Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 7 / 7
  • Yayın
    Social exclusion of women refugees in public imagination: underrepresentation and depersonalisation
    (Kilis 7 Aralık Üniversitesi, 2022-12-31) Pandır, Müzeyyen
    This paper studies the news images of Syrian women refugees and the representational practices employed in them to question how these portraying practices position women refugees, and how they actually act as ways of socially excluding them in the host community. Analysed are the newspaper photographs of Syrian women refugees published in top-selling four Turkish newspapers in 2015. Using a content analysis fed by visual analysis, the ways of visually portraying women refugees is studied by investigating the representational elements and practices in the images, which are subject, theme, camera distance, camera angle and location. The findings reveal that Syrian women refugees are underrepresented and in the rare cases of their appearance, the way they are portrayed position them as distant, passive and depersonalised subjects as part of the masses. The underrepresentation and depersonalisation of women refugees, who are among the vulnerable women group 1) erase the individual life stories and varied lived experiences of women refugees from public imagination and deny the female refugee agency, 2) prevent the emergence of the public talk on the women refugee problems, which in turn 3) prevent the formation of a social understanding and empathy towards women refugees. Thus, it is argued that the ways in which Syrian women refugees are portrayed in the media act as barriers for their social inclusion.
  • Yayın
    Mülteci temsillerinde kültürel farklılık inşası ve toplumsal kabule etkileri
    (Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-06-30) Pandır, Müzeyyen
    Türk toplumu ve Suriyeli mülteciler arasında toplumsal kabul ve uyum konusuna odaklanan kamuoyu çalışmaları, coğrafi yakınlıkları ve ortak dini hassasiyetlerine rağmen Türk toplumunun Suriyeliler’i kültürel olarak uzak ve farklı gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerin ülke gündeminde oldukları dönemlere dönerek, o dönemin haber fotoğraflarında nasıl temsil edildiklerini, fotoğraflarda nasıl bir “Suriyeli mülteci” kimliği inşa edildiğini ve bu temsillerin Türkler ve Suriyeliler arasında kültürel farklılık ve uzaklık algısını nasıl beslemiş olabileceklerini sorgulamaktadır. Suriyeli nüfusun Türkiye’de en fazla artış gösterdiği 2014 ve 2015 yıllarında beş günlük gazetede yayınlanan Suriyeli mülteci fotoğrafları içerik analizi yöntemi ile incelenmiş, fotoğraflarda Suriyeliler’e dair hangi anlamların üretildiği belirlenmiş, biz-onlar ayrımının nasıl ve hangi temsil pratikleri ile inşa edildiği gözlemlenmiş ve bu temsillerin toplumsal kabule yönelik olası etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak, gazete temsillerinde Suriyeli mültecilere karşı önyargılı bir temsil biçiminin açık bir şekilde kullanılmadığı, ancak bazı temsil pratikleri ile daha örtülü şekillerde Suriyeliler’in toplumdan (bizden) farklı, uzak ve yabancı bir grup olarak inşa edildiği savunulmaktadır. Bu temsil biçimi, üç buçuk milyonun üzerinde Suriyeli nüfusa sahip Türkiye’de, Suriyeliler’e yönelik toplumsal kabulün oluşumuna olumsuz etki edecek niteliktedir. Toplum içerisinde barışın hâkim olabilmesi için medya temsillerinde, Suriyeli mültecilerin “görünmez” kılınan ancak “bize” benzer “sıradan” ve olumlu özelliklerinin görünür kılınması önerilmektedir.
  • Yayın
    Stereotyping, Victimization and depoliticization in the representations of Syrian refugees
    (Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019-06-26) Pandır, Müzeyyen
    This paper studiesthe representational constructions of the image of Syrian refugee in newspaper photographs and discusses the processes in which the Syrian refugee is victimized, stereotyped and depoliticized through representation. It analyses Syrian refugee photographs published between 2011 and 2015 in five Turkish newspapers. Working within visual sociological and constructivist perspectives, and synthesizing content and visual analyses, the study first dwells upon the universal “ideal victim” profile mentioned in victimology studies, then reveals that the image of Syrian refugee is predominantly constructed as “victim” in the analyzed newspaper photographs. The study elaborates that refugees’ victimhood is represented through different themes of suffering, which appear around the themes of poverty, displacement, the need, and loss and pain. Then the victimization of the refugee is problematized and discussed under two main arguments. The first argument discusses that the prevalence of the victim discourse in Syrian refugee photographs is achieved through the technique of stereotyping, which reproduces the universal image of the refugee as weak and vulnerable, regardless of time and context. The second argument discusses that victimization works as a device for depoliticization, which imagines the refugee only as weak and powerless rather than a subject with political agency who produces action and results. The paper concludes that victimization and depoliticization produce a disparity between the lived experiences of the refugee (who has survived a war) and the representations of the refugee (who is a powerless war victim).
  • Yayın
    Gerçeklik, temsil ve yabancılaşma bağlamında Covid-19 pandemisinin televizyon dizilerindeki görünümü
    (2021-07-25) Şeylan, Seher
    Pandemi dönemi tüm dünyada yaşamı çeşitli biçimlerde değiştirmiş ve bu değişim kendisini her alanda göstermiştir. Kitle iletişim araçları ise bu değişime doğrudan maruz kalan alanlardan biri olmuştur. Özellikle televizyonun güncel içerik üretimi, gündelik yaşamı risk altına alan Covid-19 sorunuyla bir araya gelince belirsizliklere ve aksamalara neden olmuştur. Bu nedenle dizi çekimleri durdurulmuş ve bir süre yayına dizilerin önceki bölümleriyle devam edilmiştir. Ancak yaşam neredeyse tamamen ev içine taşınınca, diziler de güncel konularıyla kaldığı yerden devam etmiş hatta bunlara yenileri eklenmiştir. Salgının getirdiği yeni kurallar ve bu kurallarla yaşamanın hayati önemi defalarca vurgulanırken, bu vurgunun dizilerde yer alıp almadığı ise bir soru işareti oluşturmaktadır. Bu çalışmada dizilerin salgın etkisini ekrana ne kadar taşıdığı, buna yönelik içerik değişimine gidilip gidilmediği ve ekran karşısında daha çok vakit geçiren seyirciye böyle bir dönemde ne tür bir dünya sunulduğu sorularına cevap aranmaktadır. Bu amaçla, dizi gerçekliği ile gündelik yaşam gerçekliğinin salgın dönemindeki yansımaları, Stuart Hall’un medya temsili ve Jean Baudrillard’ın gerçeklik kuramları çerçevesinde Gönül Dağı, Sadakatsiz ve Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizileri ile incelenecektir. İncelenecek diziler 2021 yılı Şubat, Mart ve Nisan ayı izlenme oranlarına göre belirlenmiştir. Pandemi süreci her ne kadar yaşamda güçlü bir değişim yaratsa da bu değişimin dizi içeriklerinde yeteri kadar yer bulmadığı ve hatta seyircilerin bu gerçeklikten bütünüyle koparıldığı görülmektedir.
  • Yayın
    Public service announcements about migrants: strategic constructions to reduce prejudice
    (Anadolu Üniversitesi, 2025-06-30) Pandır, Müzeyyen
    In countries with large refugee and migrant populations, it is crucial to build good relations between the newcomers and the host communities. One method of increasing social acceptance and reducing prejudice is using media-based information and awareness-raising activities. !is study examines "ve public service announcement (PSA) "lms prepared by the Turkish Presidency of Migration Management between the years 2017-2021 to increase the social acceptance of migrants, and discusses their potential to reduce prejudice. !e PSAs are examined using a visual content analysis method focusing on the migrant pro"le, narrative structure, language and tone, emphasis on di#erence or similarity, representation of stereotypes, and narrator. !ree main "ndings emerged from the study: Firstly, the PSAs feature a theme of “Great Türkiye”, which emphasizes the greatness of Turkish history and assigns a responsibility to Turkish people to protect those in need, ultimately constructing a superiority over migrants. Secondly, PSAs present migrants in an ambivalent way as capable people contributing to the Turkish economy (visual) and as people in need of help (narrative). !irdly, PSAs use emotional language to deliver messages of understanding and benevolence. Overall, the study argues that PSAs strategically construct Turks as superior and portray migrants as ambivalent to reduce the perception of migrants as a competitive threat to Turks and with an emotional language they make the didactic messages seem less oppressive and patronizing. While these strategies may promote acceptance, their long-term impact is questionable if they are not supported by the teaching of values such as equality and respect.
  • Yayın
    Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar
    (Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, Halit
    Bu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.
  • Yayın
    Belgeselden drama-belgesele gerçeğin yolculuğu: “Rise of Empires: Ottoman”
    (2020-09-02) Şeylan, Seher
    Alaska ve Kanada’daki gerçek mekanlarda çekilen ilk belgesel film Nanook of the North (Flathery, 1922)’dan sonra belgesel filmin pek çok türü ortaya çıktı. Geçmişi 19. yy’ a uzanan belgesel, gerçeğe en yakın sinemasal ürün olması, bununla beraber doğruluk, güvenilirlik gibi özellikleri ile kurmaca filmden ayrıldı. Böylece, toplumsal ve politik meseleleri aktarmanın da birincil yöntemi oldu. Öte yandan bu özellikleri ile belgesel, etkin propaganda araçlarından biri haline geldi. Propaganda yöntemi, özellikle geçmişe ilişkin tarihsel belgeselerde yoğunluklu olarak kullanıldı. Belgesel eksik, yanlış, taraflı bilgiler verdiğinde, sadece seyirciyi aldatmakla kalmaz, seyirci söz konusu belgeselden aldığı bilgilerle toplumsal bir tavır da geliştirebilir. Eş deyişle belgeseller hem dünyamızı hem de bu dünyanın içindeki rolümüzü de anlamamıza yardımcı olur ve kamusal alandaki rollerimizi biçimlendirir. Bireyin ve bu yolla toplumun şekillenmesine katkıda bulunabilen belgesellerdeki bilgilerin doğruluğu önemlidir. Gösterim alanı olarak dijital mecraların artması ile birlikte, belgesellerin yapıları ve içerdiği bilgilerin doğruluğu değişikliğe uğramıştır. Çoğu belgeselde kurmaca ve gerçeklik iç içe geçmiş, bu durum belgeselin gerçekliği aktarma iddiasına gölge düşürmüştür.Bu çalışmada Drama Belgesel olarak adlandırılan bu melez yapının bilginin doğruluğunu olumsuz yönde nasıl etkilediği, Netflix’te gösterilen Rise of Empires: Ottoman / (Şahin, 2020) belgeseli üzerinden tartışılacaktır.