Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 10
  • Yayın
    Teknolojinin konut mekan tasarımına etkisi ve akıllı evler; İstanbul örneği
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-10) Akyazıcı, Benazir; Süyük Makaklı, Elif; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekân düzenlemeleri 1980’li yıllardan günümüze teknolojik gelişmelere paralel olarak toplumun ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre her geçen gün gelişmektedir. Bu çalışmada, tarihsel gelişim sürecinde teknolojinin mekân tasarımına yansımaları, konut mekânı ve ‘akıllı ev’ kavramları üzerinden irdelenmiştir. Çalışma; yerinde inceleme, literatür araştırması ve gözleme dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Mekân tasarımının fonksiyonel, estetik ve konfor koşulları, örnekler üzerinde analiz yapılarak anlatılmıştır. Artan dünya nüfusu ve kentleşme hızına paralel olarak kentlerin önemli unsurlarını oluşturan yüksek akıllı konutlar tüm dünyada güncel çözümler olarak üretilmektedir. İstanbul’da da son yıllar içerisinde kentsel dönüşüm ile yapı stoğu değişerek akıllı ev olma iddiasıyla üretilen yüksek konutlar artmıştır. Araştırılan örnekler, akıllı ev kavramını projelerini tanımlamak için kullanan yüksek konut projelerinden seçilmiştir. Çalışmanın amacı teknoloji ve mekân tasarım ilişkisi, etkileşimi ve değişimi kavramlarıyla ilişkili olan otomasyon sistemleri ve ‘akıllı ev’ kavramlarını seçilen örnekler üzerinden anlamaktır. Birinci bölümde; mekân ve teknoloji ilişkisi, ikinci bölümde, mekân tasarım gelişimleri, konut tipolojileri ve mekânsal özellikleri irdelenmiştir. Üçüncü Bölümde, akıllı evler ve otomasyon sistemleri tanımları, özellikleri ve çeşitleri irdelenmiş, dünyadan örnekler araştırılırken İstanbul’dan seçili 10 yapı araştırılmıştır. Çalışmanın Dördüncü bölümünde ise araştırılan örneklerden İstanbul’da bulunan Nisbetiye On Rezidans yapısı detaylandırılarak genel özellikleri, plan, mekân ve otomasyon özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın Beşinci bölümünde konu ile ilgili güncel teknolojiler değerlendirilmiştir. Geleceğin teknolojisi ve önemli bir parçası olarak düşünülen akıllı ev sistemleri yüksek konut projelerinde kentlerin vazgeçilmez unsurları olacağı ön görülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın teknoloji ve mekân tasarımı alanında araştırma yapan öğrencilere, akademisyenlere ve diğer araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Sosyal medya kullanımının mekân tasarımına etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Yalgın, Beste; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Tüketim kültürünün temelini oluşturan kavramlardan biri iletişimdir. Bireylerin özgürce iletişime geçebildiği sosyal medya uygulamalarının gelişimiyle birlikte, mekân tasarım algısında psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel değişiklikler gözlemlenmiştir. Uygulamalarda yer bulmuş popüler mekânları ziyaret etme isteği duyan bireyler, paylaşılan görsellerin ve yorumların etkisinde kalmaya başlamıştır. Algıyı yönlendiren ziyaretçi değerlendirmeleri, mekân tasarımında dönüşümlere sebep olmuştur. Böylelikle, gösteri toplumu için yaşayan bireylerin sosyal medya uygulamalarında içerik üretebilmesine elverişli olan mekân atmosferleri yaratılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada; sosyal medya uygulamalarının bireyler üzerindeki yönlendirici etkisi belirlenerek, mekân tasarımına olan yansımalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yönteminde ise, anket tekniği uygulanmıştır. Katılımcıların mekân tasarımı bağlamında değerlendirmeleri toplanarak, istatistiksel analiz teknikleriyle yorumlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları, basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örneklem grubunu; sosyal medya kullanıcısı olan 279’u kadın, 179’u ise erkek olmak üzere toplam 458 birey oluşturmuştur. Sonuç olarak sosyal medya uygulamalarının mekân tasarımı üzerindeki rolü, yeme–içme, turizm, mağaza mekânları kapsamında incelenmiş ve mevcut etkinin var olduğu saptanmıştır.
  • Yayın
    Sanat yapıtının farklı mekanlarda anlam problematiği
    (Işık Üniversitesi, 2015-05-14) Mengeş, Ferahi; Akdeniz, Halil; Zeytinoğlu, Emre; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Tarih boyunca, sanat ve mekan arasındaki ilişki sürekli değişim gösterir. Nadire kabineleri, değerli nesnelerin biriktirilip gösterildiği mekansal düzenlemelerin ilk örnekleridir. Tarihsel aşamalar boyunca gelişen ve büyüyen kabineler, müzelere dönüşmeye başlar. Kabinelerdeki akıldışı ve hayal gücüyle oluşturulan düzen, müzelerde yerini akılcı, bilimsel ve tarihsel disiplinlere bırakır.Nesnelerin teşhir edildikleri mekanlarla olan bağları, tarihsel süreci kapsayan gelişmelere paralel olarak,değişim göstermiştir. Sosyo-ekonomik ve kültürel politikaların kuşattığı sistemin etkisi sonucu dönüşen sanat, daima özgürlük arayışı içinde olmuştur. Sanatçıysa, yeni anlatım biçimleri ve deneyimlerle, sistemin yönlendiriciliği ve tahakkümleri karşısında yer almaktadır.
  • Yayın
    Belgeselde mekân ve hafıza: Masumiyet belgeseli üzerine bir değerlendirme
    (Necbettin Erbakan Üniversitesi, 2023-12-29) Şeylan, Seher
    Özü gereği yaşamın, yaşanmışlığın kaydını tutan belgesel bu yönü ile hafızaya da katkı sunmaktadır. En temel anlamı ve işlevi ile hafıza geçmişin yaşanmışlıklarını saklayan ve geri çağırarak hatırlamanın gerçekleştiği alandır. Belgesel sinema geçmişi geri çağırarak hatırlama edimini gerçekleştiren en önemli araçlardan biridir. Görsel işitsel perspektiften bakıldığında tarihsel bir yansıma ve kanıt özelliği taşıyan belgesel yaşanmışlıkların, anıların bu anıların bıraktığı duyguların bugüne ve geleceğe taşınmasını mümkün kılmaktadır. Belgesel toplumsal hafızanın hatırlaması istenen anılar içinde kullanılan araçlardan biridir. Bu yönü ile belgesel bireysel ve toplumsal hatırlama yolunu açarken, hatırlanan geçmişin kaydını tutma, belgeleme, görselleştirme özelliği ile bir hafıza mekânıdır. Çalışma boyunca hafızanın taşıyıcı olmakla beraber kendisi de olan belgeselin geçmişe götürme, hatırlatma, yüzleştirme ve bütün bu süreci bugüne taşıma özelliği ile hafıza mekânı olması Masumiyet (Hakan Aytekin, 2021) filmi üzerinden incelenmiştir. İçerik analizi ile incelenen belgesel geçmişi hatırlatma, anıları bugüne taşıma özelliği ile geçmişle yüzleşmeye bugün ile geçmiş arasındaki farkı tespit etmeye ve bunun üzerine düşünmeye yönlendirmektedir. Bu noktada belgesel geçmişi yaşanmışlıkları ve duyguları ile bugün ve geleceğe taşımak üzere bir hafıza mekânı görevi görmektedir.
  • Yayın
    Metruk mekânda fotoğrafı kullanarak mekân ve fotoğrafın salt bir sanat eserine dönüşmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-09-01) Kaçar, Derya; Eroğlu, Onur; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Terk edilmiş bir mekân, fotoğraf aracılığıyla (medyum olarak), salt bir sanat nesnesine dönüştürülerek var olmaktadır. Metruk mekânın izlerinden yola çıkarak, Dünya’dan ve Türkiye’den çağdaş sanat dahilinde, alternatif sergileme örnekleri ve mekânları incelenmiştir. Bu bağlamda terkedilmiş mekânlarda fotoğrafı bir araç olarak kullanarak, mekân ve fotoğrafı bir bütün olarak salt bir sanat nesnesine dönüştürülmüş olan eserler araştırılmıştır. İçerideki mekâna, kavramsal olarak dışarıdan bakarak, sanatsal müdahaleyle iş bu mekânın anlamsal olarak, kültürel ve tarihsel mirasının korunması sağlanabilmektedir. Bu çalışmanın sonucunda, terkedilmiş mekâna özgü oluşan zihin haritaları oluşturularak yani mekânda daha önce yaşamış olan insanların ve diğer canlıların eski eşyalarını, fotoğraflarını, diğer anılarını ve izlerini fotoğraf aracılığıyla oluşturarak, sanatsal müdahalelerle birlikte; mekânla bağlantısı olan kişilerle birleştirilmesi ve bu yolla toplumun bilinçlenmesi amaçlanmaktadır. Sosyolojik bakış açısıyla fotoğrafı bir medyum olarak sosyokültürel izleklerde kullanarak, kültürel değerlerin dokusunun sürdürülmesi, geçmişinin daha kapsamlı kavranmasını ve geliştirilmesi sağlanabilmektedir. En önemlisi de toplumsal etkiyle sanatı ayakta tutabilir. Bu alanda çalışan en önemli sanatçılardan biri olan Fransız fotoğrafçı, sanatçı JR’ın izinden giderek, çağdaş sanatta alternatif sergi mekanlarının kendi başına sanat nesnesine dönüştürülmesi yorumlanacaktır.
  • Yayın
    Tasarım ve müzik ilişkisinin mekândaki izdüşümü
    (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2019-10-30) Ölgen, Burcu; Öztürk, Özkal Barış
    Müzik sanatı ilk çağlardan itibaren insan hayatında önemli bir yer tutmaktadır. İnsan müziği belirli bir süre içinde algılar, dolayısıyla müzik zamansal bir sanattır. Bununla birlikte, sesin duyulabilmesi için iletici ortama ihtiyaç olduğundan, mekânsaldır da denebilir. Müzik, zamansal ve mekânsal olmasının yanında, biçimsel olarak da ele alınmaktadır. Deneysel çalışmalarda, müziğin görülebilir formlar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Müziğin biçimselliği ise tasarım ve müzik ilişkisini ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda araştırma, müziğin kavramsal olarak ele alınarak tasarım ürüne dönüştürülebileceği hipotezinden yola çıkılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, tasarım sürecinde müziğin kavramsal çıkış noktası olarak kullanılarak sonuç ürüne aktarılması ve bunun mekândaki yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, insan ve müzik ilişkisi, müziğin mekân, zaman ve uzamdaki yeri ile müziğin mekân içindeki etkisi konuları araştırılmıştır. Bu bağlamda, müziğin biçimsel yönü irdelenerek, tasarıma ve mekâna etkilerinin örneklerle birlikte incelenmesi yöntemi benimsenmiştir. Belirlenen araştırma sorusu dâhilinde müziğin tasarımda form oluşturma sürecinde bir kavram olarak kullanılabileceği ve yöntemlerin tasarımcıya bağlı olarak çeşitlenebildiği tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının iç mekân tasarımlarının incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-06) Şahin, Bilge; Süyük Makaklı, Elif; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekân; her anlamı ve bütünüyle bir insanoğlu eseridir. Geçmişten günümüze insanlar barınma fonksiyonundan başlayarak eğitim, sosyalleşme gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda mekânlara ihtiyaç duymaktadır. Tarihsel süreçte etkileşim, iletişim ve sosyalleşmeyi sağlayan kahve mekânları, gündelik yaşamı biçimlendiren önemli unsurlar olmuşlardır. Modern yaşamda, kahve mekânları oluşturdukları sosyalleşme imkânından dolayı etkin toplumsallaşma alanları olarak öne çıkmaktadır. Oldenburg’un “üçüncü yer” kavramı ile vurguladığı sosyalleşme olgusu kahvenin mekânla ve yerle kurduğu ilişkiyi farklı ölçeklerde tanımlamaktadır. Kahve mekânları hem geçmişte hem de günümüzde sadece kahve içilen alanlar olarak değil, günümüz teknolojilerinin sağladığı olanaklarla farklı işlevlere ev sahipliği yapmıştır. Kahvenin hazırlanma, üretim ve pişirme ritüellerinin gelişimi ve değişimi kahve mekânlarının tasarımını ve mekânsal karakterini etkilemiştir. Bu bağlamda süreçler 1. dalga, 2. dalga ve 3. dalga olarak isimlendirilmiş, günümüzde söz konusu tanımlar kahveyi ve kahve mekânlarını da tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada; tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının değişen ve gelişen tasarım anlayışı ve mekân algısı araştırılmış, 2. Dalga ve 3. dalga kahve mekânlarının tasarım konseptleri, mekânsal atmosfer/ambiyans özellikleri incelenmiş ve seçilen 3. dalga kahve mekânlarının mekânsal karakteri detaylandırılmıştır. Dalga kahve mekânları malzeme, renk, aydınlatma bakımından farklılıklar gösterirken incelenen mekânlar birbirinden bağımsız kimliklere sahip mekânlardır. Beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde araştırma kapsamı ve yöntem tanımlanmıştır. İkinci bölümde, mekânın tanımı, algısı ve ambiyans özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kahve, kahvehane tarihi, 2. dalga ve 3. Dalga kavramları, kahve ve kahve mekânlarının özellikleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde alan çalışması olarak belirlenen 3. dalga kahve mekânlarında mekân ambiyansını tanımlayan özellikler, yerinde gözlem ve görsel materyaller incelenerek oluşturulan matrisler ile analiz edilmiştir. Beşinci bölümde kullanıcı deneyimleri doğrultusunda kullanıcı açısından mekânın algısı ve anlamına dair veriler elde edilmiş, kullanıcılardan alınan cevaplar değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Çağdaş Türk resminde 1980 sonrası mekan sorunu
    (Işık Üniversitesi, 2019-08-28) Çelik, Ayşe; Kara Sarıoğlu, Didem; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans Programı
    İnsanlar bir resmi gözlemlerken önce bütünü, daha sonra o bütünü oluşturan bağlantıların öğelerini görürler. Mekân, bu öğelerden biridir. Bu tez çalışması, bir resmi oluşturan öğelerin mekân içindeki rolleri ve birbirleri ile olan bağlantılarını değerlendirme düşüncesinden yola çıkarak oluşturulmuştur. Resim sanatı tarihini, mekânın ifade biçimindeki değişimlerin daha açık tabirle tercihlerin tarihi olarak değerlendirmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında öncelikle mekân kavramı ve resim sanatında mekânın tanımı yapılmıştır. Çağdaş Türk resmine kadar gelinen dönemde, Rönesans’tan başlayarak resim sanatında mekân olgusunun dönem ve akıma göre değişimi, dünyada o günün şartları, sanatçıların bakış açıları, kültürel ve toplumsal değişimler, resimde mekânın hangi aşamalardan geçerek günümüze geldiği incelenerek ortaya konulmuştur. Dünyanın önde gelen sanatçılardan örnekler verilmiş ve bu örnekler; iç mekân, dış mekân, iç ve dış mekânın birlikte kullanımı başlıkları altındaki görseller üzerinden anlatılmıştır. Çağdaş Sanat 1950’lerde soyut dışavurumculuğun ortaya çıkması ile başlamıştır. Birçok sebepten dolayı Türkiye’de kabul görmesi ve yaygınlaşması 1980’li yılları bulmuştur. Bu nedenle 1950’den 1980’lere kadar gelinen dönemde çağdaş resmin Türkiye’de gecikme sebepleri anlatılmıştır. Türk resminin 1980’den günümüze kadar gelinen zaman dilimi araştırılmış, Türk sanatçıların kullandıkları resim üslupları, mekâna yaklaşım tarzlarına yer verilmiştir. Sanatçıların çalışmaları iç mekân, dış mekân, iç ve dış mekânın birlikte kullanımı başlıkları altında incelenmiştir. Çağdaş Türk resmi incelendiğinde dünya resim sanatı genelinde olduğu gibi tuvalde mekân yaratımı konusunda her biri farklı sanat anlayışlarının bir arada varlılarını devam ettirdikleri saptanmıştır. Bu tez çalışmasında aynı dönemde üretimde bulunan sanatçıların çok yönlü bakış açıları, oluşturdukları mekân resimleri üzerinden incelenmiştir.
  • Yayın
    İç mekan tasarımında bitirme öğelerinin insan psikolojisine ve mekân algısına etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2020-04-09) Çomak, Selver Damla; Koca, Gülru; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    İnsanoğlu varoluşundan bu yana uzun bir gelişim süreci yaşamıştır. Tarih öncesi çağlarda ilk insanlar doğal ortamdan sağladıkları yiyeceklerle hayata tutunmuşlar, vahşi doğa ve hayvanlardan kendilerini korumak için ağaç kovukları ve mağaralardan yararlanmışlardır. Barınma, kişinin kendini çevreden koruması ve çeşitli eylemlerini daha rahat devam ettirebilmesi için bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç zaman geçtikçe ve teknoloji geliştikçe farklı türlerde bir çok mekânın oluşmasına sebep olmuştur. Bu sebeple insanlar yaşantılarının büyük bir bölümünü farklı fonksiyonlara sahip mekânlarda geçirdikleri için mekânlar, geçmişten günümüze değişen teknoloji ile birlikte gelişmiş ve sürekli yenilenmiştir. Mekânlar, insanlar için önemli yaşam alanları olduğundan dolayı insanların gereksinimlerine ve isteklerine göre tasarlanmaktadır. Tasarlanan, oluşan her mekân kendine özgü bir kimliğe bürünmektedir. Mekânlarda çeşitli bitirme öğeleri kullanılmaktadır. Sınırlayıcı öğeler, malzeme, bitki, ışık ve rengin kullanımı mekânda farklı kimliklerin oluşmasında etkin olmaktadır. Kullanılan bu öğeler kullanıcının psikolojisini, olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bireyin hayatını ve çalışma alanınındaki performansını arttırırken, bazen de azalmasına sebep olmaktadır. Mekânların kişiliği ile kullanıcının kişiliği, birbiriyle etkileşim halindedir ve mekân algısı kavramını oluşturur. insanlar yaşadıkları mekâna göre şekillenir ya da mekânları kendi tarzlarına göre şekillendirir. Bu doğrultuda kullanılan her ürün insanı fiziksel ve psikolojik olarak etkiler. Bu çalışmada iç mekân tasarımında kullanılan bitirme öğelerinin; mekanları oluşturan sınırlayıcı elemanların, malzemelerin, ışığın ve rengin insan üzerinde yarattığı algının saptanması amaçlanmıştır. Farklı malzeme, renk ve ışık ile oluşan mekânların insan üzerinde etkileri incelenmiştir. Mekânda kullanılan bitirme öğelerinin insan algısı üzeri de etkisinin incelenmesi için algı ve mekân algısının oluşumu ele alınmıştır. Malzemenin türüne ve kullanıldığı duruma göre insanda yarattığı farklı etkiler analiz edilmiştir. Çeşitli fonksiyondaki mekânlarda kullanılması uygun ya da uygun olmayan ürünler incelenmiştir.
  • Yayın
    Sanatta bir bakış, bir oluş ve bir eyleyiş mekanı olarak pencere metaforu
    (Işık Üniversitesi, 2018-08-31) Ülker, Nermin; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    İzleyicinin bakışını sınırlayan pencere, onun bilindik dünyasındaki kısıtlanmış özgürlüğü ve mahremiyeti sembolize eder. Burada kullanılan kısıtlama terimi negatif bir söylemden çok pozitif bir söylemi destekler. Tıpkı gözün geniş açısının kısıtlısınırlı netliğinin görme eylemini ortaya çıkarması gibi pencere de görülmesi gerekeni izleyiciye sunar, fokal bir mercek görevi görür. Sanatçı pencere metaforu ile izleyicini bakışını toplumsal olaylara veya kendisine çevirir ve bilgiyi sunar. Modernizmin özelliklerinden olan; varlık, merkezleme, metafor kullanımı, biçim, mesafe, sınır gibi özelliklerinden bir çoğunu kendisinde barındıran pencere metaforu, sanatçıların çalışmalarında postmodernist bir bakış açısıyla göçebeliğe, yersizliğe, özgürlük ve mahremiyet ihlallerine göndermelerde bulunur. Bakış açısını tek bir noktadan, bir çok noktaya, tek bir doğrudan bir çok doğruya yönlendirir.