Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    Astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin aracı rolü: kontrollü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2023-06-15) Fidantek, Hülya; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, astım tanılı hastaların ve astım tanısı olmayan kontrolgrubu katılımcılarının çocukluk çağı travmaları, zihinselleştirme ve somatizasyon düzeyleri açısından karşılaştırılması ve astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin olası aracı rolünün incelenmesidir. Yöntem: Çalışma örneklemi, astım grubunda yaşları 18-76 arasında değişen (41.94±14.19) 149 hasta ve kontrol grubunda yaşları 18-72 arasında değişen (41.67±13.95) 167 katılımcıdan oluşmaktadır. Astım grubunun çoğunluğunu kadın (%74.5), evli (%61.1), lise/üniversite mezunu (%51.7), çalışmayan (%61.7), orta gelir düzeyinde (%52.3) katılımcılar oluştururken kontrol grubunun çoğunluğunu kadın (%73.1), evli olan (%65.3), lise/üniversite mezunu (%58.7), çalışmayan (%50.9), orta gelir düzeyinde (%56.9) katılımcılar oluşturmaktadır. Çalışmada tüm katılımcılara Sosyodemografik Özellikler ve Diğer Bilgiler Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Zihinselleştirme Ölçeği (ZÖ) ve Somatizasyon Ölçeği (SÖ) uygulanmıştır. Çalışma verileri ki-kare analizi, bağımsız örneklemler t-testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi ile test edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları, astım grubunun ÇÇTÖ ve SÖ toplam puanlarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde daha yüksek; ZÖ puanlarının ise anlamlı düzeyde daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Astım tanılı hastalarda somatizasyonu, çocukluk çağı travmalarının pozitif ve zihinselleştirmenin negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Ek olarak, astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin kısmı aracı rolü olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ve somatizasyon düzeylerinin daha yüksek, zihinselleştirme düzeylerinin ise daha düşük olduğu gözlenmektedir. Bunu yanı sıra, çocukluk çağı travmaları ve zihinselleştirmenin somatizasyon belirtileri üzerinde yordayıcı etkisi olduğu belirlenmiştir. Aracı etki analizine göre astım tanılı hastalarda, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasında zihinselleştirmenin kısmı aracı rolü olup çocukluk çağı travmalarındaki artış, zihinselleştirme becerilerindeki düşüş ile ve bu düşüş de somatizasyon belirtilerindeki artış ile ilişkilidir.
  • Yayın
    Benliğin farklılaşması ile psikolojik flört şiddeti arasındaki ilişkide kendini susturma ve zihinselleştirmenin aracı rolleri
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-08-04) Pur, Boran; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Amaç: Bu çalışmanın amacı bireylerin benliklerinin farklılaşma düzeyleri ile psikolojik flört şiddeti uygulama ve maruz kalma davranışları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide zihinselleştirme ve kendini susturmanın aracı rollerini ele almaktır. Ayrıca söz konusu kavramları farklı sosyodemografik değişkenler açısından da incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 18-29 yaş aralığındaki 416 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği, Benliğin Farklılaşması Envanteri Kısa Formu, Kendini Susturma Ölçeği ve Zihinselleştirme Ölçeği kullanılarak veriler çevrimiçi olarak paylaşılan ölçek formları aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre benliğin farklılaşmasnını, psikolojik flört şiddeti uygulama ve maruz kalma ve kendini susturma ile negatif yönde; zihinselleştirme ile pozitif yönde anlamlı ilişkisi bulunmuştur. Psikolojik flört şiddeti uygulama ve maruz kalmanın ise zihinselleştirme ile negatif, kendini susutmra ile pozitif anlamlı ilişkisi bulunmuştur. Ek olarak, psikolojik flört şiddeti uygulama ve maruz kalma davranışının bazı sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Aracı etki analizi sonuçlarına göre benliğin farklılaşması ile psikolojik flört şiddeti uygulama arasındaki ilişkide hem kendini susturma hem de zihinselleştirmenin aracı rolü bulunurken benliğin farklılaşması ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide yalnızca kendini susturmanın aracı rolü bulunmuştur. Sonuç: Mevcut araştırmada psikolojik flört şiddeti hem uygulama hem de maruz kalma davranışı benliğin farklılaşması, zihinselleştirme ve kendini susturma ile birlikte ele alınarak kapsamlı şekilde incelenmiştir. Literatürde psikolojik flört şiddetini bahsi geçen değişkenlerle inceleyen çalışmaların oldukça sınırlı olması sebebiyle güncel çalışmanın alanyazına katkı sağladığı düşünülmüştür. Elde edilen bulgular literatür doğrultusunda tartışıldıktan sonra mevctur araştırmanın sınırlılıklarına yer verilmiş ve son olarak gelecekte yapılacak çalışmalar için önerileri değinilmiştir.
  • Yayın
    Olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ve somatizasyon belirtileri arasındaki ilişkide duygu düzenleme ve zihinselleştirmenin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-24) Erdem, Yaren; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırma çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ve somatizasyon arasındaki ilişkide duygu düzenleme ve zihinselleştirmenin aracı rolünün incelenmeyi hedeflemekle birlikte bu değişkenler arasındaki yordayıcı etkileri araştırmayı amaçlamaktadır. Yapılan araştırmanın örneklemi 184 kadın (%51) ve 176 erkek (%49) olmak üzere 360 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların yaşları 18-61 yaş (31.14±10.70) arasında dağılım göstermektedir. Kartopu örnekleme yöntemi ile katılımcılar araştırmaya çevrimiçi ortamda ve gönüllü olarak dahil olmuşlardır. Araştırmaya katılan kişiler Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği, Somatizasyon Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği -Kısa Form ve Zihinselleştirme Ölçeği’ne ait soruları çevrimiçi olarak yanıtlamışlardır. Çalışmanın ana hipotezini test etmek amacıyla SPSS Macro ile PROCESS Hayes aracı etki analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ve somatizasyon arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün kısmi aracı etkisi varken (β=0.53, BootSE=0.10, t=9.84, p<0.05, CI [0.34, 0.75]) zihinselleştirmenin aracı etkisi bulunmamaktadır (β=0.01, BootSE=0.01, t=-1.25, p>0.05, CI [-0.01, 0.06]). Ayrıca, çocukluk çağı olumsuz yaşantılarının somatizasyon (β=0.37, t=7.69, p<.05) ve duygu düzenleme güçlüğünü pozitif yönde (β=0.36, t=7.48, p<.05) zihinselleştirmeyi ise negatif yönde yordadığı (β=-0.10, t=-1.99, p<.05) görülmüştür. Ek olarak, duygu düzenleme güçlüğü somatizasyonu pozitif yönde yordarken (β=0.55, t=12.74, p<.05) zihinselleştirme somatizasyonu negatif yönde anlamlı şekilde yordamaktadır (β=-.099, t=0.024, p<.05). Çalışmamız çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ve somatizasyon arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün kısmi aracı etkisi olduğunu göstermektedir. Bu bulguların ilgili uzmanlarca somatik semptomlar bildiren hastaların tedavi planlarında göz önünde bulundurulması önerilmektedir. Araştırmanın sonuçları geçmiş çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır.
  • Yayın
    Beliren yetişkinlik döneminde algılanan ebeveyn kabul-reddi ve öfke ifade tarzı arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-08-04) Kurt, Zeynep; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, beliren yetişkinlik döneminde algılanan ebeveyn kabul-reddi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin aracı rolünü incelemektir. Çalışma, ebeveyn kabul-red algısı, zihinselleştirme kapasitesi ve öfke ifade tarzlarının birbiriyle ilişkisini anlamaya ve bu değişkenlerin bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaya yöneliktir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 18-29 yaş arası 550 kişi oluşturmuştur. Katılımcılardan çevrim içi olarak veri toplanmıştır. Veri toplama araçları arasında Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Yetişkin Kısa Formu, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği, Zihinselleştirme Ölçeği (ZÖ) yer almaktadır. Verilerin analizinde korelasyon analizleri, hiyerarşik regresyon ve PROCESS makro (Model 4) kullanılarak aracı etki analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma sonuçları, algılanan anne ve baba reddinin öfke ifade tarzları ve zihinselleştirme ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu göstermiştir. Algılanan anne reddi, zihinselleştirme alt boyutları ve dışa dönük öfke arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. PROCESS analizi, algılanan ebeveyn reddi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin bazı alt boyutlarının anlamlı bir aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, zihinselleştirme düzeyi ve öfke ifade tarzlarının bazı sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada beliren yetişkinlik döneminde ebeveyn kabul-red algısı, zihinselleştirme ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiler kapsamlı biçimde incelenmiş; zihinselleştirmenin bu ilişkide önemli bir aracı mekanizma olabileceği ortaya konulmuştur. Bulgular, alanyazındaki önceki çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış; araştırmanın sınırlılıkları ve gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
  • Yayın
    Genç yetişkinlerde somatizasyon düzeyi ve aleksitimi arasındaki ilişkide zihin teorisinin düzenleyici rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026-01-22) Culfa, Sara Sıla; Küçük, Zeynep; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu çalışma, genç yetişkinlerde somatizasyon ile aleksitimi arasındaki ilişkide Zihin Kuramının (Theory of Mind, ZK) düzenleyici rolünü incelemekte ve biliş ile psikosomatik işleyişe ilişkin giderek artan literatüre katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel araştırma modeli kullanılarak yürütülen çalışmaya 18-39 yaş aralığında olan 175 yetişkin birey katılım sağlamıştır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Gözlerden Zihin Okuma Testi, Somatizasyon Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği ve Zihinselleştirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma verileri katılımcılarla yapılan yüz yüze görüşmeler yolu ile elde edilmiştir. Veri analizinde Bağımsız Örneklemler t-testi, Tukey testi, Games-Howell testi ve düzenleyici etki analizi için regresyon temelli düzenleyici değişken analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, somatizasyon düzeyi ile aleksitimi arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki; zihinselleştirme düzeyi ile aleksitimi arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Buna karşılık Gözlerden Zihin Okuma düzeyinin hem somatizasyon düzeyi hem de aleksitimi ile anlamlı ilişkisi olamadığı görülmüştür. Ayrıca Gözlerden Zihin Okuma düzeyi somatizasyon ile aleksitimi arasında düzenleyici değildir. Diğer taraftan zihinselleştirme modele dahil edildiğinde anlamlı bir düzenleyici etki göstermiştir. Sonuç olarak bulgular, somatizasyonun aleksitiminin anlamlı bir yordayıcısı olduğu, zihinselleştirmenin ise aleksitimi üzerinde koruyucu yönde bir etkisi bulunduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, literatürdeki ilgili çalışmalar kapsamında tartışılmış; bulguların gelecek araştırmalara ve klinik uygulamalara yönelik olası katkıları değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Development and validation of a short form of the mentalization scale (MentS-11)\: an evidence-based measure for Turkish adults
    (Springer Science and Business Media Deutschland GmbH, 2026-03-03) Ünver, Buket
    This study aimed to create a brief Turkish version of the Mentalization Scale (MentS-11) and to evaluate its reliability and validity in a large community sample. Turkish-speaking adults (N = 953) completed the original 25-item MentS, the Interactive Mentalization Questionnaire, and the Interpersonal Neurobiology–Based Prefrontal Cortex Functions Scale. Scale reduction combined exploratory and confirmatory factor analyses with graded-response item response theory. A three-factor solution—Self-related Mentalization (4 items), Other-related Mentalization (4 items), and Motivation to Mentalize (3 items)—displayed acceptable fit (CFI = 0.92, RMSEA = 0.08). Item-response analyses yielded strong discrimination (α = 0.93–2.07) and thresholds spanning the full latent range. Reliability was McDonald’s ωₜ = 0.84 for the total score, 0.81 for Other, 0.77 for Self, and 0.60 for Motivation. Scores on the MentS-11 were nearly identical to those on the 25-item form for the total scale (r =.92) and strongly aligned on their respective subscales (r =.72–0.81). Expected links with external measures confirmed convergent and criterion validity. The MentS-11 retains the theoretical scope and psychometric integrity of the original Turkish scale while halving administration time, making it a practical, time-efficient tool for assessing mentalization in both clinical practice and research.
  • Yayın
    Ebeveynlik stresi ile çocukların davranış problemleri arasındaki ilişkide annenin zihinselleştirme kapasitesinin düzenleyici rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-12-15) Şen Kabakçı, Ezgi; Küçük, Zeynep; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Ph.D. in Clinical Psychology
    Tüm ebeveynlerde farklı düzeylerde var olan ebeveynlik stresinin çeşitli alanlarda olumsuz etkileri bulunmakla birlikte, çocuk üzerindeki en yaygın sonucu davranış problemleridir. Ebeveyne ait bazı özelliklerin ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinde düzenleyici bir rol oynadığı düşünülmektedir. Son dönemde bu özelliklerden biri olan zihinselleştirme kapasitesi, araştırmalarda artan bir ilgi odağı haline gelmiş ve özellikle ebeveyn-çocuk ilişkisindeki işlevi üzerine odaklanılmaya başlanmıştır. Önceki çalışmalar ışığında bu çalışmanın temel amacı, ebeveynlik stresi ve çocuk davranış problemleri arasındaki ilişkide annenin zihinselleştirme kapasitesinin düzenleyici rolünü belirlemektir. Buna ek olarak araştırma kapsamında, anne zihinselleştirme kapasitesinin değerlendirilmesinde kullanılan öz-bildirime ve performansa dayalı ölçüm araçları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini 26–46 yaş arası (Ort. = 36.32, SS = 4.39), 1.5–6 yaş aralığında çocuğu bulunan 110 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılardan ebeveynlik stresi düzeylerini belirlemek için Ebeveyn Stres Ölçeği (ESÖ), çocuklardaki davranış problemlerini değerlendirmek için Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ) ve annenin zihinselleştirme kapasitesini belirlemek amacıyla Sosyal Biliş Film Testi (SBFT), Ebeveyn İçsel Düşünme İşlevselliği Ölçeği (EİDİÖ) ve Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği Kısa Formu (YİÖ) uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçları, ebeveynlik stresinin davranış problemleri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde yordayıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Düzenleyici analizler sonucunda, anne zihinselleştirme kapasitesinin ve azalmış zihinselleştirmenin ebeveynlik stresi ile çocuk davranış problemleri arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol oynamadığı belirlenmiştir. Buna karşın, farklı ölçüm yöntemleriyle değerlendirilen anne aşırı zihinselleştirme düzeyinin söz konusu ilişkide düzenleyici bir rol üstlendiğine ilişkin bulgular elde edilmiştir. Bu sonuçlar, anne aşırı zihinselleştirme düzeyinin düzenleyici etkisinin ölçüm aracına ve çocuklardaki davranış probleminin türüne göre farklılaştığını göstermektedir. Anne zihinselleştirme kapasitesinin değerlendirildiği performansa dayalı ölçüm aracı olan SBFT ile öz-bildirim temelli değerlendirme yöntemleri (EİDİÖ ve YİÖ) arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmanın bulguları, anne zihinselleştirme kapasitesinin geliştirilmesine yönelik müdahale programlarının ve önleyici çalışmaların çocuk ruh sağlığı üzerinde koruyucu bir etkisinin olabileceğini göstermektedir.
  • Yayın
    Çocukluk çağı travmaları ve obsesif kompulsif bozukluk ilişkisinde mentalizasyon ve interosepsiyonun aracılık etkisi
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-12-15) Candaş Demir, Merve Umay; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Ph.D. in Clinical Psychology
    Obsesif Kompulsif Bozukluk, dünya genelinde nüfusun %1 ila %3'ünü etkileyen ve kadınlarda erkeklerden daha sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur (Brock vd. 2024; Fawcett vd., 2020; Ruscio vd., 2010). Obsesif Kompulsif Bozukluk tanılı bireylerde çocukluk çağı travmalarının olması hastalığın daha kötü seyri ile ilişkilendirilmiş, psikoterapide travmaları ele almanın önemli olabileceği vurgulanmıştır (Kessler vd., 2010; Kyrios vd. 2018). Literatür, bedenin psikolojik iyi oluş için önemini, travma alanındaki rolünü ve psikoterapilerde bir güvenlik üssü olarak kullanımına yönelik müdahalelerde kaynak olarak kullanılmasını vurgulamaktadır (Ogden vd., 2006; van der Kolk, 1994). Mentalizasyon ve interosepsiyon ilişkisinde ise literatür kısıtlı olmakla beraber kişinin kendi içsel durumlarına ilişkin anlayışının başkalarının içsel durumlarını anlamaya yardımcı olabileceği belirtilmektedir. Bu çerçevede interosepsiyon ile mentalizasyon arasındaki mekanizmaların aydınlatılmasının, interosepsiyonu destekleyerek mentalizasyonu geliştirmek amaçlı uygulamalara katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır (Ondobaka vd., 2017). Bu çalışmada klinik örneklem ve kontrol grubunda çocukluk çağı travmalarının obsesif kompulsif bozukluk semptomları ile olan ilişkisinde mentalizasyonun ve interosepsiyonun seri çoklu aracı değişken rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Mayıs 2024-Mayıs 2025 tarihleri arasında NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Polikliniğine ayaktan tedavi görmekte olan OKB tanısı alan 66 yetişkin hasta ve aynı tarihler içerisinde herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan 62 birey araştırmaya dahil edilmiştir. Demografik Bilgi Formu, İçsel Algılayıcı Farkındalığın Çok Boyutlu Değerlendirmesi Ölçeği II, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Zihinselleştirme Ölçeği, Boyutsal Obsesif Kompülsif Bozukluk Ölçeği, Akut Stres Belirti ÖlçeğiYetişkin veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS v.21 istatistik analiz programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda hem obsesif kompulsif bozukluk grubunda hem de kontrol grubunda çocukluk çağı travmaları ile obsesif kompulsif bozukluk arasındaki ilişkide interosepsiyonun ve mentalizasyonun seri çoklu aracılık rolü anlamlı bulunmamıştır. Buna karşın, modele kontrol değişkeni olarak eklenen akut stres belirtileri, OKB grubunda OKB semptomlarının güçlü bir yordayıcısı olarak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda akut stresin kontrol grubunda hem mentalizasyon kapasitesini azalttığı hem de OKB belirtilerini anlamlı biçimde artırdığı saptanmıştır. İleride yürütülecek araştırmalar için daha geniş örneklemlerle çalışılması, interosepsiyon ve mentalizasyonun etkisinin daha net görülebileceği boylamsal çalışmaların gerçekleştirilmesi, interosepsiyonun farklı boyutlarının da ölçülmesi önerilmektedir.