5 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Yayın İç mimarlık eğitiminde sanal gerçeklik uygulamalarının önemi(Kocaeli Üniversitesi, 2023-04-30) Nas, Sezin; Kavut, İsmail Emreİç mimarlık eğitiminde tasarım stüdyo derslerinin içerikleri incelendiği zaman bu derslerin bölümün temelini oluşturduğu görülmektedir. Stüdyo derslerinde öğrenciler; konsept tasarımı, mekân kurgusu, malzeme, yapı sistemi, ince yapı, mobilya, doku, ışık, ses gibi iç mimarlık disiplini altındaki birçok konuyu ele aldıkları proje tabanlı bir eğitimden geçerler. Bu derslerden elde edilen çıktıların yanı sıra dönem içerisindeki tasarım süreci ve aşamaları da büyük öneme sahiptir. Günümüz tasarım anlayışı dijitalleşme aşamasını tamamlamış, bunun da ötesine geçerek sanal gerçeklik ve kurgu mekânlar üzerinde varlığını ve baskısını hissettirmeye başlamıştır. İç mimarlık gibi tasarım ve proje odaklı bölümlerin çağın gerekliliklerine ayak uydurması ve gelecek taleplerin karşılanabilmesi, öncü ve geleceği tasarlayabilen bireyler yetiştirebilmesi amacı ile sanal gerçeklik uygulamalarının tasarım stüdyo derslerinin kurgularında yer alması gerekliliği doğmuştur. Bu çalışma kapsamında mevcut iç mimarlık proje derslerinin araç ve gereçleri, amaçları, çıktıları sorgulanmakta, iç mimarlık proje temelli tasarım stüdyosu derslerine sanal gerçeklik uygulamalarının dâhil edilmesinin gerekliliği vurgulanmakta ve eğitime katkıları ortaya konulmaktadır.Yayın Transdisipliner eğitim süreçlerinde bir katalizör olarak spekülatif tasarım(Kocaeli Üniversitesi, 2025-11) Uyan Dur, Banu İnanç21. yüzyılın ekolojik, toplumsal ve teknolojik dinamiklerle şekillenen karmaşık krizleri, geleneksel disipliner eğitim modellerinin epistemolojik sınırlarını zorlamakta ve yeni pedagojik paradigmaları zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda transdisiplinerlik, akademi ile toplum arasındaki sınırları eriten ve farklı bilgi türlerini eşit düzeyde bir araya getiren ortak üretim odaklı bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda, spekülatif tasarımın eleştirel araçlarının transdisipliner süreçleri zenginleştirici bir katman olarak bütünleştirilmesi, bu çalışmanın odaklandığı temel ilişkilerden birini oluşturmaktadır. Bu çalışma, söz konusu arayışlara katkı sunmak amacıyla, spekülatif tasarım yaklaşımının transdisipliner eğitim süreçleri için özgün bir epistemik katalizör işlevi görebileceği argümanı üzerine kuruludur. Çalışma, spekülatif tasarımın geleceği öngörmekten ziyade ‘olası gelecekler’ ve ‘alternatif şimdiler’ üzerinden mevcut durumu sorgulayan eleştirel yapısına odaklanmaktadır. Bu bağlamda, spekülatif tasarımın sunduğu kurgusal senaryo, anlatı ve prototiplerin, transdisiplinerliğin soyut ilkelerini tartışılabilir somut zeminlere taşıma ve karmaşık sorunları çok boyutlu ele alma noktasında stratejik bir potansiyel taşıdığı tartışılmaktadır. Yürütülen kavramsal analiz, bu iki yaklaşımın sentezinin, eğitim sürecini tek yönlü bilgi aktarımına dayalı pedagojik modellerden çıkarıp, belirsizliklerle baş edebilen dinamik bir anlam üretme pratiğine dönüştürebileceğini öne sürmektedir. Bu çerçevede spekülatif tasarım araçlarının, transdisiplinerliği harekete geçirerek tasarım eğitimini piyasa odaklı problem çözme pratiğinin ötesine taşıyabileceği ve onu toplumsal hayal gücünü genişleten, etik ve dönüştürücü bir eylem alanı olarak yeniden konumlandırmaya elverişli bir zemin sunabileceği savunulmaktadır.Yayın Spekülatif tasarım projesi kapsamında üretilen öğrenci çalışmalarında Covid 19 döneminin etkisi(Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, 2021-04) Uyan Dur, Banu İnançTasarım genel olarak bir problemi tanımlama ve çözme süreci olarak görülmektedir. Görsel İletişim Tasarımı açısından bakıldığında tasarım sürecinde hedef kitle, üretim, maliyet, ergonomi, işlev ve dağıtım gibi kısıtların dikkate alınması beklenmektedir. Bu kısıtlarla birlikte tasarımcının hedefi, doğru iletişim yöntemlerini kullanarak özgün, yenilikçi ve etkileyici bir sonuca ulaşmaktır. Tüm bu değişkenler içinde problemi doğru tanımlamak çözümün niteliğini de belirler. Diğer yandan, bu problemlerin önemli bir kısmı endüstrinin ihtiyaçlarına göre belirlenir ve çözümler başka alanlara da hizmet edecek biçimde üretilir. Görsel İletişim Tasarımı eğitimi de gerçek hayatın bir benzetimi gibi öğrencilerin sektörde tutunabilecek donanımı kazanmaları üzerine yapılandırılmıştır. Tasarım eğitiminin sektöre iş gücü sağlayan ve öğrencilere istihdam edilebilirlik nitelikleri kazandırmaya çalışan konumu artık sorgulanmaya başlanmıştır. Sektörün beklentilerini karşılayacak donanımda tasarımcı yetiştirmeyi amaç edinmek yanlış olmasa da tek boyutlu bir yaklaşımdır. Diğer yandan her alanda olduğu gibi mevcut tasarım eğitimi yöntemleri sorgulanmakta ve yeni yöntemler geliştirme üzerine pek çok araştırma yapılmaktadır. Tasarım eğitimi, artık sadece günümüz dünyasının ihtiyaçlarına cevap verecek donanımda tasarımcı yetiştirmekten ziyade geleceğin dünyasına şekil verecek tasarımcı yetiştirmeyi amaç edinmeye doğru evrilmelidir. Bu bağlamda, Görsel İletişim Tasarımı eğitiminin şimdiye odaklanan yapısının dışında kalacak şekilde, endüstri veya pazar kısıtlamalarını aşarak yeni söylemler geliştirebilmek, kendi problemlerini belirlemek, daha geniş bir kavramsal bağlamda düşünmek ve gerçeklikle olan ilişkimizi yeniden tasarlamak için "spekülatif tasarım" uygun bir çalışma ortamı sağlayabilir. Eleştirel tasarım metodolojisinin bir parçası olan spekülatif tasarım, olası gelecekler ve alternatif şimdiki zaman üzerine spekülasyon yapmaya ve yeni kavramlar üretmeye odaklanan bir alandır. Problem çözmekten çok sorular soran, alternatif kavramlar, ürünler, sistemler veya dünyalar yaratmak için kurguyu kullanan ve eleştirel düşünmeye dayanan bir tasarım yaklaşımıdır. Olası geleceklere dair spekülasyon yapmak veya şimdiki zamanın alternatiflerini kurgulamak, çeşitli kısıtlarla sınırlandırılmış düşünceleri serbest bırakır ve sınırlar olmaksızın yeni fikirleri keşfetme olanağı sağlar. Bu fikirden hareketle, Görsel İletişim Tasarımı Yüksek Lisans Proje dersi kapsamında öğrencilerle spekülatif tasarım çalışmaları yapılmış, bugünü daha iyi anlamak, sorgulamak ve tartışma alanı açmak adına çeşitli yöntemler kullanılarak alternatif şimdiki zamanlar ve olası gelecekler hayal edilmiş ve somut tasarımlar ortaya konulmuştur. Bu bildiride, öncelikle eleştirel bir tasarım yaklaşımı olarak spekülatif tasarımın kapsamıyla ilgili literatürdeki görüşlere yer verilecek ve tasarım eğitiminde kullanımı açısından değerlendirilecektir. Ardından, derste izlenen yöntemler açıklanacak ve öğrenci projelerinden örnekler gösterilecektir. Örneklerin bir kısmı COVID-19 salgını öncesine ait olup bir kısmı da salgını sürecine yapılan spekülatif tasarım projeleri arasından seçilmiştir. Projeler, konu, amaç, eleştirel bakış, yaratılan dünya gibi çeşitli boyutlarıyla karşılaştırılacak ve aralarındaki farkların nedenleri tartışılacaktır.Yayın Temel tasarım derslerinde algoritmik düşünce egzersizlerinin yaratıcılığa etkisi(Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 2020-10) Karadağ, Derya; Ünal, Faruk CanTasarım eğitiminin birinci senesinde, öğrencilerin tasarım yöntemleri, elemanları ve prensipleri ile uygulamalı olarak tanıştığı temel tasarım dersleri, yaratıcılığın geliştirilmesinde de büyük rol oynamaktadır. Hesaplamalı tasarım yaklaşımlarının eğitim alanındaki potansiyeli, birçok üniversitede akademisyenlerin üzerinde çalışmakta olduğu bir alandır. Hesaplamalı yöntemlerin öğrenme süreçlerine etkilerinin saptanabilmesi için bu çalışmaların yaygın bir biçimde devam ettirilmesi önemlidir. Temelde hesaplamalı yaklaşımların eğitim alanındaki potansiyellerine dair mevcut çalışmaların yaygınlaştırılması ve gözlem alanlarının artmasını amaçlayan bu çalışma, temel tasarım dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, dersi alan birinci sınıf öğrencileri, algoritmik tasarım egzersizleri yardımıyla tasarım sürecinde hesaplama kavramını kullanma yöntemleri ile tanıştırılmıştır. Daha sonra, öğrencinin algoritmik düşünce hakkındaki bilgilenme öncesi ve sonrası üretilen çalışmalarını kendi öz değerlendirmeleri ile karşılaştırmaları istenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalar dersin yürütücüleri tarafından da soyutlama, tasarım dili oluşturma ve mekansal algının geliştirilmesi açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışma kapsamında edinilen çıktılar üzerinden, temel tasarım derslerine hesaplamalı tasarım yaklaşımlarının katkıları ve gelecekte yeni bir çerçeve/strüktür kazandırabilme potansiyelleri tartışılmaktadır.Yayın Temel tasarım stüdyosu kapsamında sanal öğrenme ortamı ve çevrimiçi etkileşimli beyaz tahta kullanımlarının öğrencilerin sosyal mevcudiyetine etkileri(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yayınları, 2023) Karadağ, Derya; Tüker, Çetin; Veryeri Alaca, Ilgım; Gül, Leman FigenÖğrenciler ilk yıl tasarım stüdyosu ortamıyla tanıştırılır, burada temel tasarım öğeleri ve ilkeleri öğrenilir, 3 boyutlu algı ve sunum becerileri geliştirilir. Temel Tasarım dersi metodolojik olarak, öğrencilerin aktif ve işbirlikçi katılımının beklendiği bir stüdyo ortamında, öğrencilerin iki ve üç boyutlu görsel algı ve yaratıcılık becerilerini geliştiren tasarım alıştırmalarına dayalıdır. Bu nedenle stüdyo çalışmalarının online platformlara taşınmasında bu sosyal varlığı kaybetmemek önemli bir sorundur. Bu çalışmada 2020 ve 2021 Bahar dönemlerinde online platformlar kullanılarak gerçekleştirilen Basic Design 1 dersinde kaydedilen veriler öğrencilerin sosyal mevcudiyeti bağlamında değerlendirilmiştir. Her iki dönemde de ders müfredatı, konuları ve metodolojileri aynı olmakla birlikte, 2020 Bahar döneminde sadece Blackboard Görsel Öğrenme Ortamı (Virtual Learning Environment - VLE) ile online eğitim gerçekleştirilmiş; ancak 2021 İlkbahar döneminde VLE olarak çevrimiçi işbirlikli bir beyaz tahta platformu olan Miro kullanılmıştır. Bu çalışmada, çevrimiçi temel tasarım dersi bağlamında, Blackboard uygulaması bir VLE olarak ve Miro uygulaması bir çevrimiçi işbirlikli beyaz tahta platformu olarak olanakları ve kısıtlamalarına odaklanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, temel tasarım stüdyosu bağlamında öğretimsel arayüzlerin öğrencilerin sosyal varlığı üzerindeki etkilerini anlamaktır. Ders kayıtlarından elde edilen verilere göre, VLE’nin temel tasarım stüdyosu bağlamında çevrimiçi işbirlikçi bir beyaz tahta platformuyla genişletilmesinin öğrencinin sosyal varlığını etkilediği görülmektedir.












