Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 9 / 9
  • Yayın
    Yeme tutumlarını yordamada öz anlayış ve yeme farkındalığının rolü
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-14) Yalın, Kübra; Karaköse, Selin; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Son yıllarda yeme bozukluğu tanısında görülen artış ile birlikte, klinik olmayan örneklemde de yeme tutumları sıklıkla araştırılmaya başlanmıştır. Yeme farkındalığı, yeme tutumlarını yordayıcı bir faktör olarak bilinirken, alan yazına yeni kazandırılmış bir kavram olan öz anlayışın yeme farkındalığı ve yeme tutumları ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, öz anlayış ve yeme farkındalığının yeme tutumlarını yordayıcı rolünü diyetisyene giden ve gitmeyen kadınlarda araştırmaktır. Çalışmanın örneklemini, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden, 18-59 yaş arasından (Ort.=31.65, SS= 9.31) olan, 230 diyetisyene giden (%52.9) ve 205 diyetisyene gitmeyen (%47.1) 435 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu dışında, Yeme Tutum Testi (YTT-26), Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ-30), Öz Anlayış Ölçeği (ÖZAN) ve Yeme Tutum Testi (YTT-26) ile oluşturulmuş anket bataryası online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik değişkenlerin, yeme tutumlarıyla ilişkisinin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), araştırmanın hipotezlerini test etmek için ise hiyerarşik regresyon analizi IBM SPSS 22.0 programı ile yürütülmüştür. Bulgulara göre, yeme tutumlarını yordamada, öz anlayış ve yeme farkındalığın rolünün diyetisyene giden ve gitmeyen bireylerde farklılaştığı, kilo vermek için diyetisyene giden kadınlarda yeme farkındalığı ve öz yargılamanın yeme tutumlarını yordarken, diyetisyene gitmeyen kadınlarda yeme farkındalığı ve öz anlayışın yordayıcı rolü olmadığı bulunmuştur. Örneklem gruplarında görülen bu fark, yeme tutumlarında, risk grubu ile genel popülasyon arasında farklı yordayıcıların olduğuna dikkat çekerek, yeme bozukluğunu önlemede bu yordayıcıların araştırılmasının önemini vurgulamaktadır.
  • Yayın
    Sınır kişilik bozukluğu ve yeme tutumları arasındaki ilişkide dürtüselliğin rolü
    (Işık Üniversitesi, 2017-08-07) Türker, Semra Eyşan; Balkır Neftçi, Nazlı; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Sınır kişilik bozukluğu ile dürtüsellik arasında pozitif bir ilişki bulunmakla birlikte (Chapman ve ark., 2010), bu kişilik bozukluğunda yeme tutumlarının da olumsuz yönde etkilendiği saptanmıştır (Swann ve ark., 2013). Bununla birlikte,dürtüsellik ve yeme tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran araştırmalara da rastlanmaktadır (Hudson ve ark., 2007). Literatürde yer alan bulgulardan yola çıkarak, bu araştırmada sınır kişilik özellikleri ile yeme tutumları arasındaki ilişkide dürtüselliğin aracı rolü incelenmiştir. Yöntem: 150 kadın üniversite öğrencisi araştırmada yer almıştır. Değişkenleri ölçümlemek için; Kısa Semptom Envanteri, Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Borderline Kişilik Envanteri ve Yeme Tutumu Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Sınır kişilik özellikleri ile olumsuz yeme tutumları anlamlı bir pozitif ilişki bulundu. Buna ek olarak, sınırda kişilik özellikleri ve dürtüsellik arasında da anlamlı bir pozitif ilişki saptandı. Bununla birlikte sonuçlarımız dürtüselliğin sınırda kişilik özellikleri ile yeme tutumları arasındaki ilişkide arabuluculuk rolünü desteklememektedir. Yani, sınır kişilik özellikleri kontrol edildiğinde, dürstüsellik yeme tutumlarını anlamlı bir şekilde öngörmemiştir. Sonuç: Dürtüsellik, yeme alışkanlıkları ve sınır kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler psikoterapötik müdahalelerle ilişkili olarak tartışılmıştır. Mevcut bulgulara dayanarak gelecekteki çalışmalar için yararlı olabilecek öneriler yapılmıştır.
  • Yayın
    Beliren yetişkinlik döneminde yeme tutumları, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü ve beden kitle indeksinin depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-11) Cevizci, Pınar; Akyunus, Miray; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmada, Koronavirüs (Covid-19) pandemisi sürecinde beliren yetişkinlikte beden kitle indeksi, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü, riskli yeme tutumları ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 18-25 yaş arası (M= 20.93, SS= 2.10) 371 katılımcıdan (144 erkek, 227 kadın) oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Formu (EKRÖ/K), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Yeme Tutum Testi Kısa Formu (YTT-26) ve Beck Depresyon Envanteri (BDE)’dir. Depresif belirtilerin ve riskli yeme tutumlarının yordayıcılarını incelemek için iki bağımsız hiyerarşik çoklu regresyon modeli test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, algılanan anne reddi ve genel duygu düzenlemede güçlüğün depresif belirtilerin anlamlı yordayıcıları olduğu, beden kitle indeksi, cinsiyet ve duygu düzenleme güçlüğünün riskli yeme tutumunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada ayrıca basit bir aracılık modeli test edilmiş ve riskli yeme tutumları ile depresif belirtiler arasındaki ilişkiye duygu düzenlemedeki güçlüğün aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmanın bulguları literatür doğrultusunda tartışılmış ve klinik çıkarımları değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Çocukluk çağı travmaları ile mükemmeliyetçilik, ortorektik belirtiler ve yeme tutumu arasındaki ilişki
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-19) Yıldız, Kıymet; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağında yaşanmış olan travmalar ile erişkinlikteki mükemmeliyetçilik eğiliminin, ortorektik belirtilerin ve yeme tutumunun birbiriyle ve tüm değişkenlerin sosyodemografik özellikler ile olan ilişkisini incelemektir. Yöntem: Bu araştırma www.docs.google.com bağlantısı yoluyla herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan erişkin yaştaki 180’i kadın ve 200’ü erkek olmak üzere toplam 380 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında veri toplama araçları olarak sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmalar Ölçeği (ÇÇTÖ), ORTO-11 Testi, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBMÖ) ve Yeme Tutumu Testi (YTT) kullanılmıştır. Analizler sonucunda örneklemin FÇBMÖ ve ORTO-11 testi puanlarının normal dağılım; ÇÇTÖ ve YTT toplam puanlarının normal olmayan dağılım gösterdiği bulunmuştur. Örneklemin yaş ortalaması 25.82±7.31 ve yaş aralığı 18 ile 57’dir. Bulgular: Araştırmanın örnekleminin çoğunluğunu eğitim düzeyi üniversite ve üzeri (%87.1), bekar (%87.9) ve gelir düzeyi orta (%63.9) olan bireyler oluşturmuştur. Katılımcıların ORTO-11 ve YTT puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken; FÇBMÖ ile negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Örneklemin ÇÇTÖ toplam puanları ile FÇBMÖ alt boyutlarından hata yapma endişesi, ailesel eleştiri ve yaptığından emin olamama puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Sonuç: Araştırmanın bulgularına göre, örneklemin çocukluk çağı travma düzeyleri arttıkça mükemmeliyetçilik alt boyutlarından hata yapma endişesi, ailesel eleştiri ve yaptığından emin olamama düzeyleri de artmaktadır. Çocukluk çağı travma düzeyleri ve ortorektik belirti düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Örneklemimizde ortorektik belirti düzeyleri arttıkça yeme tutumunda bozulmalar artmakta ve mükemmeliyetçilik düzeyleri azalmaktadır.
  • Yayın
    Obez bireylerde yeme tutumu,algılanan sosyal destek ile psikopatolojilerinin değerlendirilmesi ve motivasyonel süreç yönünden ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2018-01-10) Özkoca, Öznur; Saatçioğlu, İbrahim Ömer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmada obezite kliniğine ilk kez başvuran kişiler ile tedavinin altıncı ayındaki hastaların psikopatoloji, yeme tutumları, tedavi motivasyonları ve algılanan sosyal destekleri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: 18 yaş ve üzeri olup obezite tedavisi için kliniğe başvuran bireyler arasından seçilen 130 ilk başvuru, 130 tedavide altıncı ayında olmak üzere toplam 260 kişiye anket uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmanın genel sonuçlarına göre, tedavisinin altıncı ayındaki katılımcıların genel belirti ortalamalarının ve paranoid düşünce puanlarının, ilk kez kliniğe başvuranlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.Bununla birlikte, yeme tutum puanlarının tedavinin altıncı ayındaki katılımcılarda ilk kez kliniğe başvuranlara oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Tedavinin altıncı ayındaki katılımcıların obezite değişim evreleri ölçeğinin yemek, kilo ve diyet boyutundan ve kişisel ve duygusal boyuttan aldığı puanların ilk kez obezite kliniğine başvuran kişilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Diğer bir ifade ile, obezite tedavisine devam eden hastalarda tedavi süresi ile birlikte, tedavi motivasyonu da yükselmektedir. Tedavi motivasyonlarında olduğu gibi, tedavinin altıncı ayındaki katılımcıların algıladığı sosyal desteğin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Katılımcılar arasındaki algılanan sosyal desteği farklılaştıran aile tarafından algılanan sosyal destektir. Sonuç: Obezite kliniğinde tedaviye devam etme durumunun psikopatoloji, yeme tutumları, tedavi motivasyonları ve sosyal destek algısı üzerinde etkileri olduğu belirlenmiştir.
  • Yayın
    Profesyonel dansçı olan ve olmayan bireylerde bağlanma stilleri, sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-02-22) Çelik, İlayda; Deveci, Ezgi; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın amacı bağlanma stilleri, sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları arasındaki ilişkilerin yeme bozuklukları açısından risk grubu olarak görülen profesyonel dansçı grubu ve dansçı olmayan karşılaştırma grubunda incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 18-79 yaş arası toplam 383 katılımcıdan oluşmaktadır (159 profesyonel dansçı grubu katılımcısı ve 224 profesyonel dansçı olmayan karşılaştırma grubu katılımcısı). Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, YTT-26 ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği katılımcılara online olarak iletilmiştir. Hipotezleri test edebilmek adına bağımsız örneklem t-test analizi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve aracı etki analizi (Process Macro Model 4) kullanılmıştır. Yürütülen analizlerin sonuçlarına göre, profesyonel dansçıların yeme tutumları dansçı olmayan karşılaştırma grubunun yeme tutumlarına kıyasla daha fazla bozulma göstermektedir ve profesyonel dansçıların Beden Kitle İndeksi (BKİ) dansçı olmayan grubun BKİ değerinden anlamlı derecede düşüktür. Hem profesyonel dansçı grubu için hem de dansçı olmayan karşılaştırma grubu için güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ve sosyal görünüş kaygısı değişkenleri, yeme tutumları ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Kaygılı bağlanma stili ve sosyal görünüş kaygısı değişkenlerinin yeme tutumlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Her iki grup için de kaygılı bağlanma stili ile yeme tutumları arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısı değişkeni aracı rolü oynamaktadır ancak kaçıngan bağlanma stili ile yeme tutumları arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısı profesyonel dansçı grubunda aracı etkiye sahipken dansçı olmayan karşılaştırma grubunda aracı etkiye sahip değildir. Sonuçlar göstermiştir ki, profesyonel dansçı grubu yeme tutumlarındaki bozulmalar açısından daha fazla risk altındadır ve güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ile sosyal görünüş kaygısı bozulmuş yeme tutumlarına katkı sağlamaktadır.
  • Yayın
    Yeme tutumlarını yordamada öz anlayış ve yeme farkındalığının rolü: karşılaştırmalı bir çalışma
    (Cyprus Mental Health Institute, 2022-06-07) Yalın, Kübra; Karaköse, Selin
    Son yıllarda yeme bozukluğu tanısında görülen artış ile birlikte, klinik olmayan örneklemde de yeme tutumları sıklıkla araştırılmaya başlanmıştır. Yeme farkındalığı, yeme tutumlarını yordayıcı bir faktör olarak bilinirken, alan yazına yeni kazandırılmış bir kavram olan öz anlayışın yeme farkındalığı ve yeme tutumları ile yakından ilişkili olduğu bilinse de bu değişkenleri bir arada inceleyen bir çalışma henüz alan yazında yer almamaktadır. Bu çalışmanın amacı, öz anlayış ve yeme farkındalığının yeme tutumlarını yordayıcı rolünü diyetisyene giden ve gitmeyen kadınlarda araştırmaktır. Çalışmanın örneklemini, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 18-59 yaş arası (Ort.=31.65, SS=9.31), kilo vermek için diyetisyene giden 230 (%52.9) ve 205 diyetisyene gitmeyen (%47.1) toplam 435 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu dışında, Yeme Tutum Testi (YTT-26), Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ-30), Öz Anlayış Ölçeği (ÖZAN) ve Yeme Tutum Testi (YTT-26) ile oluşturulmuş anket bataryası online olarak sunulmuştur. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, yeme tutumlarını yordamada, öz anlayış ve yeme farkındalığın rolünün diyetisyene giden ve gitmeyen bireylerde farklılaştığı, kilo vermek için diyetisyene giden kadınlarda yeme farkındalığı ve öz yargılamanın yeme tutumlarını yordarken, diyetisyene gitmeyen kadınlarda yeme farkındalığı ve öz anlayışın yordayıcı rolü olmadığı bulunmuştur. Örneklem gruplarında görülen bu fark, yeme tutumlarında, risk grubu ile genel örneklem grubu arasında farklı yordayıcıların olduğuna dikkat çekerek, yeme bozukluğunu önlemede bu yordayıcıların araştırılmasının önemini vurgulamaktadır.
  • Yayın
    Algılanan anne tutumları, duygu düzenleme stratejileri ve erken dönem uyumsuz şemaların yeme tutumu üzerindeki yordayıcı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Ayar, Nilüfer; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmada; algılanan anne tutumları, duygu düzenleme güçlükleri ve erken dönem uyumsuz şemaların; yeme tutumu üzerinde yordayıcı bir rolünün olup olmadığını incelenmek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 19-40 yaş aralığındaki 327 kadın oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyo-demografik Bilgi Formu’nun yanı sıra anneden algılanan ebeveynlik tutumlarını değerlendirmek için Young Ebeveynlik Ölçeği-Anne Formu (YEBÖ-A),duygu düzenleme sürecinde yaşanan güçlükleri değerlendirmek için Duygu Düzenleme Güçlükleri Ölçeği (DDGÖ-16), erken dönem uyumsuz şemaları tespit etmek için Young Şema Ölçeği-Kısa Form 3 (YŞÖ- KF3) ve yeme tutumundaki bozulmaları değerlendirmek için Yeme Tutum Testi (YTT-26) kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular; algılanan anne tutumları, duygu düzenleme güçlükleri ve erken dönem uyumsuz şemaların; yeme tutumu üzerinde yordayıcı bir rolünün olduğunu göstermiştir. Araştırma kapsamında kullanılan tüm ölçeklerin alt boyutları ile yeme tutumundaki bozulma arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anneden algılanan küçümseyici/kusur bulucu ve sömürücü/istismar edici tutum ve davranışlar; ve yüksek standartlar şema alanı yeme tutumundaki bozulmalar üzerinde yordayıcı bir etkiye sahiptir. Ayrıca bedensel görünüşten memnuniyet, diyetisyen başvurusu, psikiyatrik tanının olup olmaması, kilo algısı ve beden kitle indeksi gibi sosyodemografik veriler de yeme tutumları ile ilişkili bulunmuştur.
  • Yayın
    Ortoreksiya nervosa eğilimi ve dikkat yanlılıkları arasındaki ilişkide obsesif-kompulsif belirtilerin düzenleyici ve yeme tutumunun aracı rolü: bir göz izleme çalışması
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-24) Okandan, Buse; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Ortoreksiya Nervoza (ON), sağlıklı beslenmeye yönelik aşırı ilgi ve katı tutumlarla karakterize edilen, henüz tanı kılavuzlarında yer almayan fakat klinik ilgiyi giderek daha fazla üzerine çeken bir yapıdır. ON’nin yeme bozuklukları (YB) ve obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ile gösterdiği benzerlikler, bu yapının nasıl kategorize edilmesi gerektiği konusunda süregelen tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu doğrultuda, ON’nin yalnızca davranışsal özelliklerinin değil, aynı zamanda bilişsel süreçlerle olan ilişkilerinin de incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma, ON eğilimi ile dikkat yanlılığı arasındaki ilişkiyi, yeme tutumu ve obsesif-kompulsif belirtiler bağlamında deneysel bir yöntem olan göz izleme tekniği ile araştırmayı amaçlamıştır. Çalışma iki aşamadan oluşmuştur. Tarama aşamasına, klinik tanısı bulunmayan 347 sağlıklı yetişkin katılmış; bu aşamada ORTO-11, Yeme Tutum Testi Kısa Formu (YTT-26) ve Maudsley Obsesif-Kompulsif Soru Listesi (MOKSL) katılımcılara uygulanmıştır. Deneysel aşamada ise ON eğilimi yüksek (n=17) ve düşük (n=17) bireylerden oluşan iki grup oluşturulmuştur. Katılımcılara daha önce ön çalışması gerçekleştirilerek seçilen sağlıklı, sağlıksız yiyecek ve nötr nesnelerden oluşan 30 çift görsel gösterilmiş ve her bir çift için 8 saniyelik süre boyunca göz hareketleri kaydedilmiştir. Dikkat yanlılığı dört bileşen üzerinden değerlendirilmiştir: ilk bakış yönü/süresi, toplam bakış süresi, toplam bakış sayısı ve ilgi alanları arası geçiş sayısı. Hayes’in PROCESS Model 5 analizi kullanılarak, ortorektik eğilim ile dikkat yanlılığı arasındaki ilişkide yeme tutumunun aracı, obsesif-kompulsif belirtilerin ise düzenleyici etkisi test edilmiştir. Tarama aşaması için yapılan analizler ışığında deney aşamasından elde edilen bulgular, ortorektik eğilimlerin yeme tutumlarını tüm dikkat yanlılığı parametrelerinde anlamlı ve negatif biçimde yordadığını göstermiştir. Ancak bu ilişkinin aracılık ve düzenleyicilik üzerindeki etkisi dikkat parametrelerine ve uyaranın türüne göre farklılık göstermiştir. İlk bakış yönü ve süresinde anlamlı bir etki saptanmamış; toplam bakış süresi ve sayısında ise grup farkı olmaksızın bazı uyaran türlerinde dikkat kaçınmasına işaret eden örüntüler ortaya çıkmıştır. İlgi alanları arası geçiş sayısı ise anlamlı bir etki göstermemiştir. Sonuç olarak bu tez çalışması, ON’nin yalnızca yeme tutumlarını değil, aynı zamanda dikkat süreçlerini ve psikopatolojik yapılarla olan ilişkisini de etkileyebilecek bilişsel bir yapı olduğunu ortaya koymakta ve alandaki teorik tartışmalara katkı sunmaktadır.