Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 20
  • Yayın
    Otel yapılarında engelli bireye yönelik çözümler
    (Işık Üniversitesi, 2018-02-12) Artün, Semih; Köseoğlu, Hüseyin Birol; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekan tasarımı, bireyin fiziksel, psikolojik, sosyolojik özellikleri açısından gündelik yaşamının bir parçasıdır. Tasarım, normal bir birey için bir gereklilik oluşturuyorsa, engelli birey için de eşit kullanım hakkı getirmektedir. Engelli birey de toplum içerisinde farklı olarak algılanmamalı, mekan çözümlemelerinde engeller düşünülerek tasarım yapılmalıdır. Mekan içerisindeki fonksiyonların amaç ve kullanımı, engelli bireye yönelik işlevsel olması gerekmektedir. Özellikle zihinsel, bedensel ve görme engellilerin sosyal yaşamına etki edecek tasarımlar yaşama daha kolay tutunmaları açısından önemli yer tutmaktadır. Engelli bireyin yaşam alanları tasarlanırken, tüm gereksinimine cevap veren detay çözümler, standartlar düşünülerek proje uygulamaları yapılmalıdır. Bu anlamda, engelli bireyin yaşamını kolaylaştıracak çözümlerin konut, kamu, eğitim yapılarının yanı sıra otel yapılarında da önemli bir yeri olmaktadır. Özellikle, engelli birey düşünülerek yapılmış olan otel yapısı oldukça azdır. Örneğin Türkiye'de engellilere yönelik bir tatil köyünün veya otel yapısının olmadığı dikkat çekmektedir. Bu anlamda İstanbul'daki farklı mekan tipolojileri incelenmiş, özellikle otel yapılarının engelli bireye ne derece hizmet ettiği irdelenmiştir. Araştırmalarda engelli bireyin gereksinimleri doğrultusunda ulaşılabilir, engelsiz otel tasarımlarının sayıca az olduğu ve mekansal açıdan kullanım zorluklarının yaşandığı izlenmiştir. Bu nedenle, bu tezde engelli bireyin yaşamını kısıtlı hale getirmeyen ve ailesiyle bir arada konaklayıp, tatil yapabilecekleri otel yapılarına çözüm önerileri getirilmiştir.
  • Yayın
    Teknolojinin konut mekan tasarımına etkisi ve akıllı evler; İstanbul örneği
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-10) Akyazıcı, Benazir; Süyük Makaklı, Elif; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekân düzenlemeleri 1980’li yıllardan günümüze teknolojik gelişmelere paralel olarak toplumun ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre her geçen gün gelişmektedir. Bu çalışmada, tarihsel gelişim sürecinde teknolojinin mekân tasarımına yansımaları, konut mekânı ve ‘akıllı ev’ kavramları üzerinden irdelenmiştir. Çalışma; yerinde inceleme, literatür araştırması ve gözleme dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Mekân tasarımının fonksiyonel, estetik ve konfor koşulları, örnekler üzerinde analiz yapılarak anlatılmıştır. Artan dünya nüfusu ve kentleşme hızına paralel olarak kentlerin önemli unsurlarını oluşturan yüksek akıllı konutlar tüm dünyada güncel çözümler olarak üretilmektedir. İstanbul’da da son yıllar içerisinde kentsel dönüşüm ile yapı stoğu değişerek akıllı ev olma iddiasıyla üretilen yüksek konutlar artmıştır. Araştırılan örnekler, akıllı ev kavramını projelerini tanımlamak için kullanan yüksek konut projelerinden seçilmiştir. Çalışmanın amacı teknoloji ve mekân tasarım ilişkisi, etkileşimi ve değişimi kavramlarıyla ilişkili olan otomasyon sistemleri ve ‘akıllı ev’ kavramlarını seçilen örnekler üzerinden anlamaktır. Birinci bölümde; mekân ve teknoloji ilişkisi, ikinci bölümde, mekân tasarım gelişimleri, konut tipolojileri ve mekânsal özellikleri irdelenmiştir. Üçüncü Bölümde, akıllı evler ve otomasyon sistemleri tanımları, özellikleri ve çeşitleri irdelenmiş, dünyadan örnekler araştırılırken İstanbul’dan seçili 10 yapı araştırılmıştır. Çalışmanın Dördüncü bölümünde ise araştırılan örneklerden İstanbul’da bulunan Nisbetiye On Rezidans yapısı detaylandırılarak genel özellikleri, plan, mekân ve otomasyon özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın Beşinci bölümünde konu ile ilgili güncel teknolojiler değerlendirilmiştir. Geleceğin teknolojisi ve önemli bir parçası olarak düşünülen akıllı ev sistemleri yüksek konut projelerinde kentlerin vazgeçilmez unsurları olacağı ön görülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın teknoloji ve mekân tasarımı alanında araştırma yapan öğrencilere, akademisyenlere ve diğer araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Sosyal medya kullanımının mekân tasarımına etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Yalgın, Beste; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Tüketim kültürünün temelini oluşturan kavramlardan biri iletişimdir. Bireylerin özgürce iletişime geçebildiği sosyal medya uygulamalarının gelişimiyle birlikte, mekân tasarım algısında psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel değişiklikler gözlemlenmiştir. Uygulamalarda yer bulmuş popüler mekânları ziyaret etme isteği duyan bireyler, paylaşılan görsellerin ve yorumların etkisinde kalmaya başlamıştır. Algıyı yönlendiren ziyaretçi değerlendirmeleri, mekân tasarımında dönüşümlere sebep olmuştur. Böylelikle, gösteri toplumu için yaşayan bireylerin sosyal medya uygulamalarında içerik üretebilmesine elverişli olan mekân atmosferleri yaratılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada; sosyal medya uygulamalarının bireyler üzerindeki yönlendirici etkisi belirlenerek, mekân tasarımına olan yansımalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yönteminde ise, anket tekniği uygulanmıştır. Katılımcıların mekân tasarımı bağlamında değerlendirmeleri toplanarak, istatistiksel analiz teknikleriyle yorumlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları, basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örneklem grubunu; sosyal medya kullanıcısı olan 279’u kadın, 179’u ise erkek olmak üzere toplam 458 birey oluşturmuştur. Sonuç olarak sosyal medya uygulamalarının mekân tasarımı üzerindeki rolü, yeme–içme, turizm, mağaza mekânları kapsamında incelenmiş ve mevcut etkinin var olduğu saptanmıştır.
  • Yayın
    Geçmişten günümüze animasyon filmlerinde mekan kullanım analizi
    (Işık Üniversitesi, 2018-05-25) Ürtekin, Özge; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekân ve sinema arasındaki bağ günümüzde önemli bir konudur. Birbirinden farklı gibi görünen bu iki disiplin, filmlerdeki sanal karakterlerin yaşadığı üçboyutlu mekânların tasarım aşamasında birbirine oldukça yakındır. Mimarinin gelişim sürecine bakıldığında gelişen ve değişen yaşam şartları ile birlikte geleneksel çizimden bilgisayar destekli tasarıma doğru hızla ilerleyen bir teknoloji söz konusudur. Mimarlık sunum aşamasında animasyonu anlatım dili olarak kullanırken animasyon sineması da mimarlığı tasarım aşamasında anlatım dili olarak kullanmaktadır. Bu anlamda çalışmada, günümüz animasyon sinemasında mekân kullanımı ve zaman içindeki değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, literatür araştırmasına ve film analizlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili filmler izlenerek incelenmiş ve animasyon filmlerinin mekânsal analizleri; mekân-karakter, mekân-kurgu bağlamı üzerinden irdelenmiştir. Bu doğrultuda, dört bölümden oluşan tez çalışmasında sinema ile mekânın birbirlerine olan faydaları ve iki farklı alanın gelişimine katkıları ele alınmıştır. Animasyon sinemasının başlangıcından günümüze yapım özelliği, izlenme oranı, eleştiriler dikkate alınarak ödüllü filmler arasından 11 adet film seçilmiştir. 1929 yılından günümüze dönem özelliklerine göre isim yapan animasyon filmlerinin mekân ve karakter odaklı yaklaşımlar bağlamında, sinema kurgusunun mekân üzerinden izleyiciye nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu anlamda çalışmada Animasyon tarihi ve animasyon filmlerinde tasarıma yönelik literatür araştırması yapılmış, kaynaklar incelenmiş, ilgili filmler izlenmiş, mekân, sinema kavramları ve animasyon filmlerinde mekânsal özellikler irdelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, seçilen Animasyon filmlerinin mekânsal analizleri mekân, karakter, renk, anlatı değişkenleri üzerinden yapılmıştır. Araştırma sonucunda üç boyutlu animasyon filmlerindeki sahneler, mimari yaklaşımlarla birlikte değerlendirilerek incelenmiş ve filmlerin arka planlarını oluşturan sahne tasarımındaki mimari öğelerin filmin asıl karakterleri kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Yapıda sık kullanılan malzemelerin ekolojik olarak değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-08-28) Kartal, Merve; Koca, Gülru; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    İnşaat sektörü yaşanan nüfus artışı, endüstrinin gelişimi ve kentleşmenin artmasından dolayı tüm dünyada gelişmektedir. Bununla birlikte, yapı malzemelerinin üretimleri sırasında harcanan enerji miktarı, açığa çıkan karbon salınımı ve atık miktarlarının fazla olması yapı malzemelerinin ve yapı üretiminin çevreye zararlarını artırmaktadır. Küresel anlamda CO2 emisyonlarının 1/3'ünden fazlasının inşaat sektöründen kaynaklandığı ve bu nedenle küresel iklim değişikliğinin başlıca nedenleri olduğu tahmin edilmektedir. Yapıların çevresel etkilerinin azaltılabilmesi ve inşaat sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için alınacak önlemlerden en önemlisi ekolojik yapı malzemelerinin kullanımlarının artırılmasıdır. Ekolojik yapı malzemeleri üretimleri ve kullanımları sırasında fazla enerji tüketmeyen, gömülü enerjisi düşük, atık miktarı az ve, toksik özelliği düşük malzemelerdir. Bu amaçla son yıllarda önemli çalışmalar yapılmakta, sık kullanılan yapı malzemeleri ekolojik özelliklere sahip hale getirilmeye çalışılmaktadır. Hatta doğada kolayca çözünen organik kökenli alternatif yapı malzemelerinin bu amaçla kullanılmak üzere geliştirildiği de bilinmektedir. Bu çalışma kapsamında, yapıda sık kullanılan malzemelerin ekolojik özellikleri, bu malzemelerin ekolojik özelliklerinin iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar, çevresel etkisi düşük alternatif yapı malzemelerine değinilmiştir.
  • Yayın
    Müze sergileme vitrinleri ve mağaza vitrinlerininn aydınlatma tekniği kuralları açısından karşılaştırılması
    (Işık Üniversitesi, 2018-05-29) Akgün, Buram; Kılıç Sirel, Hülya; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Sergileme vitrinlerinde görsel konfor, nesnelerin doğru algılanabilmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Bu doğrultuda günümüzde vitrin aydınlatması, giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında, müze ve mağaza sergileme vitrinlerindeki aydınlatma ilkeleri karşılaştırılarak sergi nesnelerinin ışığa duyarlılıklarına göre elde edilmesi gereken maksimum aydınlık düzeyleri, ışıklılık sorunları ve doğru görme koşullarının sağlanabilmesi için alınacak önemleler araştırılmıştır. Ayrıca sergileme hacmi içersindeki aydınlatma sistemleri ve nesnelerin algılanmasına etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırma kapsamında aydınlatma kavramı, doğal ve yapay aydınlatma konuları ele alınıp, aydınlatmanın mekân kavramı ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Sergileme mekânlarında aydınlatma tasarımı, aydınlatmanın işleyişine ve kişilerin görsel algısı üzerindeki etkisi ayrıca ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında aydınlatma, aydınlatma tekniği ve ışık kaynakları başlığı altında, doğal günışığı ve yapay aydınlatma sistemleri ve ışıklıklar incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müze ve mağaza vitrinleri incelenmiş, aydınlatma düzenleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sergileme düzeni sabit tutularak araştırmanın koşulları sınırlandırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında aydınlatmanın, tasarımla bir bütün olarak düşünülmesi ve bütün süreçlerde bu ilkeyle hareket edilmesi gerektiğinden yola çıkılarak, müze sergileme vitrinleri ile mağaza vitrinleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuş olup sergileme düzeni ile aydınlatma düzeninin birlikte tasarlanmasının önemi vurgulanmıştır.
  • Yayın
    Lüks restoranlarda aydınlatma tekniği kurallarının uygulanması ve örnek restoran incelemeleri
    (Işık Üniversitesi, 2018-08-29) Harazi, Begüm; Kılıç Sirel, Hülya; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Kişinin yeme – içme ihtiyaçlarını karşıladığı mekânlardan biri restoranlardır. Kullanıcı memnuniyetini sağlamak için o mekânın algıyı etkileyen faktörlerine dikkat edilmelidir, bu doğrultuda müşteriye aktarılmak istenen restoran kimliği görsel ve işitsel algıyla sağlanır. Mekân ambiyansının görsel ve işitsel olarak tasarımcı tarafından rahatsızlık uyandırmayan özelliklerle oluşturulması, müşterinin restoranda uzun süre geçirebilmesi o mekânı tercih etmesinde büyük role sahiptir. İç mekânda tasarlanan detayları algılayabilmemiz için aydınlatma tekniği kurallarına uyarak oluşturulan aydınlatma düzeniyle neredeyse algılama hatasına hiç olanak bırakmayabiliriz. Mekân algısıyla birlikte müşterinin sosyal etkileşimini, yemek yeme eylemini minimum sorunla sağlamak lüks restoranların temel amacıdır. Lüks restoranların diğer yeme-içme işletmelerinden yemek ve mekân özelliklerine göre daha zengin bir mutfak ve mekânın fiziksel niteliklerinin müşteriyi tatmin etmelidir. Mekânın fiziksel işlevinin doğru aktarılabilmesi için yapay aydınlatmalar kullanılarak sağlanır. Bu çalışma, teknik kuralları göz önüne alarak altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde aydınlatma ve mekân ilişkisinin çalışmadaki amacın belirlenmesini içermektedir. İkinci bölümde aydınlatmanın genel kavramı ve aydınlatmanın amacına değinilmektedir. Üçüncü bölüm, mekânın doğru aydınlatılabilmesi için aydınlatma tekniği genel kurallarını ele alarak, aydınlık kavramının nitelik, nicelik konularına göre yüzey özellikleri değişen nesnelerde nelere dikkat edilmesi gerektiğini içerir. Dördüncü bölümde ise ışık kaynaklarının özelliklerini ve iç mekânda nasıl kullanılacağı ele alınmaktadır. Beşinci bölümde, restoranlarda uygulanması gereken aydınlatma tekniği kurallarının seçilen lüks restoranlara göre incelemesi yer almaktadır. Altıncı bölümde, genel değerlendirme sonucunda edilen bilgilerden yola çıkarak restoranlarda aydınlatma tekniğinde uyulması gereken kurallara bir katkı amaçlamaktadır.
  • Yayın
    Marka arketipleri bağlamında mekân tasarımı: hazır giyim mağazaları
    (Işık Üniversitesi, 2021-02-02) Kuttaş, Duygu Işıl; Özemir, Saltuk; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Farklı alanların kesişme noktalarında yapılan bu tez çalışmasında marka kavramları, marka kimliği, marka arketipleri ve mekânsal tasarım ilişkileri çalışma kapsamında ele alınmış ve kimlik temsili bağlamında incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle markalar için işlevsel kişilik tipolojileri sunan arketip kavramı incelenmiş ve literatürde yapılan araştırmalar sonucunda dört ana arketip grubunu temsil eden dört arketip (Yönetici, Asi, Kâşif ve Sıradan İnsan) ve de giyim sektöründen bu dört arketiple eşleştiği varsayılan dört marka seçildi. Bu varsayımların doğruluğu, bu markaların hem kendi web sayfaları hem de diğer web sayfaları ve reklamları aracılığıyla kendilerini nasıl tanıttığının ortaya çıkarıldığı marka arketip literatürünün araştırılması sonucunda elde edilen bulgularla sınanmıştır. Daha sonra bu markaların mevcut vitrin ve iç tasarımları, kendi marka arketiplerine uygunluklarına göre yerleşim planı, renk, malzeme ve aydınlatma tasarım kriterlerine göre incelenmiştir. Böylelikle hem mesleki alan yazındaki bir boşluğun doldurulması, hem de iç mekân tasarım stüdyosu derslerinin marka, kurum kimliği ve kimlik temsillerini kapsayan proje konularında proje yürütücüleri ve öğrencileri için bu bağlamda nesnel proje değerlendirme ölçütleri oluşturulması yönünde bir adım atılabilmesi amaçlanmıştır.
  • Yayın
    Üç boyutlu yazıcılar ve günümüz mimarisinde kullanımı
    (Işık Üniversitesi, 2020-04-09) Tümer, Mustafa Bora; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Günümüzde farklı sektörlerde yaşanan değişimler, teknolojik ilerleme ve yenilikleri çağımızın vazgeçilmez unsuru haline getirmektedir. Özellikle teknoloji ile birlikte kendini sürekli yenileyen mimarlık alanında üç boyutlu yazıcılar önemli bir yer tutmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar, farklı alanlardaki gereksinimleri ortadan kaldırarak, sektörde varolan eksikliklerin giderilmesine yardımcı olmaktadır. İki boyutlu yazıcılarla kağıt üzerinde görülen “çıktı sonuçları” üç boyutlu yazıcı sayesinde “dokunulabilir üç boyutlu objeler” haline gelmiştir. Üç boyutlu yazıcılarla objeleri üretilebilir hale getirmek için birbirinden farklı imalat tekniklerinden faydalanılmaktadır. İmalat teknikleri içerisinde yer alan eksiltmeli imalatın eklemeli imalata dönüşmesinin ardından birçok yöntem ve teknik de beraberinde gelmiştir. Üç boyutlu yazıcı teknolojileri eklemeli imalatın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Eklemeli imalatta kullanılan yöntem ve teknikler bilgisayarlı modelleme ile birlikte ürünün dijital ortamda üretilebilmesine olanak sağlamıştır. Bu teknoloji, yeni endüstri devrimi olarak kabul edilen Endüstri 4.0’ın vazgeçilmez bileşenlerinden birisidir. Üç boyutlu yazıcı teknolojisi ile büyük ölçekli üç boyutlu yazıcılar sayesinde mimari anlamda etkili çözümler uygulanmaktadır. Bu sayede üç boyutlu yazıcıların her alanda olduğu gibi mimarlık alanına da büyük katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçektir. Maket yapımı, ürün ve mekan tasarımı, ara bağlantı, geçiş elemanları gibi örnekler üç boyutlu yazıcılar tarafından rahatlıkla üretilebilmekteyken büyük ölçekli üç boyutlu yazıcılar tarafından ise daha büyük ebatlı, serbest ve karmaşık yapılar üretilebilmektedir. Büyük ölçekli yazıcıların mimaride kullanılmasıyla birlikte birçok ülkede örnek uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin menşeili firmalar tarafından üç boyutlu yazıcılarla ev ve ofis gibi farklı amaca hizmet veren yapılar inşaa edilmiştir. Dünyada hızla ilerleyen inşaat uygulamalarının otomasyon altına alınabilmesi için bu konuyla ilgili çalışmalar yürütülmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, yazının ve iki boyutlu yazıcıların tarihçesi, imalat kavramı, çeşitleri, temel prensipleri, eklemeli imalat teknolojisi ve yöntemleri, üç boyutlu yazıcıların ortaya çıkışı, bilgisayarlı modelleme ve üç boyutlu yazıcıların günümüz mimarisinde kullanımları ele alınmıştır. Üç boyutlu yazıcıların imalat sektöründe işlevselliği bilgisayarlı tasarım ve modelleme sistemleriyle entegrasyonu, gelişen malzeme teknolojisiyle kullanım alanlarındaki yeri ve önemi, mimari alanda geleceğe yönelik ne tür yapılarla ilişki içerisinde olacağının irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada iki ve üç boyutlu yazıcılar ve kullanım alanları irdelenmiştir. Sonuç olarak üç boyutlu yazıcıların günümüz mimarisine olumlu bir katkısı olduğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    İstiklal Caddesi ve mekansal dönüşüm: Han yapıları
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-15) Koç, Sinem; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Geçmişten günümüze İstanbul’un Beyoğlu semti, 19.yüzyıl reformlarının değişim ve dönüşümü nedeniyle merkezi bölge olma özelliğini sürekli korumuştur. Beyoğlu ve İstiklal Caddesi ekonomik, sosyal, kültürel hayatıyla diğer semtlerden oldukça farklı bir görünüm çizmektedir. Beyoğlu, sadece modern mağazaların olduğu bir yer değil aynı zamanda otel, restoran, kafe ve tiyatroların bulunduğu bir bölgedir. Beyoğlu denilince ilk akla gelen yerlerden biri de İstiklal Caddesidir. İstiklal Caddesi bugün İstanbul’un her kesimden insanı ağırlayan en yoğun caddesidir. Bu cadde, sadece geçmişte değil, günümüzde de popülerliğini sürdürmektedir. Beyoğlu, Osmanlının yüzyıllar boyunca denizcilik ve ticareti yabancı azınlıkların eline bırakmış olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bölgede yaşayan Hıristiyan halkı, Türkçe konuşmaması, kiliseleri, yabancı okul ve hastaneleri, görkemli binaları, Noel ve Paskalya ayinleri ile Türk halkına hem uzak hem de soğuk bir kitle olmuştur. Beyoğlu bölgesi, İstanbul’un ortasında var olmuş küçük bir Avrupa kentidir. Avrupa’dan getirilen mallarla dolu mağazaları, lokantaları, pastaneleri, pasajları ve hanları, tiyatroları, konutları ile İstanbul’un mimari açıdan en dikkat çeken bölgesidir. Ekonomik ve siyasi gelişmeler sonucunda üretim ve tüketim ihtiyacının artması, tüketim kalıplarının değişmesi gibi olgular Han yapılarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu han yapılarında konaklama ve ticaret ön plandadır. Ticaretin ön planda olduğu Beyoğlu bölgesinde birçok mağaza, lokanta ve kafeler han yapılarında faaliyet göstermiştir. Çarşı kültürümüzün önemli unsurlarından olan hanlar, İstanbul’un önemli yapılarındandır. Beyoğlu bölgesinde bulunan Hanlar, ticari malların depolandığı, değerlerinin belirlendiği ve satışının yapıldığı yerler olması dışında, otel ve konut olarak da kullanılmıştır. Hanlar, 19.yüzyılda Pasaj olarak adlandırılan yeni bir ticaret yapısı olarak ortaya çıkmıştır. Pasajlar, Avrupa’daki, özellikle de Paris’teki örneklerinden yola çıkılarak yapılmışlardır. Ancak, İstanbul’un ticaret merkezlerinde büro hanı, geçiş hanı ve pasajların yanı sıra, 19.yy ve öncesine ait klasik Osmanlı ticaret hanları eski işlevlerini sürdürerek, yer yer büro hanlarında gördüğümüz fonksiyonları da üstlenerek varlıklarını günümüze değin sürdürmeye devam etmiştir. Hanların İstanbul’da yaygınlaşması ihtiyaçların yanı sıra, ticaret merkezi ve han olgusuna şehrin yüzyıllardır aşina olmasıyla ilişkilidir. Geçmişte ve günümüzde İstiklal caddesi, özellikle konutları, hanları, pasajları, otelleri ve dini yapıları ile önemli bir kent merkezi olarak da yerini almıştır. Bu doğrultuda çalışma kapsamında İstiklal Caddesindeki hanların geçmişten günümüze geçirdikleri değişim ele alınmıştır. Bu anlamda, Beyoğlu ve İstiklal Caddesinin, tarihsel ve mimari gelişimleri, İstiklal Caddesinde bulunan Hanların dünü ve bugününün mekânsal dönüşümü irdelenmiştir. İstiklal Caddesinde toplam 34 adet Han yapısı bulunmaktadır. Bu hanların bir kısmı aktif durumda değilken bir kısmı konut, otel, iş yeri, ofis ve mağaza olarak kullanılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada, 34 han yapısından 10 adedinin durumları incelenmiş, güncel durumlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak tarihsel gelişim içerisinde İstiklal Caddesinde bulunan hanların ilk kullanımından günümüzdeki kullanımına dönüşümünün nasıl olduğu incelemiştir. Ayrıca bu hanların İstiklal Caddesine kattığı değerler tespit edilip önemi araştırılmıştır.