niteliği ve sanatçıların hayal edebilme, sezgisellik, dönüştürme ve kurgulama güçleri bu etkileri kendine has bir Şekilde değerlendirmiş ve ait olduğu çağın olanaklarını kullanarak biçimlendirmiştir. 21.yüzyılla birlikte her alana nüfuz eden elektronik, bilgisayar ve dijital teknolojiler sebebi ile sanat ve sanatçılar teknolojiyle daha yakın ilişki kurmaya yönelmişlerdir. Sanatın üretim biçimi, sanat pratikleri ve sanatçı kimliği dijital teknolojilerdeki gelişmelerden ve kurgulanmakta olan yeni yapılanmadan etkilenmektedir. İnsanın özgür aklı ve hayal gücü ile geliştirilen sanatın elektronik teknolojisi ile birlikte geçirdiği dönüşüm incelenerek, giderek teknolojiye bağımlı olmaya başladığı düşünülen sanatın ve sanatçının aslında teknolojiyi sadece bir araç olarak kullandığı gerçeği ile karşılaşılmaktadır. Sanatçı ve sanatçının ortaya koyacağı sanat pratikleri aklın ve hayal gücünün özgür kurgularıdır. 21.yüzyılda elektronik teknolojisi temelli elektronik sanatın her alanda öncü rol oynayacağı öngörülmektedir. Teknoloji giderek daha baskın bir ortam yaratsa bile sanatın ve sanatçının özündeki yaratıcılık, duyarlılık ve hayal gücü her türlü yenilenmeyi sanatta kullanarak farklı sanat biçimlerine dönüştürmeye devam edecektir.Yayın İktisatta kullanılan dijitalleşme ölçü birimleri üzerine bir değerlendirme(Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Görkey, SeldaBu çalışmada, iktisat disiplininde kullanılan dijitalleşme göstergeleri; oranlar, bileşik göstergeleri temsilen endeksler ve parasal göstergeler olmak üzere üç ölçü birimi çerçevesinde karşılaştırılmakta ve özellikle makro iktisadi ampirik araştırmalar açısından bir değerlendirme yapılmaktadır. Yapılan araştırma, oranların kolay elde edilmelerine yönelik güçlü avantajlarına karşın, çok boyutlu dijitalleşme kavramını ancak kısmen ölçebildiğini göstermektedir. Ayrıca ilgili kavramın dinamik yapısı, oransal göstergelerin sürekli olarak güncellenmesini gerektirmekte, bu durum da uzun zaman boyutlu çalışmalar açısından sorun oluşturmaktadır. Endeksler ise, dijitalleşme ekosisteminin kapsamını daha iyi temsil etseler de alt göstergelerinde oranları içerdiklerinden, oranlar için bahsedilen dezavantajlar endeksler için de geçerli hale gelmektedir. Çalışma ile, iktisat disiplininde dijitalleşmenin parasal göstergelerle daha iyi temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunda, ilgili göstergelerin, dijitalleşme için yapılan toplulaştırılmış faaliyetleri daha iyi ölçebilmeleri ve uzun dönemli olarak elde edilebilmeleri etkili olmuştur. Dolayısıyla bu çalışmayla, ilgili literatürde, oranların ve endekslerin tek ya da kısa dönemli analizlerde kullanılmasının, parasal göstergelerin ise hem kısa hem de uzun dönemli ülke içi ve ülkeler arası araştırmalarda kullanılmasının uygun olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Varılan bu sonuçlar ile, dijitalleşmenin ölçümü konusuna, veri ile çalışmanın büyük önem taşıdığı iktisat disiplini açısından katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.Yayın Yeni dijital çağ(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Aktay, HabibeAlvin Toffler toplumların üç aşamadan geçerek son haline evirildiğini savunmaktadır. İlk dalga tarım toplumlarını, ikinci dalga sanayi devrimini, üçüncü dalga ise bilgi (enformasyon) toplumunu işaret etmektedir (Toffler, 1996). Yeni dijital çağ, Toffler’in 1996 yılında tam anlamıyla öngöremediği endüstri 4.0 ve endüstri 5.0’ı (siber fiziksel sistemler) ifade etmektedir. Endüstri 4.0 ile teknolojik inovasyonlar üssel olarak ivme kazanmış, teknolojinin lokomotifi olan çipler ve mikroişlemciler küçülmüştür. Teknolojinin uygun maliyetlerle cebe sığar hale gelmesi ile akıllı cihaz kullanımı dünya genelinde yaygınlaşmış ve bağlantılılıkta büyük bir artış gözlemlenmiştir. İnternet teknolojilerinin küreselleşmesi ile dünya McLuhan’ın ifade ettiği gibi küresel bir köye dönüşmüştür. Bu teknolojik devrim, birçok toplumsal harekete ön ayak olmuş, bir ülkede yaşanan değişim, dönüşüm ve isyan hareketleri diğer ülkelerde değişimin fitilini ateşlemiştir. Bu çalışmada Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından 2014 yılında kaleme alınmış olan Yeni Dijital Çağ isimli kitap incelenmiştir. Kitap endüstri 4.0 ve 5.0’a atıfta bulunan teknolojik inovasyonları ve bunların devletler, uluslar ve şirketler üzerindeki etkilerini toplumsal, siyasal, ekonomik ve askeri bağlamları ile incelemektedir.Yayın A review of "The Fourth Industrial Revolution" by Klaus Schwab(Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Abekah-Brown, Mustapha AkweiKlaus Schwab's "The Fourth Industrial Revolution" illuminates a period marked by remarkable technological advancements that are fundamentally reshaping our society. The book meticulously details breakthroughs in artificial intelligence, robotics, and biotechnology, while also acknowledging the challenges accompanying these innovations. Schwab sets out to achieve objectives centered around increasing awareness, fostering understanding, and promoting cooperation throughout the book. This book is an indispensable reading for anyone seeking a deeper understanding of the ongoing revolution and its implications.Yayın Türkiye’de dijital platformlar ve TRT Tabii : kamu yayıncılığı ve dijitalleşme(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-08-26) Gül, Sena; Yılmaz, Burak; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Cinema and TelevisionSon yıllarda Türkiye, dijital platformların yükselişiyle büyük bir dönüşüm geçirmektedir. İnternetin yaygınlaşması, hızlı teknolojik gelişmeler ve değişen tüketici alışkanlıkları, Türk medya sektörünü derinden etkileyerek dijital platformların ortaya çıkmasını ve gelişmesini hızlandırmıştır. İnternet erişiminin yaygınlaşmasıyla birlikte, Türk tüketicileri televizyon ve radyo gibi geleneksel medya kanallarının yanı sıra çevrimiçi içeriklere erişim imkanına kavuşmuştur. Bu dönemde, video paylaşım platformları ve çevrimiçi dizi izleme siteleri popülerlik kazanmaya başlamıştır. Türkiye'deki dijital platformlar arasında yerel yapımların ortaya çıkması bu dijital platformların gelişmesini hızlandırmıştır. Uygulama tabanlı video hizmetleri, yerel film ve dizi yapımcılarının dijital platformlarda içerik üretmeye başlamasıyla birlikte daha da hız kazanmıştır. Bu platformlar, Türk izleyicilere özgün ve yerel içerikler sunarak kendi izleyici kitlesini oluşturmaya başlamıştır. Türkiye'de dijital platformların gelişiminde uluslararası dijital platformların rolü büyük olmuştur. Netflix, Amazon Prime Video, Disney Plus gibi küresel dijital platformlar, Türk pazarında da etkinlik göstererek yerel rekabeti arttırdığı görülmektedir. Dijital platformların, Türkiye'de medya sektörünün içerik üretim dinamiklerini değiştirmeye devam edeceği öngörülmektedir. Dijital platformların yükselişi, Türk izleyicilerin medya tüketim alışkanlıklarını da etkilemektedir. İzleyiciler, istedikleri içeriğe her an erişebilme ve kişiselleştirilmiş deneyimler yaşama avantajlarından dolayı dijital platformlara yönelmeye başlamıştır. Türkiye'de dijital platformların ortaya çıkması ve gelişmesi, medya sektöründe köklü bir değişimi beraberinde getirmiştir. İnternetin gücüyle birleşen bu platformlar, izleyici kitlesini genişletirken aynı zamanda içerik üreticilerine yeni fırsatlar sunmuştur. Türk medya sektörünün, dijitalleşme sürecindeki bu dinamik değişimle beraber geleceğe hazırlanması beklenmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte, dünya genelinde kamu yayıncılığı yapan dijital platformlar, kültürel etkileşim ve ulusal kimlik konularında benzersiz stratejiler geliştirmektedir. İngiltere, Avustralya, Japonya ve Fransa gibi ülkeler kamu yayıncılığını dijital platformlara taşıyarak yayıncılıklarını genişletmiştir. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), dijitalleşme çağına uyum sağlayarak kendi dijital platformunu oluşturmuştur. TRT Tabii’nin, geleneksel medyanın yanı sıra dijital ortamda da izleyicilere ulaşmayı hedefleyerek Türkiye'deki dijitalleşme sürecine kamusal bir boyut katması beklenmektedir. Bundan yola çıkarak, bu çalışmada Türkiye’deki dijital platformlar ve bunların arasında TRT Tabii’nin konumunun analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada, TRT Tabii dijital platformunun İngiltere, Avustralya, Japonya ve Fransa gibi ülkelerin kamu yayıncılığı yapan kuruluşlarının dijital platformları arasındaki konumunu literatür tarama yöntemiyle ortaya çıkarmayı amaçlanmaktadır.Yayın Ortodoks kiliselerde kültürel mirasın dijital belgelenmesinde paydaş katılımının önemi üzerine bir değerlendirme(Atatürk Üniversitesi, 2024-09-27) Kaya, Güldehen; Şarlak, Evangelia; Bektaş, Gülce ZeynepKültürel mirasa konu olan varlıkların dijital olarak kaydedilmesi, geçmişe ait bilgilerin eksilmeden günümüze taşınarak korunmasını, yaşayan mirasın şimdi ve gelecekte başvurulması için kalıcı ve dinamik bir dijital envanter oluşturulmasını, varlıkların bilgi ve değerinin anlaşılmasını sağlayarak toplumla paylaşılmasını ve kültürlerarası iletişimin güçlendirilmesini mümkün kılan önemli bir süreçtir. Kültürel varlıkların ilgili paydaşlarının doğru ve eksiksiz bir şekilde belirlenmesi, belgelenme ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve bu süreçte dijital belgelemenin ötesinde karar verme ve uygulama aşamalarında paydaşların dahil edilmesi, projelerin başarıya ulaşmasında kritik öneme sahiptir. Bir Erasmus+ Projesi olan Narrate kapsamındaki araştırmayı konu alan Türkiye’deki Ortodoks kilise varlıklarının, müzelerdeki gibi işlevselliğini yitirmiş ve artık aktif olarak kullanılmayan donmuş objeler yerine, halen aynı değer ve bağlamda kullanılmakta olduklarını, geleneklerin ifadesi olarak ve rituellerin sembolik ve kutsal değerini taşıyan ve yerin ruhunu en iyi temsil eden yaşayan kültürel miras olarak tanımlamak gerekir. Bu nedenledir ki, bu varlıklara atfedilen tüm değerlerinin sahipleri/koruyucuları ve kullanıcıları olan Rum Ortodoks kiliselerinin tüm paydaşlarının, belgeleme ihtiyaçlarının belirlenmesi ve sonrasında planlamanın her aşamasına katılması elzemdir. Bu yaklaşım, çokkültürlülüğün getirdiği zenginlik ve kültürlerarası, dinler arası diyaloğun gelişmesini destekleyen bilgiye, saygıya, katılımcılığa ve anlayışa dayalı önemli bir diyalog alanı oluşturacaktır.Yayın Akıllı ofislerde mahremiyet kavramının iç mekân tasarımı üzerinden okunması(Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 2025-10) Güneş, Beyza; Yolcu, Fatma ZişanDijitalleşme ile yakın geçmişten günümüze çalışma mekân kurgusu dönüşüme uğramış; akıllı sistemlerle donatılmış ofisler, verimlilik, konfor ve sürdürülebilirlik açısından kullanıcılara yeni standartlar sunmaya başlamıştır. Bu dönüşüm, kullanıcıların mahremiyet algısını sosyolojik ya da hukuki bir konu olmaktan çıkarmış, mekânsal bir çözümleme konusu olarak da tartışılan bir konu haline getirmiştir. Bu bağlamda, kullanıcıların kişisel mahremiyet gereksinmelerini karşılayan mekânsal düzenlemeler akıllı ofislerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma dijitalleşmiş akıllı ofislerde, kullanıcı mahremiyetinin hangi mekânsal düzenlemelerle desteklendiğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, dijital mahremiyetin iç mekân tasarımındaki temsil biçimlerini, örneklem alan olarak seçilen uluslararası platformlarda ödüllendirilmiş 5 akıllı ofis üzerinden ele alınmıştır. Seçilen projelerin; mimari planları, iç mekân görselleri ve literatür taramasından elde edilen kuramsal bilgileri ışığında, kişisel mahremiyetin mekânsal temsili görsel mekânsal analiz yöntemiyle irdelenmiştir. Dijitalleşmiş çalışma ortamlarında kullanıcı mahremiyetinin hangi iç mekân tasarım kararlarıyla sağlandığı; mekân planlaması, donatı yerleşimi ile malzeme ve renk kullanımıyla nasıl çözümlemeler yapıldığı değerlendirilmiştir. Çalışma bulguları, akıllı ofislerde iç mekân tasarımında kullanıcı mahremiyetinin sağlanmasına yönelik, sabit ya da hareketli bölücülerle ve donatıların konumlandırılmasıyla mekânsal zonlama yapıldığını göstermektedir. Bununla birlikte iç mekânda renk (koyu ve doygun tonlar) ve malzeme seçimleri (cam, ahşap, keçe vb.) kullanıcıların fiziksel, görsel, işitsel (akustik) ve dijital mahremiyetini sağlamaya yöneliktir. Bu tasarım parametrelerinin doğru kullanımı, akıllı ofislerde kullanıcıların farklı mahremiyet gereksinimlerine yanıt veren çok katmanlı bir mekân kurgusu oluşturduğunu göstermektedir.












