Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 15
  • Yayın
    Ergenlerde akılcı olmayan inançlar ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide duygu düzenleme becerilerinin aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2020-05-20) Kodak, Duygu; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın amacı ergenlerde akılcı olmayan inançlar ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide duygu düzenleme becerilerinin aracı etkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışmadaki katılımcılar lise öğrencisi olan ergenlerden oluşmaktadır. Buna göre, araştırmanın evrenini 9. sınıf ile 12. Sınıflar arasındaki ergen öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Küçükçekmece ilinde özel lise, devlet anadolu lisesi ve meslek lisesi olmak üzere 3 okuldan toplam 312 öğrenci ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında veriler Demografik Bilgi Formu, Ergenler İçin Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme ölçekleri aracılığıyla toplanmış ve SPSS 22 programına girilerek kodlanmıştır. Araştırmadan elde edilen temel bulgu sonucunda ergenlerde akılcı olmayan inançların sosyal kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde duygu düzenleme becerilerinin kısmi aracı etkisinin anlamlı olduğu ortaya konmuştur. Akılcı olmayan inançların sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir. Akılcı olmayan inançların duygu düzenleme becerileri üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir. Duygu düzenleme becerilerinin sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir.
  • Yayın
    Geç ergenlik dönemindeki bireylerde ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-18) Ülkümen, İpek; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırma, son ergenlik dönemindeki bireylerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve alt ölçeklerinin aracı etki rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın örneklemi 18-21 yaş aralığındaki 537 ergen katılımcıdan oluşurken, katılımcılardan elde edilen veriler Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu ve Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmanın temel hipotezlerini analiz etmek ise basit regresyon ve çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, hem annenin (?= -,072, B= -,024, SS= ,014, p=0,86) hem de babanın (?= -,061, B=-,019, SS= ,013, p=0,14) duygusal erişilebilirliği puanları ile oyun bağımlılığı puanları arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracı etkisi bulunmuştur. Aynı zamanda, duygu düzenleme güçlüğünün farkındalık (B= -,040, SS= ,015, p=0,007), netlik (B= -,045, SS= ,015, p=0,002), kabul (B= -,041, SS= ,015, p=0,005), dürtü kontrolü (B= -,039, SS= ,015, p=0,007); amaçlar (B= -,056, SS= ,015, p=0,000), stratejiler (B= -,033, SS= ,014, p=0,025) alt ölçeklerinin oyun bağımlılığı ile annenin duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide kısmi aracılık ettiği bulunmuştur. Buna ek olarak, farkındalık (B= -,037, SS= ,014, p=0,006), netlik (B= -,034, SS= ,014, p=0,012), kabul (B= -,034, SS= ,014, p=0,014), dürtü (B= -,031, SS= ,013, p=0,009), amaçlar (B= -,035, SS= ,013, p=0,009), stratejiler (B= -,027, SS= ,014, p=0,047) alt ölçeklerinin oyun bağımlılığı ile babanın duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide kısmi aracı rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, araştırma ebeveynlerin duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı ilişkisinin duygu düzenleme güçlükleri aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveyn rolünün önemi ortaya koyarak oyun bağımlılığı ile ilişkili tedavi ve önleyici müdahale planlarına katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    Çocukluk çağı travmalarının dissosiyatif yaşantılar ile ilişkisi: zaman perspektifi ve duygu düzenlemenin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Karan, Aslı; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı klinik olmayan bir örneklemde çocukluk çağı travmaları ile dissosiyatif yaşantılar arasındaki ilişkide zaman perspektifi ve duygu düzenlemenin sıralı aracı rolünü araştırmaktır. Örneklem: Araştırmaya yaşları 18 ve 57 arasında değişen, yaş ortalaması 32.82±7.84 olan 223 kadın ve 171 erkek olmak üzere toplam 389 kişi katılmıştır. Örneklemin büyük çoğunluğunu lise ve üniversite mezunu (%69.7), çalışan (%74.3) ve evli olmayan (%56.3) katılımcılar oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Sosyodemografik Bilgi Formu, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES-II), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri (ZZPE) ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hayes’in Yöntemi ile SPSS Process eklentisindeki Seri Çoklu Aracı Değişken Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda örneklemin demografik özelliklerine göre dissosiyatif yaşantıların evli olmayanlarda, çalışmayanlarda ve gençlerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınlarda cinsel istismar, erkeklerde fiziksel ihmal öyküsünün daha fazla olduğu ve evli olmayanlarda travma düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kadınların erkeklere göre daha gelecek odaklı oldukları, evli olanlarda zaman perspektifinin daha dengeli olduğu ve çalışmayanlarda geçmiş olumsuz perspektifin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş arttıkça şimdi hazcı ve geçmiş olumsuz perspektif azalmaktadır. Evli olmayanlarda, çalışmayanlarda ve gençlerde duygu düzenleme güçlüğünün daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada çoklu travmaya maruz kalanlarda dissosiyatif yaşantıların daha fazla olduğu görülmüştür. Son olarak, çocukluk çağı travmaları ile dissosiyatif yaşantılar arasındaki ilişkide geçmiş olumsuz ve şimdi kaderci zaman perspektifi ile duygu düzenleme güçlüğünün sıralı aracı rolü olduğu ortaya konmuştur. Sonuç: Çocukluk çağı travmaları yetişkinlikte yaşanan dissosiyatif yaşantılar ile ilişkilidir ve bu ilişkide kişinin geçmiş zamanda sıkışıp şimdide kaderci yaklaşımı benimsemesi ile duygu düzenlemede güçlük yaşanmasının etkisi bulunmaktadır.
  • Yayın
    Duygu düzenleme stratejileri ve sürücü öfke ifadeleri: cinsiyetin düzenleyici rolü
    (Sanat ve Dil Araştırmaları Enstitüsü, 2020-06-10) Güngör, Atakan; Tütenkan, Mert; Solmazer, Gaye; Tekeş, Burcu
    Bu çalışmanın amacı duygu düzenleme stratejilerinden bilişsel yeniden değerlendirme ve bastırmanın sürücü öfke ifadeleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Ayrıca, bu ilişkilerde cinsiyetin düzenleyici rolü de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini ehliyet sahibi ve en az bir yıldır aktif olarak araç kullanan, 18-63 yaş aralığında bulunan, 325 (132 kadın, 193 erkek) katılımcı oluşturmuştur. Çalışmada, Duygu Düzenleme Anketi (DDA) ve Sürücü Öfke İfadesi Envanteri (SÖİE) kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, bilişsel yeniden değerlendirmenin uyum sağlayıcı/yapıcı ifade ile pozitif yönde ilişkili olduğu, bastırmanın ise bu ifade ile negatif yönde ilişkili olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Bilişsel yeniden değerlendirme ile öfke ifade indeksi (sözle, bedenle, araçla ifade) arasındaki ilişkide cinsiyetin düzenleyici rolü marjinal olarak anlamlıdır. Anlamlı olmamasına rağmen, kadınlarda bilişsel yeniden değerlendirme arttıkça öfke ifade indeksinin azaldığına ilişkin bir eğilim olduğu, erkeklerde ise böyle bir eğilim olmadığı görülmüştür. Ayrıca bastırma ile öfke ifade indeksi arasındaki ilişkide cinsiyetin düzenleyici etkisinin anlamlılık eğilimi vardır. Erkek sürücülerde bastırmanın öfke ifade indeksiyle (sözle, bedenle, araçla ifade) pozitif yönde ilişkili olduğu fakat kadınlarda böyle bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Araştırmanın güçlü yönleri, sınırlılıkları ve katkıları ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.
  • Yayın
    Annelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki
    (Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde annenin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini 48-72 aylık çocuk sahibi anneler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 659 katılımcının araştırma verileri analiz sürecine dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği’dir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı etkisi basit ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, annenin psikolojik dayanıklılığının (β=0,279; p<0.01) ve destekleyici duygu sosyalleştirme stratejilerinin (β=0,220; p<0.01) çocuktaki duygu düzenleme becerisini pozitif yönde; destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejilerinin ise çocuktaki duygu düzenleme becerisini negatif yönde (β=-0,260; p<0.01) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Buna göre, annenin psikolojik dayanıklılık düzeyi ve çocuğun olumsuz duygularına karşı destekleyici tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi artmakta; çocuğun olumsuz duyguları karşısında destekleyici olmayan tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi azalmaktadır. Araştırma sonuçları ebeveynin çocuğun duygusal gelişimine etkisini ortaya koyan nitelikte olduğundan bulguların duygu düzenleme becerilerinin gelişimine dair hazırlanacak programlar ve klinik ortamda eşzamanlı olarak ebeveynler ile gerçekleştirilecek psikoeğitimler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Ebeveyn tutumlarının çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Yaman, Betül; Yorbik, Özgür; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarında ebeveyn tutumları ile çocukların duygu düzenleme becerileri ve mizaç özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini T.C. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve resmi kreş ve anaokullarında eğitim gören 4 ve 5 ya?ındaki 102 (47 kız, 55 erkek) çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak ailenin demografik özellikleri hakkında bilgi almak için araştırmacı tarafından oluşturulan ''Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu'', ebeveyn tutumlarını ölçmek için ''Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ)'', çocukların mizaç özelliklerini ölçmek için ''Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği (ÇKMÖ)'' ve çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek için ''Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ)'' kullanılmıştır. Ebeveyn tutumlarının, çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemek için basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. BULGULAR: Bu araştırmada demokratik ve otoriter ebeveyn tutumu ile ''değişkenlik/olumsuzluk'' altölçeği arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir (sırasıyla r2=.21, ?=.24, p<.05; r2=.21, ?=.41, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumu ile ''duygu düzenleme'' altölçeği arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (r2=.22, ?=.44, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumunun, çocuklarda sıcakkanlılık mizaç özelliğinin anlamlı yordayıcısı olduğu bulunmuştur (r2=.11, ?=.28, p<.05). Değişkenler arasında anlamlı olduğu görülen başka bir ilişki bulunmamıştır . SONUÇ: Bu araştırma, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde, demokratik ebeveyn tutumunun olumlu, otoriter ebeveyn tutumunun ise olumsuz etkisinin olduğunu düşündürmektedir. Bu sonuç, çocuğun gelişim özelliklerine göre esnek tutumlar içinde olabilen, sınır koyma becerisini yeterli düzeyde tutabilen ebeveyn tutumlarının önemini göstermektedir.
  • Yayın
    Annelerin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü
    (Galenos Publishing House, 2024-03) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Ülkümen, İpek
    Amaç: Bu araştırma, 48-72 aylık çocuklara sahip annelerin psikolojik dayanıklılık puanları ile duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, bazı sosyodemografik değişkenler kontrol edikten sonra çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kartopu ve kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan, 48-72 aylık çocuğu olan 659 anne ile yapılan araştırmada veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başa Çıkma Ölçeği ve Erişkin Yılmazlık Ölçeği aracılığıyla gönüllülük esasına göre çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayanan kesitsel bir çalışmadır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, annelerin psikolojik dayanıklılık puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,279; p<0,01); annelerin destekleyici duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,220; p<0,01); annelerin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini negatif yönde anlamlı düzeyde (?=-0,260; p<0,01) yordamaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarında ise çocuk cinsiyeti ve ailedeki çocuk sayısı sosyodemografik değişkenleri kontrol edildikten sonra, annenin psikolojik dayanıklılığı, destekleyici ve destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, duygu düzenleme puanlarının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Bu bulgular annenin psikolojik dayanıklılığının ve annelerin kullandıkları duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki önemini göstermektedir. Dolayısıyla çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik terapötik müdahale ve programlara annelerin de dahil edilmesinin terapi verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda araştırma bulgularının, ebeveynin psikolojik dayanıklılığı ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak literatüre ışık tutacağına inanılmaktadır.
  • Yayın
    Annenin hastalık kaygısı ile çocuğun hastalık kaygısı arasındaki ilişkide çocuğun duygu düzenleme becerisinin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2024-02-02) Ünlü, Beyza; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırma, annenin hastalık kaygısı ile çocuğun hastalık kaygısı arasındaki ilişkide çocuğun duygu düzenleme becerisinin aracılık etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca; anne hastalık kaygısının, çocuk hastalık kaygısının, çocuğun kullandığı duygu düzenleme stratejilerinden bilişsel yeniden değerlendirme ve bastırma stratejilerinin; sosyodemografik özellikler açısından gruplar arası farklılıkları incelenmiştir. Araştırma, 10-15 yaş arasındaki 229 çocuk ve çocukların anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan anneler, sosyodemografik bilgi formunu ve Hastalık Davranışını Değerlendirme Ölçeğini (HaDDÖ); çocuklar, Çocukluk Çağı Hastalık Tutum Ölçeğini (ÇÇHTÖ) ve Çocuk ve Ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeğini (ÇEDDÖ) doldurmuştur. Araştırmadan elde edilen verilere göre; anne hastalık kaygısı ile çocuk hastalık kaygısı arasındaki ilişkide çocuğun kullandığı duygu düzenleme stratejilerinden bastırma ve bilişsel yeniden değerlendirme stratejilerinin aracılık etkisinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Anne hastalık kaygısı ile çocuk hastalık kaygısı arasında zayıf düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bilişsel yeniden değerlendirme stratejisi ile bastırma stratejisi arasında zayıf düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Çocuk hastalık kaygısı ile bastırma stratejisi arasında zayıf düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Anne hastalık kaygısının; çocuğun okul başarısına, gelir düzeyine ve annenin eğitim durumuna göre, çocuk hastalık kaygısının; çocuğun cinsiyetine, okul başarısına ve annenin eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Çocuğun bilişsel yeniden değerlendirme stratejisi kullanımının ise çocuğun kardeş sayısına, okul başarısına ve annenin medeni durumuna göre, bastırma stratejisi kullanımının; çocuğun yaşına, sınıfına, gelir düzeyine ve annenin eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Sonuç olarak, çocukların hastalık kaygısının anne hastalık kaygısı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın, Türkiye örnekleminde çocukların hastalık kaygısına yönelik öncü çalışmalardan biri olacağı ve duygu düzenleme stratejilerinin kültürel açıklamalarına katkı sunacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Kişilerarası duygu düzenlemenin ve algılanan romantik ilişki kalitesinin psikolojik sıkıntı üzerindeki etkisi
    (Manisa Celal Bayar Üniversitesi, 2025-03-26) Yılmaz, Simay; Yazıcı, Sena; Akçinar, Berna
    Mevcut çalışmanın amacı, kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinden yatıştırılma alt boyutunun ve algılanan romantik ilişki kalitesinin psikolojik sıkıntı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmaya, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 18-65 yaş arası, romantik ilişki içinde olan 230 yetişkin katılmıştır. Araştırmada “Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği”, “Algılanan Romantik İlişki Kalitesi Ölçeği” ve “Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre yatıştırılma stratejisinin kullanım düzeyi psikolojik sıkıntı düzeyini anlamlı ve pozitif yönde [F(1, 229) = 5.49, ß= .15, p<.05]; algılanan romantik ilişki kalitesi düzeyi psikolojik sıkıntı düzeyini anlamlı ve negatif yönde (F(1, 229) = 14.60, ß= -.25, p<.001) yordamaktadır; yatıştırılma düzeyi, algılanan romantik ilişki kalitesi düzeyini istatistiksel olarak anlamlı şekilde yordamamaktadır [F(1, 229) = 0.55, ß= .05, p = .461]. Aracılık analizi sonuçları, algılanan romantik ilişki kalitesinin yatıştırılma ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık etkisi olmadığını göstermektedir (b= -.0124, SH=.0191, %95 GA[-.0536, .0228]). Çalışmanın bulgularının terapistlere bireylerin duygu düzenleme stratejilerini iyileştirme ve psikolojik sıkıntısını azaltma konusunda yol gösterebileceği düşünülmektedir.
  • Yayın
    Bellek yanlılığı ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2024-01-25) Güngör, Hazal; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Amaç: Bu araştırmanın amacı kişilerin belleğinde yanlı olarak işlemlenen negatif verilerin depresif belirtiler üzerindeki yordayıcı etkisinde duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkisini Yönlendirilmiş Unutma (YU) paradigmasını kullanarak incelemektir. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi 100’ü (%61.7) kadın, 62'si (%38.3) erkek olmak üzere toplam 162 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların yaş aralığı 18-56 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 23.69±5.23 yıldır. Katılımcıların toplam eğitim süre ortalaması 16.10±2.34 yıldır. Madde-metodu Yönlendirilmiş Unutma, katılımcıların kasıtlı unutmalarını pozitif, negatif, nötr kelimeler kullanarak ölçmek için kullanılmıştır. Deney pavlovia.org aracılığıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Tüm katılımcılara Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Duygu Düzenleme Anketi ve Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği formlar.gle aracılığıyla iletilmiştir. Bulgular: Hatırla yönergesi alan kelimeler, unut yönergesi alan kelimelere göre daha fazla hatırlanmıştır. Duygusal değerli kelimeler nötr kelimelere göre daha fazla hatırlanmıştır. Unut yönergesinde negatif kelimeler pozitif ve nötr kelimelere göre daha fazla hatırlanmıştır. Unutulması gereken negatif kelimeler ile depresif belirtiler arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları, duygu düzenlemede bilişsel yeniden değerlendirme stratejisinin kullanımı arttıkça depresif belirtilerinin düzeyi azaldığını saptanmıştır. Bununla beraber, duygu düzenlemede gözlemlenen ruminatif düşüncelerdeki artış, depresif belirti düzeyindeki artışı öngörmektedir. Depresif belirtilerin varyansındaki değişimi en güçlü olarak açıklayan faktörlerin ruminasyon ve bilişsel yeniden değerlendirme olduğu gözlenmiştir. YU puanları ile depresif belirtiler arasında duygu düzenlemenin aracılık etkisi elde edilememiştir. Sonuç: Çalışmamız depresyon bozuklukları geçirmemiş depresif eğilimler gösteren bireylerde bellek yanlılığını ölçerek, depresyonun risk faktörlerini incelemiş ve çalışmamızda duygu düzenlemenin depresif eğilimler üzerinde etkisinin, bellek yanlılıklarından daha güçlü ve tutarlı olduğunu saptamıştır.